501 Numaralı Hücre ve Genceli Mehmet Altunbay

1967 yapımı asker kökenli yönetmen Nusret Eraslan’ın 501 Numaralı Hücre filmini daha önce izlemediğime şaşırdım kaldım. 501 Numaralı Hücre, Albay Nusret Eraslan’ın Ordu Foto Film Merkezinin başına getirilmesiyle ortaya koyduğu filmlerden ikincisi. Diğer yapımları ise: Kocatepe’nin Beş Atlısı (1952), Onun Süvarisi (1959), Düşükler Yassıada’da (1960), Çanakkale Aslanları (1964).

Ayrıca kendisi 1919 doğumlu, yani şimdilerde 105 yaşında. Hala hayatta olduğunu okuyunca, umarım doğrudur, dedim. Kim bilir, belki ulaşırım ve kendisiyle röportaj yapma fırsatı yakalarım. 

Tabii filmografisinde benim asıl ilgimi çeken, 501 Numaralı Hücre adlı film oldu. Azerbaycanlı televizyoncu Kamil Şahverdi sayesinde filmden haberdar bulundum… Yaklaşık 3 saat süren film, Azerbaycanlı pilot Mehmet Altunbay’ın hayatına götürüyor seyirciyi. Altunbay, Sovyet rejiminde dönemin Bakü Hava Okulu Uçuş Birliği komutanı iken, KGB’nin sudan bahanelerle kendisine idam fermanı çıkartması sonucu, iki arkadaşı ile birlikte anavatana, Türkiye’ye kaçar.

Nusret Eraslan

501 Numaralı Hücre’de Altunbay karakterine ünlü aktörümüz Cüneyt Gökçer başarılı bir şekilde hayat veriyor. Gökçer’e, eşi Ayten Gökçer,  Tekin Akmansoy, Gülşen Alnıaçık, Bozkurt Kuruç ve Semih Sergen gibi mühim oyuncularımız eşlik ediyor. Filmin, Mehmet Altunbay’ın hatıralarından yola çıkarak oluşturulduğu aşikar.  

Ayrıca 1960’ların Türkiye’sinde, Sovyet döneminin dikta rejimini yaşayan Azerbaycan ile ilişkilerimizin şimdiki gibi olamayacağını da tahmin edersiniz.

Buna rağmen film, Azerbaycan kültürünü başarıyla işlemiş. Kafkas dansını, giyimini, adetlerini dönemin imkanlarıyla olabildiğince güzel yansıtmış. Açılış cümleleri de oldukça çarpıcı:

“Yıl 1920. Ben Azerbaycanlı Mehmet Altunbay. Hürriyetten yoksun bir ülkede doğdum. Orada özgürlüğün gerçek anlamının bile ne olduğunu öğretmediler bana. Yaşadığım rejimde insanlar birbirinden daima korkar, günün yirmi dört saatinde kimin kimi jurnal edeceğini düşünürlerdi. Hepimiz korkusuz yaşama özlemiyle doluyduk. Bir volkan gibi içimizi dolduran bu duygular, günün birinde ekmek ve su kadar vazgeçemediğimiz aziz bir şey oldu. Tümümüz bu kaynaktan içtik. Biz özgürlüğe ve mutluluğa susamış insanlar Stalin diktatörlüğünün o korkunç rejimine boyun eğemezdik…”

Filmde dikkatimi en çok çeken ise giriş sahnesinde kar kıyamet altında, Rus süngülerinin zulmünde ilerleyen Azerbaycan Türklerinin “Milli Marşlarını” okuması oldu. Çünkü bu milli marş, Sovyet Sosyalist Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 1992’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesine kadar geçen sürede kullandığı rejim yanlısı marş değildi. Mehmet Emin Resulzade’nin 1918-1920 yılları arasında yaşattığı Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin marşıydı. Nitekim 1992’deki bağımsızlığın ardından Azerbaycan Cumhuriyeti yeniden bu güzel milli marşlarına döndü. Şimdilerde de Azerbaycan’ımızın her yerinde sözleri büyük şair Ahmet Cevat’a, bestesi ise dahi sanatçı Üzeyir Hacıbeyli’ye ait olan bu milli marş yankılanır:

“Azərbaycan! Azərbaycan!
Ey qəhrəman övladın şanlı Vətəni!
Səndən ötrü can verməyə cümlə hazırız!
Səndən ötrü qan tökməyə cümlə qadiriz!
Üçrəngli bayrağınla məsud yaşa!”

İşte filmin giriş sahnesinde de bu marş yankılanıyor. Bu marşı 1992 yılında ünlü bestekar Aydın K. Azim düzenlemiş ve Azerbaycan halkına yeniden armağan etmiş.

Belli ki film ekibi meselenin tarihine ciddiyetle çalışmış ve ortaya güzel bir iş çıkarmış. Fakat Mehmet Altunbay hakkında da bu film hakkında bilgiler epey sınırlı. Kaynak olarak Mehmet Altunbay’ın eserlerine ulaşmaya çalışmak sanırım en mantıklı yöntem olur.

Ayrıca Doç. Dr. Salih Özkan tarafından yazılan “Azerbaycanlı Bir Mülteci: Mehmet Altunbay” adlı makale de meseleyle ilgili araştırma yaparken karşıma çıktı. Altunbay’ı ve bu güzel filmi, ben de yazdığım ufak yazıyla Türkiye ve Azerbaycan halkına hatırlatmak isterim. Bu yazıyı 20 Eylül’de yazmış olmam da hoş bir rastlantı oldu. Çünkü bugün “Dövlət Suverenliyi” yani “Azerbaycan Devlet Egemenliği Günü”…

Kardeş Azerbaycan var olsun, Türk milleti ebediyen yaşasın..!

Aleyna MALKOÇ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir