Yazmak, çoğu zaman içe doğru yapılan uzun bir yolculuğun dış dünyada bıraktığı izdir. Her yazar kendi sessizliğinden, kendi karanlığından ve kendi hakikatinden yola çıkar; zamanla bunlardan bir dünya kurar. İçten Kozmosa, yazarların bu yaratım serüvenine iki soru eşliğinde yaklaşmayı amaçlıyor. Çünkü bazen bir yazarı anlamak için bütün kitaplarını okumak yerine, doğru iki soruyu sormak yeterlidir.
İç dünyanızdaki duygu ve düşünceleri özgün bir anlatı evrenine dönüştüren yazarlık yolculuğunuz nasıl şekillendi?
Benim için başlayan bir yolculuk yoktu; kendimi bildim bileli o yolda yürüdüğümü hissettim hep. Elime kalem kâğıt alıp küçük notlar aldığım ilk zamanları tam olarak hatırlamıyorum. Belki lise yıllarında olabilir. Fakat çocukluğumda da gençliğimde de kafamın içinde sürekli dönen bir kurgu -o zamanın deyimiyle hayaller- vardı.
Gerçek anlamda yazmayı eyleme dönüştürmem 2016’nın son aylarıydı. Zorlu geçen bir hastalık süreci içindeyken ölüm korkusuyla, sevdiklerime özellikle de çocuklarıma benden bir anı kalsın, duygusuyla yazmaya başladım. Kendi kendime bir Burgess Sendromu uydurdum yani. Anthony Burgess’in hikâyesini biliyorsunuzdur. Kendisine, tedavi edilemez bir beyin tümörü teşhisi konduğunda ne parası ne işi varmış. Ölümünden sonra, eşinin geçimini sağlayabilmesi için bir yılda beş buçuk kitap yazmış fakat sonradan teşhisin yanlış (yalan) olduğu anlaşılmış. Tabi O tanınan bir yazarmış artık.
Ben ünlü bir yazar değilim ama yazmak için çıktığım bu yolda rotayı şaşırdığımı düşünüyorum, çünkü yazmanın benim için gerçek bir terapi olduğunu keşfettim.
Yazdığınız onca hikâye, karakter ve dünyanın merkezinde yer alan; hâlâ da peşinden gitmeyi bırakmadığınız temel soru nedir?
İçe kapanık, az konuşan bir çocuktum ve hâlâ öyle olduğumu düşünüyorum. Dışarıda akan dünyaya ayak uyduramayınca haliyle kendi içinize yöneliyorsunuz. Dünya üzerinde dönüp duran her olayı, her nesneyi ve tabi ki insanları gözlemliyorsunuz.
Aşırı bir empati kurma hevesim var. Bu, bana gerçek hayatta zarar verse de yazın hayatımı eğlenceli kılıyor. Öykü yazarken “inceldiği yerden kopsun,” diyorum bazen, karakterim “Koparsa daha sıkı bağlarsın,” diye dalga geçiyor. Sonra tutup karakterimle kavga ediyorum; bir daha da muhatap olmuyorum. Böyle aksiyonlu, sinematografik kurguların içinde, ben bu hikâyenin neresindeyim, diye soruyor olabilirim. Emin değilim.
Sevgiler.
Teşekkür ederiz.
Muaz ERGÜ
Ayşe GÜMÜŞ ÇOBAN
- 01.02.1976 Antalya doğumlu.
- Anadolu Üniversitesi AÖF Ev İdaresi Bölümü mezunu.
- 2020’de “Yaftalı Köyün Delisi”, 2022’de “Âdem’in Evi”, 2025’de “Hayat Hanım’ın Kurgusuz Filmleri” adlı öykü kitapları yayımlandı.
- Ayrıca “Soğuk Hesaplaşma”, “Kendine Ait Bir Öykü” ve “Veteriner Hekimler Derneği Cumhuriyetimizin 100. Yıl Armağanı” seçki kitaplarında yer aldı.
- İshak Edebiyat, Litera Edebiyat, Edebiyat Haber, Mahal Edebiyat, Yük Edebiyat gibi online dergilerde öyküleri yayımlandı.
- Ayrıca Güncel Sanat Dergisi, AntSanat Dergisi ve Tefani’de öyküleri basılı olarak yer aldı.
- Evli. İki çocuk annesi. Antalya’da yaşıyor.

Son Yorumlar