30 yıl kadar önce ödünç bir kasetten dinlemiştim ilk kez onu. Neredeyse çocuktum. Bugünden baktığımda müziğe dair yegâne istidadı, belli belirsiz bir önseziden ibaret olan bir çocuk…
Bir müzik parçası mı dinliyorum, yoksa bir tiyatro perdesi açıldı da yalnızca seslerle oynanan bir oyunun içine mi düştüm, anlamamıştım. Alışık olduğum türden, tek ya da iki müzikal temanın lirikler üzerinde yeknesak gezindiği şarkılardan değillerdi. Arada, içinde bulunduğu şarkıyla bile dalga geçen minicik ezgiler, enstrüman seçimleri, vokalin kimi zaman karikatür sınırlarında dolaşan teatral abartıları, düzenlemeler… Kapatın gözlerinizi, rengârenk bir kumpanya sahnesindeydiniz.
Timur Selçuk, bu müzikal şöleni, öyle liriklerle taçlandırırdı ki, o şiirleri müziklemek her babayiğidin harcı değildir. Ümit Yaşar Oğuzcan, Orhan Veli, Attilâ İlhan, Nâzım Hikmet… Kolay mı?
Bir şarkı dinlerken sadece yoğunluğunu duyumsarsınız hani. Ama içinde ne var ne yok tam da bilemezsiniz ya, öyle bir histi onun parçalarının bende uyandırdığı. Öyle de kaldı uzun zaman. Lakin yaşlandıkça şarkıları didiklemeyi sever oldum. Arkasındaki hikâyeleri öğrendikçe şarkılardaki o tılsımlı karanlığın içinde yolunu daha kolay bulabildiğini fark ediyor insan.
Mesela bir şarkısı vardır Selçuk’un, “Karantinalı Despina”… Bir Attila İlhan şiiri; Geçmişe hüzünlü bir yolculuktur adeta.
“Bir gül takıp da sevdalı
Her gece saçlarına
Çıktı mı deprem sanırdın
Kara kız kantosuna.”
Ah, “Kara Kız”… Balkan Harbi’nin daha on altısında, Makedonya’dan, söküp İstanbul’a savurduğu Dramalı Hasan Hasgüler’in, altı asırlık Osmanlı yıkılırken, Pera’nın tuluat tiyatrolarında çınlayan nihavent kantosu. “Saçların ne güzel kara kız, ara sıra gel de beni ara kız” diye başlayan hani…
“Titreşir kadehler
Camlar kırılır alkışlardan
Muammer Bey’in gözdesi
Karantinalı Despina”
Muammer Bey kim mi?… İzmir eşrafından, kuru üzüm, incir, tütün ve zeytinyağı tüccarı. Meşhur Uşşakizade Muammer Bey… Biz daha çok kendisini Latife Hanım’ın babası olarak biliriz. Atatürk’ün kayınpederi yani…
Ya Karantina? İzmirliler bilir “Karantina”yı. O zamanların “piçhane”sinden (şimdinin Etnografya Müzesi) Susuz Dede’ye kadar olan yerin adı. Şimdinin Kabataş’ı…
Neden mi karantina? Zamanın Askeri Hastanesi’nin yanındaki açık alanda karantina çadırları kurulurmuş bir zaman. Sonradan Askeri hastane taşınınca bura da iskana açılmış. Ama ismi “Karantina” olarak kalmış. Sözcüğün kökeni Latince… 14.yy da büyük veba salgını sırasında Venedik’e gelen gemiler şehre sokulmadan önce 40 gün açıkta bekletilirmiş. İtalyanlar “quaranti giorni” (40 gün) derlermiş buna.
“Çapkın gülüşü
Şöyle bir faytona binişi Kordelya’dan
Ne kadar farklıydı her kadından
Her bakımdan”
Kordelya… İzmir’in 1. kordon’una Levant cemaati tarafından veriler ad. Karşıyaka’nın eski adı. Ne kadar eski peki? Çok… 12. yy dan, 2. Haçlı seferinde bir süre burada konaklamış İngiltere Kralı I. Richard. Nam-ı diğer, Arslan Yürekli Richard. Yani “Coeur de lion”(Fransızca Arslan yürekli) demek… İngiliz Kralı neden Fransızca lakap mı taşır? O günlerde İngilizceyi yalnız cahil köylüler kullanırmış, İngiliz sarayı Fransızca konuşurmuş.) “Cordelia” ya dönüşmüş yıllar içinde. Tabi daha sonra dolgu ile yapılan bugünkü kordon tarafından tarihe gömüldü.
“işgal altüst etti nasıl da İzmir’de her şeyi
öğrendi kullanmasını despina bu yanlış geceyi
körfez’de parıldayan yunan zırhlılarına karşı
Miralay Zafiru’yla İspilandit Palas’ta sevişmeyi”
Miralay Zafiru; İzmir’i işgal eden I. Yunan Tümeni’nin komutanı “Nikolas Zafirios”. İspilandit Palas? “İsplandit” (ing. Splendid) sözcüğünün “muhteşem, görkemli” anlamına geldiği biliniyor sadece. Bir “İspilandit Palas” var hala ama İstanbul, Büyükada’da. İzmir’deki İspilandit Palas’tan iz yok… Büyük İzmir yangınında kül mü oldu acaba?
Peki ya Despina? Karantina yokuşun da 104 sokakta ikamet edermiş derler. Hatta sokağın adı Despina Sokağı’na çıkmış zamanında. Ama nüfusta kayıt yok, fotoğrafı yok, Şöhretini hesaba katacak olursak zamanın gazetelerinde haberleri olmalı. Lakin o da yok. İzmir’de kaldı mı, Miralay Zafiru’yla Yunanistan’a mı kaçtı, Avrupa’ya mı yerleşti? Bilinmiyor… Eskiler esmer güzeli bir kadın olduğunu söylemişler sadece. Uzun siyah saçlı, ince belli, geniş kalçalı, iri kahverengi gözlü… Belki de böylesi daha iyidir. Herkesin hayalinde belli belirsiz bir imge olarak kalması yani.
Kaan BAHADIR

Son Yorumlar