Köyümüz Eşrafından…

Mahallemizdeki kocaman câminin göğsünden bir çift minare yükselir… Gökyüzüne uhrevi kapı açan bu minareler bazı anlarda biraz daha incelmiş, semaya doğru biraz daha uzamış gibi görünür gözüme. Ölüm salâsı okunurken…

İmam efendinin hoparlörden yankılanan sesini duyar duymaz tarifsiz bir huzursuzluk çöker içime… Tedirgin olurum, sabırsızlanırım. Kim öldü acaba? ‘Çabuk ol imam efendi, salâyı bitir de merhumun ismini söyle, haydi!’

Minareler gibi uzayıp duran salâ bitmek bilmez o anlarda. O birkaç dakika, sanki birkaç yıl olur. İmamın hüzün soslu sesinden anons duyulur nihayet: ‘Falanca belde eşrafından falan şahıs hakkın rahmetine kavuşmuştur. Eş, dost ve yakın akrabalarına ilânen duyurulur.’

Merhumun ismini duyar duymaz rahatlıyorum, hatta havalara uçuyorum sevinçten. Oh be, şükürler olsun sana Yarabbi! Ölen ben değilim. Kefeni yırttık yine. Bir sonraki salâya kadar rahatız artık. O an yüz ifademi gören olsa ‘herifin hasmı ölmüş’ diye düşünür kesin. Oysa ben inanılmaz barışçıl bir insanım. Birilerinin hasmı mıyım bilmiyorum ama benim düşmanım hiç olmadı. Ben sadece kendi ölmediğime seviniyorum.

Her salâ okunduğunda adım söylenecek diye acayip tırsıyorum. Aslında korkularım yersiz olmalı. Zira çok gencim ve bu yaşta ismim imam efendinin diline düşmez inancındayım ama yine de korkmadan edemiyorum. Nasrettin Hoca demiş: ‘ya düşerse…’ Sırf bu yüzden sonuna kadar pürdikkat dinliyorum salâyı. Ölmüşsek kaçırmayalım, haberimiz olsun bari.

İmam efendi, merhumun vefatını eş, dost ve yakınlarına ilânen duyuruyor. Tuhaf değil mi? Sadece eş, dost ve yakınları bilgilenecekse o zaman bütün mahalleyi niye ayağa kaldırıyorsun? Sonuna ‘ve bütün mahalle halkına’ ibaresi ekle en azından. ‘İlanen duyurulur’ ne demek ayrıca? Ölenle ölünmez demişler ama sen Türkçeyi de katlediyorsun? Lütfedip ya duyur ya ilan et. İsraf haramdır, imam efendi. Müteradif kelime sarf etmek de israftır!

Şayet bir gün ben de ölürsem -ki her ihtimal gerçek olacak diye bir kaide yoktur- n’olur beni ‘ilânen’ duyurma. Namlı bir Türkçe öğretmeniyim ben.

Umulur ki imam efendi bizi dinler de bundan sonra Türkçeyi doğru kullanır. Gerçi merhumlara bunun bir faydası olmayacak ama biz devlet memuru olarak görevimizi yerine getirelim yine de…
. . .
Günlerden bir gün…
Minareler incelir yine, gökyüzüne doğru süzülmeye başlar…

“Gence eşrafından…”
Dur imam efendi, dur…
Şimden gerü tüm sıfatlar geçersizdir!
“Kamu âleme duyurulur…”

Garez Fuzûlî’ye ancak elinde ölmektir
Velî muhaldir ol hem, sen olucak kâtil

Mehdi GENCELİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir