Mustafa Everdimiz…

Edebiyat camiasında tanıdığım en donanımlı, en mütevazı, okuyucusuna değer veren, hatta okuyucusunu kendinden daha bilgili gören nadir yazarlardan biridir Mustafa Everdi. Gerçi yazar demek tam olarak karşılamaz Onu. Masa başında kurgusal metinlerin esiri değil O. Kanlı canı insanların arasında. Yazdıkları da aynı… Keşke Malatya Yeşilyurt kaymakamı iken tanısaydım Everdi’yi. Bizim köyün okullarına kitap, defter, kalem vb… kırtasiye malzemeleri dağıttırırdı. Kısmetimizde Onunla sosyal medya mecralarında tanışmak varmış.

İlginç bir profili var Everdi’nin: Şimdilerde Ankara’da noter, kitap sayfalarında kara mizah ustası, bazı bazı hukukçu, çoğunlukla edebiyat özellikle de öykü eleştirmeni, son dönemlerin hiperaktif öykücülüğünün imamı/duayeni… Evet, Onun öykülerini, öykü dilini tahlil etmek bana  göre değil. 

Everdi kendisini muhafazakâr olarak tanımlamıyor ama dinî bilgisi de iyi. Hem de Hacı Mustafa Emmi da diyebiliriz. Hac görevini ed etmiş. “Diyanet’in Hacısıyım Hacer-ül Esved’in Hastasıyım” kitabı da bunun kanıtı. Yedi günlüğüne de olsa dava uğruna cezaevine de girmişliği var. Daha ne olsun….

Soldan vuruşu iyidir Hacı Emmi’nin bari sağdan vurmasa. “Örgütlü Ölüler”, “Dava Kıran”, “Kılçıklı Hikayeler”, “Metropol Mücahidi” ile sağdan da vuruyor gelişine gelişine… Neymiş efendim “Hukuk Böyle Buyurdu” (kitabının ismi) imiş.

Tam teslim oluyorum Edebiyatımızın Kara Saltuk’unun öykülerine. Eleştirel bir gözle okumuyorum. Çünkü biliyorum ki eleştiriye konu olan herhangi bir metin fazla örselendiğinden, yaralandığından okuyucusuna bir şey söylemez hüzünlendirmez,  sevindirmez, metafizik gerilime yol açmaz. Aynı şekilde tarihi bir vesika olarak alınan herhangi bir şiir aynı şekilde yoğun eleştiriye maruz kaldığından okuyucuya söyleyeceği herhangi bir mesaj kalmamıştır artık. Ayrıca çok eleştirenler “çok bilenler az inananlardır.”  “Örgütlü Ölüler”de şehrin insanı yalnızlığa iten o korkutucu bencil aşksızlıktan taş kesilmişliğin “Mega makinenin insan merkezli olmayışını şehirlerin ölümden ibret olmayan duygusuzluğunu” hissettiriyor. 

“Dava Kıran”da Türkiye’nin başkentinde geçen olaylar örgüsüne katılıyor, imkânsız aşklar peşinde koşuyorum sonra Asım olmaya evriliyorum. İşte Asım benim diyorum.

“Kılçıklı Hikayeler”de “Sitem’e Vardı Evimiz” başlığında üzülüyor. “Abdest Lekesi” başlığıyla aklım fazla mesaiye gidiyor, enişte olmak için tüm hormonal hücrelerim harekete geçiyor. Tebessüm ediyorum.

“Metropol Mücahidi”nde muhafazakârlığımın  bastırılmış duyguları kanalize oluyor. Esved olur evdekiler de karpuz güzeli Bahriye… Dedim ya teslim olmak en iyisi. Cami cemaatinin yaşadığı tanrısal samimiyet, içtenlik, ihlas, takva çok bilip az inanan hatta namaz kılmayan  ilahiyatçılardan daha iyi  değil mi?

Üstad Mustafa Everdi’ye saygıyla…

Abdulvahap SERT

2 Comments

  1. Mustafa Everdi Reply

    Abdülvahap Sert’e teşekkür ederim. Portre yazarlığı cevheri var kendisinde. Edebiyata yönelik hevesi sürekli yazılarla devam eder, dileğiyle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir