Andrey Tarkovski’nin Kendi Hikayesini Anlatan Filmi: Ayna

“Yönetmenin bireyselliği, dünyayla ilişkisinin biçimini belirler.”
Andrey Tarkovski

“Sinemanın geleceği açısından en zararlı tutum bence kağıtta yazılı olanları olduğu gibi uygulamaya ve çoğu kez spekülatif bir yapı olarak düşünülmüş şeyleri tıpatıp beyazperdeye yansıtmaya çalışmaktadır.”
Andrey Tarkovski

“Neymiş, sanat hayatı yansıtmalıymış falan filan. Saçmalık! Hayatı yazar (ozan) yaratır, hem öylesine ki, ondan önce bu kapsamda bir hayat asla olmamıştır.”
Dostoyevski

Tarkovski, Ayna’yı çekmeye başlamadan birkaç yıl önce, kendisine acı veren çocukluk anılarını kaleme almaya karar verdiğini ancak bunun ileride bir filmin senaryosu olacağını tahayyül etmediğini söyler.

Senaryolaştırmaya başlandığında “Beyaz Beyaz Bir Gün” adını taşımaktaydı. Ancak o zamanlar yönetmenin çocukluğuna dair bu kadar hüzünlü anılarla dolu, bir tür ağıt-film olarak planlanmadığını da ekler. Film, Tarkovki’nin çocukluk anılarının kendi hafızasında yeniden şekillenerek yansımıştır. Diğer bir deyişle bugünden geçmişe bakış ve yorumlamadır. Bu nedenle çocukluk anılarına ilişkin her bir sahnenin epizoduna doğrudan annesiyle ilişkisini işleyen oyunlaştırılmış, kurmaca sahneler eklenmiş böylece birbirlerine yakın ama farklı kuşaklardan iki kişinin, hem anlatıcının, hem de annesinin geçmişleri seyircinin önünde açıklanacak ve bunların karşılıklı olarak birbirilerini etkileyişleri gözlemlenecektir. Kurmaca ile belgeseli kafasında birleştirmiş ve Ayna filmi böylece ortaya çıkmıştır.

Anne ile yapılan söyleşilerin belgeselci gerçek zamanı ile anılara yer verilen epizotlarla oyunculuk yoluyla yaratılan senaryonun zamanını bağdaştırmak elbette kolay bir iş olmasa gerek. Filmin belgesel yönüne dikkat çekmek istiyorum. Film boyunca “Haftanın Haberleri” arasından seçilmiş kimi olaylar, kurgulanmış sahneler arasında kendilerine hiç yadırganmayan bir doğallıkla yer almıştır. Film üzerinde öylesine yalın ve kusursuz biçimde sabitlenen gerçeklik, gerçekliğe benzer olmaktan çıkmış  ve bir anda kahramanlığın bedeli, karşılığı inanılmaz ağır olan tarihsel bir dönüşümün imgesi halini almıştır.

Tarkovski, senaryo üzerinden sanat, yaratıcılık konusundaki görüşlerinin en aşırılıkla ifadesini bulduğu film olarak Ayna’yı görmüştür. Ayna’da başka pek çok şeyin yanı sıra anlatıcının doğduğu, çocukluğunun geçtiği, anne babasının yaşadığı küçük bir çiftlik evi anlatılmaktadır. Ev hem Tarkoski’nin hem de annesinin gençliğinin geçtiği yegâne mekândı. Bütün film belki de bu nedenle evin ekseninde geçmiş, hatıralar evin üzerinden canlanmıştır. Sinemasal imgenin ve şiirselliğin ağırlıkla yer aldığı filmde, kendisine bunca sevgi verenleri yeterince sevememiş bir insanın duyduğu acı bir şekilde seyirciye ulaşmış ve vizyona girmesiyle eleştirmenlerden olumsuz tepkiler almasına rağmen seyirciler tarafından benimsenmiş ve sahiplenilmiştir her ne kadar Tarkovski’nin deyimiyle “doğru anlaşılmasa” da.

