IV. Murad ve Azerbaycan

Dördüncü Murat aslında şanssız bir hükümdardı. Kardeşi Genç Osman yeniçeriler tarafından çok kötü bir şekilde öldürülünce, amcası Mustafa tahta çıkarılmıştı. Akli dengesi bozuk olduğu için Sultan Mustafa sadece 3 ay hükümdarlık yapmıştı. Sultan Mustafa’dan sonra  Dördüncü Murat 11 yaşında tahta çıkarılmıştı. Ama bütün ipler annesi Kösem Sultan’ın elindeydi. Bu durum, yani kadının devleti yönetmesi Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk defa görülüyordu. Bu nedenle her yerde isyanlar çıktı, ülkenin çeşitli yerleri başka devletler tarafından işgal edildi. Askerleler, özellikle yeniçeriler tamamen bozulmuş ve ne savaşa gidiyor ne de İstanbul’da rahat duruyorlardı.

Dördüncü Murad korkular içinde büyümüştü. Kardeşi Genç Osman’ın kendi askerleri tarafından nasıl rezilce ve aşağılanarak öldürüldüğünü unutmamıştı.

İyi eğitim almıştı. Vücutça da çok güçlü olduğunu yazar tarihçiler. On sekiz yaşına geldiğinde bütün gücü kendi elinde toplamak istedi. Bu nedenle işe askerleri düzene sokmakla başladı. Başı bozuk yeniçerileri denetlerken bir yeniçeri onun genç oluşu ile alay edip güldü. Anında kılıcıyla yeniçeriyi atıyla beraber ikiye böldü. Bu hareketi ve gücü askerler arasında korkuya neden oldu. Bütün paşalar ve askerler çok geçmeden ona boyun eğmek zorunda kaldılar.

Kısa zamanda ülkedeki karışıklığı bastırdı. Rüşvet alanları, tütün ve alkol yasağını dinlemeyenleri astırdı. Bu cezalandırmayı bizzat kendisinin yaptığını da söylerler. Geceleri kıyafet değiştirerek karışıklığa sebep olan kahveleri, meyhaneleri denetledi. Emirlerine uymayanları anında cezalandırdı.

Onun döneminde Hazerfen Ahmed Çelebi, Legari Hasan Çelebi, Bekri Mustafa, Evliya Çelebi, Şeyhülislam Yahya gibi ünlü bilim adamları yetişti. Hazerfen Ahmed Çelebi Galata Kulesinden kanat takarak Üsküdar’a kadar uçan bir ilim adamıydı.

Osmanlıların en ünlü hiciv şairi Nef’i de onun döneminde yaşadı. Herkesi korkmadan hicveden Nef’i padişahın yasak etmesine rağmen yeniden hiciv yazınca Dördüncü Murad onu affetmedi ve öldürttü.

Dördüncü Murad’ın öfkesi ve gücü Osmanlı tarihçileri tarafından biraz da abartılarak anlatılır. Mesela, Bağdat savaşı sırasında yüzlerce kiloluk topu kaldırarak Fırat Nehrine attığını yazarlar. Bunun yanı sıra yabancı tarihçiler de onun olağanüstü gücünden bahsetmişlerdir.

Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra terk edilen Padişah’ın bizzat savaşa gitme âdeti Dördüncü Murad’la yeniden canlandı. 28 Mart 1635 yılında Dördüncü Murad ordunun başına geçerek Revan ve Bağdat seferlerine çıktı.

Ordu, yedinci ayda Revan’a vardı. Revan kalesinin komutanı Emirmirgünoğlu Yusuf’du. Kaleyi tam on gün Dördüncü Murad’ın 200 bin kişilik ordusuna karşı savundu. Etraftan yardım alamayınca on günden sonra 8 Ağustos’ta kaleyi Dördüncü Murad’a teslim etti. Dördüncü Murad bu kahraman ve hoşsohbet kale komutanını çok sevdi. Onu yanına aldı. İstanbul’a dönünce de Emir Mirgün Oğlu Yusuf’u yanında götürdü. Herkesin korkudan titrediği Sultan Murad’la Yusuf ayrılmaz iki dost oldular. Padişah Yusuf’a İstanbul boğazına bakan en güzel arsalardan birini hediye etti. Emir Mirgün Oğlu Yusuf o şahane manzaralı yerde kendisine güzel bir köşk yaptırdı. O köşkte defalarca padişahı ve diğer vezirleri, paşaları ağırladı. İstanbullular Emir Mirgün adını Emirgan yaptılar ve bu güzel semte o adı verdiler.

Emir Mirgün Yusuf ölünce onun varislerine kalan Emirgan korusu ve köşkü zamanla el değiştirdi ve başkaları tarafından satın alındı.

1871 -1878 tarihleri arasında Hidiv sülalesinden, İsmail Paşa tarafından yaptırılan parkın içindeki Sarı köşk, Şale üslubundadır. Bir kuş evi görünümündedir.

İstanbul’ un hâlâ yeşil kalabilen bir kaç yerinden biri olan Emirgan, 1943 yılında halka açılmıştır. Tepeden Boğaz’a bakan gayet güzel bir görünümü vardır. Koruluk içinde bir kaç yerde köşkler vardır. Bunlardan en önemlisi gölün hemen üstündeki Zarif Ahşap köşküdür. Şimdi İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından korunan ve park haline getirilen bu güzel mekanı her gün binlerce insan ziyaret etmektedir.

Osmanlı padişahlarının av ve dinlenmek için gittikleri Emirgan’da bir Azerbaycanlının emeği ve ruhu vardır. Ben ne zaman İstanbul’a, oradan da Emirgan’a gitsem orada hemen aklıma Dördüncü Murad’ın Revan seferi ve Emir Mirgün Oğlu Yusuf aklıma gelir.

Dördüncü Murad sadece 28 yıl yaşadı.1640 yılında aniden öldü. İçkiyi ve tütünü yasak etmesine rağmen kendisinin de çok içtiğini yazar tarihçiler. On yıl içinde Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden dirilten ve eski gücüne kavuşturan bu hükümdar şimdi her gün binlerce turistin ziyaret ettiği ve Avrupalıların Mavi Camii dedikleri Sultan Ahmed Camisi’nin yanındaki türbesinde kardeşi Genç Osman’la yan yana yatmaktadır.

Orhan ARAS

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir