Bu kadar dedikodusu yapılınca “Bir Başkadır” izlemek vacip olmuştu, izledim. Dilimde biten tüylerden birinin benden habersiz tohum vermesi sevindirici. “Kızın kafasındaki örtüye takıyor ama kendi kafasında çuval var” cümlesi 90’a takılan klas bir goldü.
Kurgunun giriftliği, karakterlerin Türkiye’nin özellikle dizilerden atılan gerçek karakterlerini konu alması mühim.
Türkiye’de sanat neden evrenselleşemiyor sorusunun cevaplarından biri de bu. Kendi toplumunun sorunlarıyla yüzleşmeyi reddeden sanat da bilim de evrenselleşemez. İnsan için de geçerli bu. Kendiyle ve toplumuyla kavgası olmayan ikisini de tanıyamaz. Matrix’te kahinin badigardının dediği gibi “kavga etmeden tanıyamazsın”.
Bu dizi tam anlamıyla Jet Li dövüş sahnesini izlerken hissettiklerimi uyandırdı. Zengin Kürt, temizliğe giden başörtülü, toplumundan nefret eden entelektüel… Bunların tamamı çocuğuyla parkta gezerken öpüşen sevgilileri görüp yüz çeviren ebeveyni hatırlatıyor bana. Bizim memleketin tarifi de biraz böyle. Utanmayanlar, utananlar. Konuşan yok.

Konuşmak, buralarda kavgaya dönüşüyor anında. Sanat bunun için var. Yüz yüze söylendiğinde kavga edilmeden ayrılmayacak cümleleri herkesin önünde söyleme gücü katan sihirli, tılsımlı güç. Bugün kimse “Benim örtüme laf ediyorsun ama kafanda çuval var” deyip öylece geçip gidemez. Ama işin içine sanat girince her şeyin mahiyeti değişiyor.
Düşmana büyük bir kazık sokma niyetiniz varsa yonttuğunuz bıçak da keskin ve sağlam olmalı. Bütün toplumlar düşmanlarıyla yaşar. Kimlik bulmanın ve korumanın başka bir yolu yoktur, olmamıştır da. Herkesin merak ettiği, bazılarının çok cevabını bulduğu o soru “Neden darda iken bozulmadık da feraha kavuşunca kaybolduk?”. Artık güç bizde/onlarda. Bu bir vehim ise iki tarafta da aynı.
Pulları yağlı bir balık gibidir güç. Onu şansına avlayabilirsiniz ama elinizde tutmak için bilgiye, tekniğe, tecrübeye ihtiyacınız vardır. Toplumu yönetecekseniz sanatla ilişkinizi diri tutmalısınız. İkinci seçenek kaba güçtür ve iki tarafı da yıkar. İktidarların kaybedeceği en önemli değer konumudur. Oraya gelmek için varını yoğunu harcayan özel-tüzel kişiler, orada durabilmek için daha fazlasını harcamaları gerektiğini ancak iktidarı kaybettiklerinde anlarlar.
Bunları ona bu bedeli ödemeden önce hatırlatan ilim, fikir, sanat, kitap sahipleri özlerinde muhalif olduklarından iktidardan en evvel kovulanlardır. Bir de yalayan takımı var ki onlar ağızlarından dökülen salyalarla sahiplerinin ayağını kaydırırlar fakat güzel yalanmanın hazzıyla sahipler bunu görmezler.

Ahmet BAYRAKTAR

Son Yorumlar