Filmde kahraman, kendine en yakın gördüğü insanlara dair duygularıyla, onlarla karşılıklı ilişkileriyle ve onlara karşı duyduğu sonsuz merhamet hissiyle hareket etmiş ancak kendini her zaman eksik göreceğine dair duyduğu inançla da mücadele ederek adeta gücünü harcamıştır. İçine düştüğü ağır bunalım koşullarında filmin kahramanı ayrıntılarıyla hatırladığı birtakım olaylardan büyük acılar duymakta ve bu hatırlayış onda büyük bir özlem ve tedirginlik yaratmıştır.

Tarkovski’nin annesiyle ilişkisinin derinliği hakkında ipuçları veren filmde annenin ilk göründüğü sahne; kapalı, korunaklı bir bahçede İsa’ya yeni hayat vermiş Meryem’in tasvir edildiği resimleri andırır. Ormanın içindeki bir evin bahçesinde, çitin üstünde oturan bir kadın kocasını beklemektedir.

Film boyunca kimi zaman bir dış ses olarak duyulan baba Arseni Aleksandroviç Tarkovski (Ünlü Rus şair) savaşa gitmiştir. Tarkovski’nin kendi babasının okuduğu şiirlere kadının yalnız görüntüsüne eşlik eder. Sesiyle anlatının üzerinde tahakküm kuran ve hiçbir zaman görünmeyen baba, bir Tanrı figürü gibi konumlandırılmıştır. Baba ne zaman anılsa, çalıların üstünden usulca bir rüzgâr eser. Fakat baba (Tanrı) bu evi (dünyayı) terk etmiştir. Baba, anneyle oğulu bu korkunç dünyada yalnız bırakmıştır ama varlığı hep hissedilmektedir.

Şimdiye kadar bütün işlerinde birlikte çalışan görüntü yönetmeni Vadim Yusov, Ayna’nın senaryosunu okuyunca filmi çekmeme kararı almıştır. Reddedişine gerekçe olarak da, filmin açıkça otobiyografik nitelikte oluşunu etik bulmadığını gösterir, ayrıca filmin bütününe hakim olan lirik vurgulardaki aşırılık, insanı utandıracak, öfkelendirecek bir düzeyde şeklinde yorumlamıştır. Ayrıca Tarkovski’nin filmde sürekli kendinden bahsetme arzusunu da (ki Rus yönetmenlerin birçoğu bu ortak tepkide birleşmiştir.) doğru bulmamıştır. Bu nedenle filmin görüntü yönetmenliğini Georgi Rerberg üstlenmiştir. Tarkovsi, Yusov’un daha sonra yanına gelerek “Ne kadar üzgün olduğumu anlatamam Andrey, bu senin en iyi filmin” dediğinden söz etmiştir.

Tarkovski’nin diğer filmleri gibi Ayna’nın epizotları da Antik Çağ elementleriyle örülmüştür: Toprak, hava, ateş ve su. Bu elementler, ilkel, basit bir yaşam algısına yapılan bir çağrının aracı gibidir. Rüzgâr, kaybedilenleri, özlenenleri hissettiren bir imgeyken, ateş yıkımı, toprak yaşamı, su ise akıp giden zamanı anlatan birer metafordur. Sinemayı zamanı oymaya, zamandan heykel yapmaya benzeten Tarkovski, Ayna’da zamanı ve mekânı eğip bükerek rüya mantığıyla işleyen bir anlatı inşa eder. Gerçekdışının, ihtimal dışı olanın alanına atılan rüyalar, bizi biz yapan gerçekliğin bir parçası olarak imgelenir. Örneğin, Teyzesinin ziyarete geldiği sahnede Tarkovski kafasını çevirdiğinde kadın bir anda yok olur. Fakat kadının biraz önce kullandığı bardağın izi masada durmaktadır ve iz gözümüzün önünde yavaşça silinmeye başlar. Hayal mi gerçek olduğunu bilemediğimiz bu an, izlediğimiz filmin ne sürreal bir anlatıma sahip olduğunu, ne de sadece rüyalar ve anılardan ibaret olduğunu gösterir. Evrene, sadece somut nesnelerle kurduğumuz deneyimler üstünden değil, manevi olana da alan açtığımız bir perspektiften bakmaya davet eder Tarkovski.

Emel AKBAŞ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir