Yine Uzadı Günler

Yine uzadı günler. Yorgun ve asi bir akşamüstü dinginliğinde ruhumuz baharla arınır. Çetin muharebelerden yeni çıkmış eski çağ kahramanları gibi çekiliriz bir köşeye. Başımızda bin bir sevda. Kanat çırpar delilik.

Bir masal anlatmalı bize birileri. Bir şiir söylemeli. Bir türkü yalamalı kulaklarımızı, eski zaman dengbejlerinden ince bir ses yayılmalı ortalığa. Çarşılara gizemli bir el değmeli, sokaklara sihirli bir hava yayılmalı, caddelere buhurlu bir rayiha. Bir kırlangıç havalanmalı, bir keklik sekmeli fundalıklardan, yokuşun dibinden bir tavşan. Bir ninni uzamalı evlerden sokaklara ‘uyu bebeğim uyu/uyu da büyü bebeğim.’

Bir sevda türkü olup dolanmalı dilimize, bir düğün halaylanmalı, bir çocuk ilk adımlarını atmalı yaşamın orta yerine. Bir çiçek tomurcuklanmalı, bir ağaç ilk meyvesini sunmalı insanlığa. Bir hayal şekillenmeli usul usul, bir umut boy vermeli kıpır kıpır.

Yine uzadı günler. Dingin ve baygın bir baharla arınır ruhumuz. Başımızda bin bir sevda, bin bir hayal diziliriz kenarına yaşamın. Serde şairlik.

Bir umudu paylaşmalı birileri bizimle, bir ekmeği bölüşmeli. Bir ırmak şarıltısı silmeli kulaklarımızın pasını, bir köpek havlamalı, bir kedi miyavlamalı ötede. Bir dere taşmalı, bin bir nebatat inmeli öğle sonları çarşılara. Satıcı çığlıkları doldurmalı sokakları, ezan sesleri yayılmalı ovalara. Çeşme başlarında yeni bir dünya kurulmalı, huzur inmeli açık hava çay bahçelerine, güven yayılmalı yol çatlarına.

Efsaneler ortaya dökülmeli, destanlar dile gelmeli, ak sakallı dedeler asalarıyla yollara dizilmeli. Yollar gerçeğe varmalı, yollar dostluğa, kardeşliğe, insanlığa varmalı.Yine uzadı günler. Kısacık gecelerde bırakıp bütün yorgunluğunu her şafakla yeniden doğar bahar, yeniden doğar insan. Bir zil çalar ötede, ilk ders başlar yarı uykulu, sonra ilk teneffüsün heyecanı uğultulu.

Fotoğraf: M. C. Sancar

Bir roman anlatmalı birileri bize, hepimizin yaşadıklarından bir ince  kesit. Bir hikâye anlatmalı birileri bize hepimizin bildiği dilden bir hikâye. Bir tebessüm yayılmalı yüzlerimize güneşten daha sıcak, bir parıltı çakmalı öteden, bir bulut geçmeli göğümüzden, bir yağmur dalgası aniden. Islak bir ürperti  düşmeli içimize. Alnımıza yapışmış saçlarımız uzamalı yağan yağmurla. Bir şimşek çakmalı, masmavi dehşetiyle yayılmalı sokaklarımıza, caddelerimize. 

Üzerimizden kuşlar geçmeli sürü sürü, tayyareler geçmeli. ‘Tayyare selam söyle o yare’ demeli içimizde bir çocuk. Bir çocuk içimizde ‘bahar geldi’ demeli. Koşun çocuklar sokaklara, koşun meydanlara, oyunlar oynayalım. Ebeler seçelim. Çamurdan evler yapalım, kağıttan gemiler yüzdürelim hayal ülkelerine. 

Yine uzadı günler. Her şeye ayırabileceğimizden daha fazla zaman elimizde. Kendimize ayırabileceğimiz, sevdiklerimize ayırabileceğimiz. Tabiata ayırabileceğimiz, cem-i cemadata ayırabileceğimiz uzun zamanlar. Ayır ayır bitiremeyeceğimiz kadar uzun zamanlar. Hayallerimizi uzatan, umutlarımızı ufka yayan zamanlar. 

Fadıl KARLIDAĞ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir