Boylardan Millete: Türk Oluşun Manifestosu

Türkçülüğümüz, yalnızca Selçuklu-Osmanlı mirasına sahip çıkan kimlik yapıları üzerinden temellendirilemeyeceği gibi, düşüncesini anti-Cumhuriyetçi bir ideoloji olarak konumlamaktan da kaçınmaktadır.

Milletimizin tarihsel kökleri Abbasî hilafetinin din şövalyeliğine talip olan Oğuz boylarının tarihine indirgenemez.

Türklük öncelikle Yafesoğulları halklarının 15.000 yıllık Töreli oluşumudur; onu, “Millet, din, dil ve mefkûre birliğidir.” şeklinde tanımlayan Gökalpçi yaklaşımlardan tefrik ederek bütünTürklüğün etnik/siyasal/kültürel kodlarıyla muhtevalandırılmasına talibiz.

Yafes’in çocuklarının birbiriyle savaşması Türk’ün Türk’le savaşı olmayıp, boyların birbiriyle savaşıdır.

Göktürk konfederasyonuna katılmaya isyan eden Oğuzların zamanla kendilerine “Türk” demesi, Türklüğün bir “oluş” olduğunun göstergesidir.

Türk Milleti bugün de varoluşunu henüz tamamlamamıştır.

İskitler/Hunlar/Göktürkler Türk tarihinin altın çağları olmayıp, Türk Milleti’nin oluşumunun parlak durakları olarak düşünülmelidir. Buna göre Selçuklu ve Osmanlı da Türk’ün tekâmül etmiş en büyük teşkilatlanma ve devlet kurma başarısı olmayıp, Millet oluşumunda etkisi görülen bir safha veya ara durak sayılmalıdır.

Türklüğün Millet olarak evrimleşmesi, Kıpçak/Karluk/İdil-Bulgar/Yakut halklarının da hangi dinden olurlarsa olsunlar Yafes Ata’dan geldiklerini hatırlamaları ile gerçekleşeceğinden ideolojimiz Kızılelma’ya gidişi değil; Ötüken’e dönüşü öne çıkarır.

Millet, doğuştan gelen sabit bir kimlik veya sosyolojik bir olgu değil; ontolojik ve teleolojik bir süreçtir. Türklük, Nuh’un oğlu Yafes’ten gelen Töre’yi hatırlayıştır (anamnesis). Akıl, peygamber gönderilmese dahi Töre’yi bilir. Türk, Töreli kolektif halktır.

Lütfi BERGEN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir