Evrakım arasında bulunan bir kâğıtta biraz değişik bir imlayla yazılmış aşağıdaki dizelerle karşılaştım:
Numara 1
Çekelim gılıçları âh açalım sancakları
Dini millet uğruna dökelim al kanları
Dini millet uğruna dökelim al kanları
Numara 2
Çekelim çarıkları âh aşalım Balkanları
Çekelim çarıkları âh aşalım Balkanları
Keselim kelleleri dökelim [al kanları]
Keselim kelleleri dökelim al kanları
Numara 3
Bak Türk genci ne yapacak
Çalışacak durmayacak
Balkanları baştanbaşa
Al kanıyla yıkayacak
Of of intikam â âh âh intikam
Biraz araştırınca bunun 1328 (1912)deki Balkan bozgunu ardından söylenen “İntikam Şarkısı”nın veya öbür adıyla “İntikam Marşı”nın bir kısmı olduğunu gördüm. Bir sitede (https://phebusmuzayede.com) bununla ilgili “Kaybedilen Balkan Harbi Sonrası Her Yerde Yankılanan Şarkı: İntikam Şarkısı, Fratelli Haim Matbaası Matbu Nota, 4 sayfa, Osmanlıca ve Almanca, 27×36 cm, haliyle.” notunun ardından şu açıklamaya yer verilmiştir:
“Okullarda talebelere de okutturulan İntikam Şarkısı isimli eserden Ubeydullah Esat şöyle bahsediyor: “Türkler bu acıyı unutmadılar. Rumelinin kaybediliş menkıbelerini canlandırdılar… Askerler her gün “1328’de Türk namusu lekelendi ah ah ah intikam” şarkısıyla talime gidiyordu. Köyüne dönen asker bu şarkıyı söyleyerek ekin ekiyordu. “Ey masum Türk evlatları / Kalbe yazın bu tarihi / Bin üç yirmi sekizde / Türk namusu lekelendi / Off off off intikam / Ah ah intikam”
Anlaşıldığına göre, bütün millet yasa boğulmuş ve milletin her bireyi derinden incinmişti. Benim elimdeki kâğıda bu İntikam Şarkısının bazı dizelerini yazan da o incinmişlerden biri idi.
Bu arada Ubeydullah Esad (Esat), Faik Sabri (Duran) ile birlikte II. Meşrutiyetten sonra “Resimli Kitab” dergisini çıkaran aydınlarımızdan biridir.
Sözünü ettiğim sitedeki dört sayfalık, Özege Katalogunda yer almayan şarkı kitapçığının kapağının üst kısmında bir “parkart” gibi süslü güzel bir hatla ve iki hilal arasında “İNTİKAM ŞARKISI” için “Rükûb-i şevket-mashûb-ı hazret-i tacdâr-ı a’zamîye mahsûs Ertuğrul vapur-ı hümâyûn-ı musikası tarafından hâsılâtı kâmilen Hilal-i Ahmer Cemiyet-i muhteremesine terk ve teberru kılınmıştır.” notu düşülmüştür. Kapağın alt kısmındaki Almanca kısımda da üsttekine mutabık fakat daha kısa olarak “İntikam Türk Şarkısı Kıraliyet Musikası Ertuğruldan Hilal-i Ahmer (“Kızılay”) Cemiyetine ithaf olunmuştur.” kaydı vardır. Ortada ise ölü ve yaralı harp kurbanı Türklerin yardımına koşan bir Hilal-i Ahmer hemşiresini görüyoruz. İkinci, üçüncü sayfalarda bestecisi ve güftecisi belirtilmeyen şarkının notası, dördüncü sayfada da Arap ve Latin harfleriyle metni vardır.
Ertuğrul vapur-ı hümayunu musikası ise 1831den itibaren Batı usulünde kurulan bandolardan biridir. Çağlak ve Filiz’in “Türk Devlet Geleneğinde Askeri Müzik ve Askeri Müzik Eğitimi” (2018) makalesinde verdiği bilgilere göre, 1831’de, Donizetti, Tersane-i Amire bünyesinde Mahmudiye Kalyonu için Mükemmel Bando adıyla bir bando kurmuştu. 1908’den sonra ise Ertuğrul vapuru bandosundan başka İstanbul vapuru, Sultaniye vapuru, Mesudiye zırhlısı, Hamidiye zırhlısı, Silahendaz Taburu, Basra Tersanesi bandoları da mevcuttu.
Araştırmayı biraz daha derinleştirince o dönemde bu şarkının herkesin yüreğindeki acıya tercüman olduğunu fark ettim. Mesela, Yiğit Akın, 2011’de, ABD’de, Ohio Devlet Üniversitesine sunduğu İngilizce yazılmış doktora tezinde (“The Ottoman Home Front during World War I: Everyday Politics, Society, and Culture”, s. 191, no. 28), benim çevirimle, şu tespitleri yapar: “Birinci Balkan Savaşının sona ermesinden bu yana, intikam izleği Osmanlı siyasi ve entelektüel yaşamına hâkim olmuştur. Balkan vilayetlerinin yakın zamanda kaybedilmesini hazmedemeyen İttihatçılar, her Osmanlı vatandaşının kalbine intikam arzusunu aşılamak için büyük çaba gösterdiler. Birinci Dünya Savaşından önceki aylarda “intikam” kamuoyunda, orduda ve basında ana izlek haline geldi. İntikam şarkıları bestelendi, intikam şiirleri yazıldı ve hatta “intikam taşları” dikildi. Dönemin en sevilen şarkılarından biri Balkan Savaşlarının bu derin yarasını ve güçlü intikam duygularını cinsiyetli ifadelerle dile getiriyordu.” deyip anılan şarkının başlangıç dizelerini notta vermiştir. Yiğit Akın, yine Süreyya Ağaoğlu’na (Bir Ömür Böyle Geçti-Sessiz Gemiyi Beklerken, İstanbul, 1984, s. 33) dayanarak “Bu duygu [yani “intikam duygusu”] asker ve sivil seçkinlerin zihnine o kadar yerleşmişti ki, Mustafa Kemal Paşa’nın, Kurtuluş Savaşı sırasında bile bu şarkıyı coşkuyla söylediği işitilmişti.” demektedir.
Bu şarkı/marş, Y. Akın’ın verdiği bilgiye göre, Mustafa Rona, 20. Yüzyıl Türk Musıkisi: Bestekarlar ve Besteleri Güfterile, 3. Bs., (İstanbul, 1970 [1955]), s. 93’de ve yine Mustafa Rona, 50 Yıllık Türk musikisi: Bestekarlar ve Besteleri Güftelerile, (1960); Etem Üngör, Türk Marşları, (İstanbul, 1965, s. 53); Yılmaz Öztuna, Türk Musikisi Ansiklopedisi, (İstanbul, 1969, S 1, s. 315) eserlerinde de zikredilmiştir. Yazımızı yazarken bu eserler elimizin altında olmadığından metni oradan denetleme imkânı olmamıştır.
1916’da, Gelibolu’da istilacılara karşı çarpışan Refik Beyin hatıra defterinde de (bk. F592, Fryer Library, The University of Queensland Library) İntikam Marşı adıyla bu şarkı yer almıştır. Ancak sanırım çeviriyazısı yapılırken araya başka şarkılar da karışmıştır (file:///C:/Users/Fethi%20GED%C4%B0KL%C4%B0/Downloads/F592_tur_translation%20(1)%20(1).pdf E. T. 9.9.2022)
Solak, Tarhan, Kılıç’ın (“Bolu Türk Ocağı’nın Faaliyetlerinden Bir Kesit”, AİBÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2016, Cilt: 16, Yıl: 16, Sayı: 3, s. 217,) Konrapa 1960: 622-623’dan aktardığına göre, 10 Temmuz 1915’te, II. Meşrutiyetin yedinci yıldönümünde Bolu Türk Ocağının yaptığı merasimde henüz talebe olan Nazmi Efendi, “İntikam Şarkısı”nı okuyarak dinleyenleri duygulandırmıştı.
Hayli zamandır masamın üstünde duran “İntikam Şarkısı”nın kimi dizelerinin yazılı olduğu bu kâğıdı şimdi ele almamın sebebi var. Her ne kadar şarkı Bulgar mezalimine karşı söylenmişse de, son zamanlarda Yunanistan Adalar denizinde sürekli gerilim çıkarmakta, Türkiye’nin uçaklarını taciz etmekte, uzunca bir süredir göçmenleri insan haklarına aykırı biçimde denizden ve karadan geri iterek soğukkanlıca ölüme terk etmekte, kara sınırına duvar örmektedir.
