Çanakkale Savaşı tarihimizin askeri, siyasi, ekonomik, toplumsal en önemli hadiselerinden biri. Tarihimizdeki en büyük savaşlardan. Bu savaş Birinci Dünya Savaşı dönemindeki bölgesel mücadelelerden biri olmasına rağmen sonuçları yukarıda belirttiğimiz gibi birçok açıdan oldukça önemli. Özellikle sonuçları Osmanlı’yı derinden etkiliyor. Aslında buradaki mücadele Türkler için savunma amaçlıydı. İngiliz ve Fransızlar ise İstanbul’u alarak hem Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak hem de müttefikleri Çarlık Rusya’sına yardım edebilmek için fiili bir saldırı başlattılar. Normalde aktif bir cephe olarak planlanmayan Çanakkale’de düşmanların taarruzlarıyla eşi benzeri olmayan bir savaş başladı. Hem sayı olarak hem olanak olarak İtilaf Devletlerinin çok gerisinde olan Türk askerleri canlarını dişlerine takarak dünyanın unutamayacağı bir mücadele tarihi yazdılar. Bu cephede tekniğe, malzeme bolluğuna rağmen Türk askeri insan gücünün, vatan sevgisinin, cesaretin, adanmışlığın bir savaşta nasıl etkili olabileceğini bütün dünyaya gösterdi.
Savaşı biz kazandık. Burada bizim liseli, üniversiteli okumuş yazmış insanlarımız asker olarak görev aldı. Okumuş nüfusumuz kayboldu. I. Dünya Savaşı uzadı. Osmanlı’nın yıkılması bir kaç yıl gecikti. Rusya’da devrim oldu, yönetim değişti. Bütün zor şartlara, onlarca cephede mücadele etmenin yorgunluğuna rağmen buradaki zaferle direnme gücümüz arttı, millî bilinç gelişmeye başladı. Savaş sonrası Osmanlı’nın dağılmasıyla başlayan Millî Mücadele hareketinin moral ve motivasyon kaynağı Çanakkale zaferi oldu. Çanakkale Savaşı ve zaferiyle ilgili bir çok şey yazıldı çizildi. Binlerce makale, yüzlerce kitap, roman, öykü… Herkes kendi zaviyesinden bu zaferi değerlendirdi. Çanakkale Savaşı ve zaferini anlatan, savaşın zorluklarını her okuyana hissettiren, okuyucuyu ağlatan, savaş sonrası duyguları da dile getiren kitapların başında Mehmet Niyazi’nin Çanakkale Mahşeri adlı romanı. Bu roman adeta bir Çanakkale belgeseli. Kitaptaki tasvirler yazarın dili oldukça başarılı.
Geçtiğimiz günlerde yazar Mehmet Hayati Özkaya’nın Ötüken Neşriyat etiketiyle “Oğuz Amca Diye Biri” adlı bir kitabı çıktı. Daha doğrusu uyarlaması. Bu kitabın Çanakkale ve Mehmet Niyazi ile ilgisi ne diye sorulabilir. 51 sayfalık bu çalışma aslında Mehmet Niyazi‘nin Çanakkale Mahşeri adlı kitabının tiyatroya uyarlanması. Çanakkale destanının kitap sayfalarına hapsolmasına gönlü razı olmayan Özkaya Çanakkale Mahşerinde çocuklarıyla omuz omuza savaşan Oğuz Amcayı bir tiyatro oyunu ile yeniden hatırlatıyor. Malum tiyatro bütün sanatları kullanarak bunları anlamlı bir biçime dönüştürür. Harekete dayanır tiyatro. Görüntü ve eylem vardır. Özkaya’nın bu çalışması Çanakkale’yi yeni kuşaklara anlatmak ve yeniden hatırlatmak için çok isabetli olmuş. Günümüz insanı okumaktan daha çok görmek istiyor. Kalın kitapları okumak yerine özetin özetini istiyor. Bu açıdan baktığımızda “Oğuz Amca Diye Biri” önemli.
Mehmet Niyazi’nin kitabındaki Oğuz Amca, Yahya Çavuş, Hasan Şakir, Rasih Hoca… Özkaya’nın da kitabındaki kahramanlar. Oğuz Amca ile Yahya Çavuş cephededir. o anda bir asker gelir ve Oğuz Amca’yı sorar. Neyse konuşurlar. Bu asker Oğuz Amca’yla aynı köylüdür. İlerleyen bölümlerde bu asker köyden bir mektup alır ve mektupta Oğuz Amca’nın iki oğlunun Sarıkamış’ta şehit olduğu yazılıdır. Asker bu kara haberi babalarına verir. Tevekkülle karşılar Oğuz Amca. Oğlu Mustafa’yı sorar:
– “Mustafa köyde mi?”
– “Yok” der Asker. “O da bizimle askere alındı. Keşan taraflarında olması gerek.”
“Özkaya’nın Oğuz Amca Diye Biri” adlı tiyatro uyarlamasındaki bu bölüm bile Çanakkale Savaşı’nın çetinliğini belirtir. Bizim çocukluğumuzda Liseli abilerimiz ve ablalarımız tarihimizde önemli yeri olan olaylarla ilgili piyes ve tiyatro oynarlardı. Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşı… bunların başında gelirdi. Küçük ilçede olmamıza , imkânların kısıtlı olmasına rağmen öğrenciler çok kaliteli sunumlar, gösteriler yaparlardı. Çok hoşumuza giderdi bu etkinlikler. Şimdi imkânların çokluğuna rağmen o amatör ruhla çıkartılan kaliteli işlere ne yazık ki rastlayamıyoruz. Mehmet Hayati Hoca’nın bu uyarlaması gerçekten çok iyi olmuş. Okullarda oynatılabilir.
“Oğuz Amca Diye Biri” kitap okumaktan sıkılan, okumayı sevmeyenler için rahatlıkla, sıkılmadan okunabilecek bir çalışma. Hacim olarak küçük olmasına rağmen Çanakkale ruhunu ustalıkla yansıtabiliyor. Aynı zamanda tiyatro uyarlaması olması da ayrı bir avantaj. Yukarıda bahsettiğimiz gibi çağımız görme, gösterme çağı. Özkaya’nın bu uyarlaması eğitim kurumlarınca değerlendirilmeli. Malum önümüzdeki günlerde “18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü” var.
Yazımıza kitabın arka kapağında yer alan aşağıdaki yazıyla son verelim.
“Çanakkale,
Türk Kahramanlığının, zaferleri kıskandıran büyük bir destanıdır.
Çanakkale,
Vatan için höllük eleyip, beşik beleyip, evlât büyüten anaların destanıdır…
Çanakkale,
Elleri kınalı yavukluların, gözyaşlarıyla, hasret duygularıyla büyütülmüş sevdalarının destanıdır…
Çanakkale bir Mahşerdir ve söz konusu vatan olunca cephelerde oğullarıyla omuza omuza vuruşan babaların, Oğuz Amcaların destanıdır…
Kısacası Çanakkale, Türk İstiklâl Mücadelesinin bir diriliş destanıdır…
Selam olsun bu destanı yazanlara…
Selam olsun, bu toprakları vatan yapmak için cana can, kana kan katanlara;
Selam olsun bu vatanı yaşatmak için cepheden cepheye koşanlara…”
Muaz ERGÜ

Son Yorumlar