Doğrusu bu olan bitenler arasında “İntikam Şarkısı”nın hatırlanması anlamlıdır. Mora Türklerini soykırıma uğratan (bk. Ali Fuat Örenç, Unuttuğumuz Mora Türkleri Balkanlarda İlk Dram ve Yunanistan, İstanbul 2011), Osmanlı eserlerini yıkan, Atina’da bir cami açılmasına müsaade etmeyen Yunanistan, Lozan anlaşmasına aykırı olarak adaları silahlandırdığı gibi, Batı Trakya Türklerinin kimliklerini de ret etmekte, anlaşmalara aykırı biçimde müftülerini seçmelerine izin vermemektedir. AİHMnin bu hukuksuzluklara karşı verdiği kararları da uygulamamaktadır.
Evet, 8 Ekim 1912–10 Ağustos 1913 arasında gerçekleşen Balkan Harpleriyle Rumeli’nin Müslüman Türkleri katledilmiş, malları gaspedilip yağmalanmış, on binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca millettaşımız İstanbul’a ve Anadolu’ya doğru sürülmüştür. Büyük acılar, derin korkular, eziyetler, yokluklar insanları ezip geçmiş, haysiyet ve şereflerini rencide etmiştir.
Barıştan daha iyi bir şey yoktur. Her insanın kendini gerçekleştirme imkânı bulup ömrünü mutluluk içinde tamamlayıp göçmesi tabii olandır. Ama haddini bilmeyip, kışkırtmalara kapılıp hayatınıza kastedenlere, malınıza mülkünüze el koymaya kalkanlara karşı güçlü olmak mecburiyetindesiniz. Aksi takdirde, sizi açtıkları çukurlara toplu olarak gömerek mezarlarınız üzerinde hora teperler. Bu düşüncelerle, müellifi belki de bütün bir millet olan “İntikam Şarkısı”nı, bir kere daha okuyalım ve ana baba yurtlarından koparılıp öldürülen, kaç ha kaçta yollarda ölen, sürünen, ezilen, horlanan vatandaşlarımızı rahmet ve hürmetle analım.
Elimizdeki kâğıtta yer alan kısmını en başta verdiğimiz “İntikam Şarkısı”nın metninin ikinci dörtlüğü haricindeki kısmı https://phebusmuzayede.com, ikinci dörtlüğü ise, Yiğit Akın’ın tezinin 28. notundan alınmıştır. Yukarıda andığımız Refik Beyin defterinde de bu kıta kısmen vardır.
Acaba şarkının tamamı nasıldı? İlk nerede yayımlandı? Şairi kimdi? Şimdilik bu soruların cevaplarının daha fazla araştırma yapıldıktan sonra verilebileceğine işaret edilebilir.
Belirtelim ki, şarkının metni de geniş olarak tahlil edilebilirdi ama bizim bu yazıdaki amacımız, elimizdeki kâğıt dolayımında, böyle bir şarkının varlığına ve kısmen doğurduğu etkilere dikkat çekmektir.
Belirtelim ki, beyit beyit yazılmış şarkının her beytinin devamında “Off.. off. intikam ahh.. ahh, intikam” nidaları vardır!
İNTİKAM ŞARKISI
Ey masum Türk evlâdları
Kalbe yazın bu tarihi
Bin üç yüz yirmi sekizde Türk
Namusu lekelendi of
Söyliyeyim size bütün
Rumeli’de neler oldu
Bulgarların pis elleri
Süngüledi anneleri
Camilere çan takıldı
Minareler hep yıkıldı
Ana baba öksüz evlâd
Kahpecesine yakıldı of of
Bak Türk genci ne yapacak
Çalışacak durmayacak
Balkanları baştan başa
Türk kanıyla yıkayacak
Dağı taşı dinle bütün
Sor kalbine o ne diyor
Düşmanlardan intikam içün
Kuş gibi çırpınıyor of
Kardaş kanı kurumadan
Avrupaya defn olacak
Köhne kahpe işte gör bak
Türke kaldı yine meydan.
Not: Metni ağırlaştırmamak için kaynaklara anahtar olmak ölçüsünde değinilmiştir. Yazıyı oluştururken meslektaşımız Mahmud Esad Kalıpçı beni birçok kaynaktan haberdar etti. Kendisine teşekkür ederim.

Merhaba
İntikam şarkısı hiç seslendirildi mi?.Nereden dinleyebiliriz?
Paylaştığınız metin, 1912–1913 Balkan Harpleri sonrasında Osmanlı toplumunda oluşan kolektif travmayı ve bu travmanın müzik, edebiyat ve gündelik hayat üzerinden nasıl dile geldiğini belgelerle ortaya koyan akademik nitelikte bir incelemedir. Aşağıda, metnin özünü bozmadan, tarihsel–kültürel bağlamı içinde, analitik ve açıklayıcı bir değerlendirme sunuyorum.
İntikam Şarkısı: Travma, Hafıza ve Toplumsal Duygu (1912–1916)
1) Tarihsel Arka Plan
1912–1913 Balkan Harpleri, Osmanlı’nın Rumeli’den çekilişiyle sonuçlanmış; sivillerin kitlesel göçü, mal-mülk kayıpları, dinî ve kültürel mekânların tahribi ve derin bir onur kırılması duygusu doğurmuştur. Bu süreçte yaşananlar, yalnızca askerî bir yenilgi değil, toplumsal hafızada kalıcı bir kırılmadır.
2) “İntikam Şarkısı”nın Ortaya Çıkışı
Bu şarkı/marş, Balkan bozgununun hemen ardından kolektif yasın ve incinmişlik hâlinin bir ifadesi olarak dolaşıma girmiştir. Okullarda, askerî birliklerde ve sivil hayatta söylenmesi; acının geniş bir toplumsal tabana yayıldığını gösterir. Metinlerdeki sert söylem, dönemin ruh hâlinin ham ve filtresiz yansımasıdır.
3) Kültürel Üretim ve Kurumsal Bağlam
Eserin Ertuğrul Vapuru bandosu tarafından icra edilmesi ve Hilal-i Ahmer’e bağış amacıyla yayımlanması, şarkının yalnızca bir duygu patlaması değil, aynı zamanda yardımlaşma ve seferberlik çağrısı olduğunu gösterir. Kapağındaki görsel ve notlar, insanî yardım vurgusunu öne çıkarır.
4) Metnin Dili ve İmgelemi
Şarkının dili, yas, öfke, onur ve hatırlama ekseninde şekillenir. “Off… ah…” nidaları, bedensel ve duygusal sarsıntının ses karşılığıdır. Bugün bu dil, tarihsel bağlamı içinde okunmalıdır; metnin amacı, duygu aktarımı ve hafıza inşasıdır.
5) Tanıklıklar ve Akademik Tespitler
Dönemin askerî ve sivil tanıklıkları, şarkının yaygınlığını ve etkisini doğrular.
Akademik çalışmalar, Balkan Harpleri sonrası “intikam” temasının kamusal söylemde baskın hâle geldiğini, bunun da travma sonrası anlamlandırma çabasıyla ilişkili olduğunu belirtir.
Hatıratlarda şarkının geçmesi, sözlü kültürün hafıza taşıyıcılığı rolünü gösterir.
6) Güncel Bağlantılar ve Okuma Biçimi
Metnin son bölümünde yapılan güncel göndermeler, tarihsel hafızanın canlılığına işaret eder. Ancak akademik okuma açısından önemli olan, bu tür metinleri normatif çağrı olarak değil, tarihsel belge olarak değerlendirmektir. Böylece:
Geçmişteki acılar inkâr edilmeden anlaşılır,
Kültürel ürünler kendi bağlamında çözümlenir,
Toplumsal hafıza soğukkanlı ve öğretici biçimde korunur.
7) Sonuç
“İntikam Şarkısı”, bir dönemin yaralı vicdanını yansıtan tarihsel bir metindir. Değeri, bugüne birebir aktarılacak bir söylem sunmasından değil; yaşanmışlığın derinliğini, yasın sesini ve kolektif hafızanın nasıl şekillendiğini göstermesinden gelir. Bu tür metinler, hatırlamak, anlamak ve insanî kayıpları saygıyla anmak için önemlidir.
İsterseniz:
Metnin dil ve imgelerinin edebî tahlilini (beyit beyit),
Müzik tarihi açısından bandolar ve icra bağlamını,
Hafıza çalışmaları perspektifinden (travma–ritüel–yardımlaşma ilişkisi),
Ya da karşılaştırmalı olarak benzer dönem şarkılarıyla ilişkisini
ayrı başlıklar altında ayrıntılandırabilirim.