Ninni tanımında epey çeşitlilik karşımıza çıkmaktadır. Bazılarını şöylece sıralayabiliriz.
“Evlat sevgisiyle anneler veya yakınları tarafından çocuğu uyutmak için söylenen, nağmeli, dört mısralı, bir hikayesi olan ve annelerin çocuklarıyla iletişime geçmek amacıyla söyledikleri halk şiirleridir.” (Kunos, Şapolyo, Elçin Özkürekçi, Ungan, Akman)
Türk kültürünün yazılı kaynaklarından ilk bilgi Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ü Lügati’t Türk adlı eserinde “Kadınlar beşikte çocuğu uyutmak için böyle söylerler.” (Atalay)
1918 de yayınlanan Türkmen Aşiretlerinde ninni “Çocuğun aile saadetine verdiği farkındalığı terennüm eden türkü” olarak nitelendirilir. (Frayliç)
Türk dünyasında da benzer tanımlar yapılmıştır. Ninni tanımlarından hareketle “Bir bebeği sakinleştirerek uyutmak için onunla baş başa kalan, öncelikle bir kadının (anne, nine, abla gibi) bazen de bir erkeğin (baba, dede gibi) o andaki duygu, algı ve düşüncelerini, içinde yaşadığı toplumun şiir, ezgi anlayışı ve kültürel birikimi içerisinde, sevgi ve şefkat ile yoğrulup manzum olarak dile getirildiği bir iletişim yoludur” diyebiliriz.
Türk ninnileriyle ilgili anılacak ilk çalışmalar; Ignacız Kunos (1925); Çankırılı Tahsin Nahit (1932); Enver Behnan Şapolyo (1938); Nasıh Güngör (1944); Osman Turgut Pamirli (1943)
Amil Çelebioğlu’nun 1982 de hazırladığı ninni kitabı en kapsamlı ninni kitabı olma özelliğini hâlâ korumaktadır. Çelebioğlu ninnilerin şekil, üslup ve muhteva özelliklerini değerlendirmesi, Anadolu ve diğer Türk topluluklarına ait ninni metinlerinin yanında dünyanın çeşitli ülkelerine ait ninni metinlerine yer vermesi, ninni tasnifleri yapması, değişik formlarla bestelenmiş ninnilere ait notalar ve okullardaki müzik eğitimine katkı sağlamak üzere, notaya aktarılmış, ninni metinlerini içermesi dolayısıyla bugüne kadar hazırlanan en kapsamlı ninni kitabı olma özelliğini korumaktadır. Son zamanlarda ninniler değişik okuma çalışmalarıyla da ortaya konulmaya başlanmıştır.
- Ninnileri bilimsel işlevleri açısından
- Toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında
- Ninnilerin erkek dilinin kadınlar tarafından ifade edilen şekliyle söylendiğini belirten feminist yaklaşımla ve ninnileri icra ortamlarına göre ele almıştır. ( Songül Çek Cansız 2010-11)
Bilinçaltının kendiliğinden oluşan dışa vurumu olan ninniler annenin o anki samimiyeti ve ruhsal durumunu gösterir. Ninniler rüyalar gibi bir tür sembolik dildir ve “toprağın derinliğindeki gizli bir kaynaktan gelen su gibi doğal bir şekilde bilinçaltı boşluktan türemiş benlik dürtüsünden yükselen” simgelerle seslenerek anne ve bebeğinin bütünleşmesini sağlayan sembolik motiflerle dolu samimi bir ortam oluşturur. ( Weisner 200:156)
Bebek ninninin ahengiyle sakinleşirken anne de kendini ifade etmenin rahatlığını yaşar. Mutluluk, mutsuzluk, sıkıntı, korku, beklenti gibi annenin o an sahip olduğu bütün duygular ninniyle aktarılır. Annenin bebeğiyle ilgilendiği zaman diliminde birlikteliğin zirve noktasına ulaşmış demektir. Bu durumda annesinin veya ona bakan kişinin psikolojik meselelerine muhatap olan bebek güvenilen bir dinleyicidir. (Weisner)
Buraya kadar ninni tanımlarını öğrendik. Bundan sonra ninninin öğrenmeye katkısına bir göz atalım.
NİNNİ, KÜLTÜREL BELLEK VE KİMLİK
Çocuk, örgün eğitime kadar anne veya bakıcısının terbiyesini alır. Kimlikle ilgili bazı unsurlar da bu dönemde yerleşmeye başlar ve gelişim sürecinde etkisini sürdürür. Ninnilerden aldıklarını belirli bir yaşa kadar belleğinde toplayan insanoğlu zamanı geldiğinde de bir kültür ortaklığının öznesi olur.
Her kültürün temelinde “hatırlama”, “kimlik”, “kültürel süreklilikten” oluşan bir bağlayıcı yapı vardır. Bu yapı, ortak deneyim, beklenti ve eylem mekanlarından bir “ sembolik anlam dünyası” yaratarak, birleştirici ve bağlayıcı gücüyle güven ve dayanak imkanı sağlayıp insanları birbirine bağlarken aynı zamanda önemli deneyim ve anıları biçimlendirip canlı tuttuğu için dünü ve bugünü birleştirir. Bireylere “biz” deme imkanı veren ve “biz” de birleştiren ortak kurallar ve değerlere bağlılık ve ortak geçmişin anılarına dayanan kendini algılayabilme biçiminin oluşturduğu bağlayıcı yapı kültürün tarihi anlatılara ve efsanelere dayanan kuralcı- anlatısal ve yönlendirici- nakledici yönü sayesindedir.
“Uyusun da büyüsün, tıpış tıpış yürüsün; dandini dandini dastana” temsili kalıp sözleri bizim gelecekte ne duyacağımızın habercisidir.
Dil, duygu ve düşünceleri aktararak iletişimi sağlayan bir semboldür. Bu duygu ve düşünceler içinde kültürden etkilenmeyle şekillendiğinden dil beslendiği kültüre ait unsurları taşır. Genellikle “kültür taşıyıcısı” rolü belirgin olan kadınlar tarafından üretilen ve icra edilen ninniler, kültür aktarma aracı olan dile ait sembollerinin kullanım kurallarının belirlendiği yerlerden olduğundan kültürel belleğin göstergeleridir.
Kültürel bellek tekniği, anlamı canlandırma ve ifade etmedir. Birey ve gruplar kimliklerini bellekleri sayesinde kurabilirler. Grup belleği mitler, şarkılar, danslar, atasözleri, yasalar, kutsal metinler, süslemeler vs gibi kimliği garanti edici bilgilerin bütünü olan kültürden oluşur.
Ninni, bireysel bellekten hareketle toplum belleğini oluşturan kültür unsurlarından biridir ve yaratıldıkları toplumun hayat tarzıyla ilgili ipuçları verir. Geleneğin tecrübe temeline dayalı gerçek kurgusunun anlatımı da gerçekleşir.
Kız isteme, dünürlük kavramı ve dünürün kız evlat için gelmesi, başlık istenmesi, düğün sırasında gelinin başına buğday serpilmesi, etrafa altın saçılması, evlilikle ve düğünle ilgili Türk ninnilerindeki şeklidir.
Daha da ayrıntılar vardır. Düğün evine bayrak asılmasından tutun, bebeğin ilk dişini görenin bebeğe hediye alması Türklerin en önemli meziyetlerinden olan insana kıymet verme ve misafirperverlik, misafirin ağırlanması ninnilere konu olmuştur.
Yaşanılan coğrafyanın özellikleri ve fiziksel ihtiyacın kültürel yorumu olan yemekler de ninnilerde görülür.
Örneğin, parmak ve el yaprak sarmasına, gözler Halep kahkesine, burun nohuda, kollar bumbar dolmasına, bebek kara çaya, ekmek parçasına, şekerli çaya, anne kavuna bebeği de keleğe benzetilir.
Ayrıca maddi kültür unsuru olarak ninnilerden ev yapımı ile ilgili malzemeler, yaşam alanlarına ait eşyalar, giyim kuşam malzemeleri, el sanatlarına ait tespitler yapılabilmektedir.
NİNNİ VE EĞİTİM
Toplumsal kabuller ve bu kabuller çerçevesinde oluşmuş değerler ilk olarak ninnilerde bebeğe verilmeye başlanır. Anne kişisel bakımla ilgili bilgilerden, toplumsal davranış modellerine kadar bildiklerini ve görmek istediklerini bebeğine aktarır.
Ninnilerde örgün eğitimin önemi de aktarılır. Buna göre meslek sahibi olmak için zamanı gelince okula gidilmelidir. Okula gidilirse alim, başkumandan, bahadır, öğretmen olunur. Okuyan çocuklar toplumda yüksek mertebelere ulaşabilir ve toplumda sözü dinlenen kişi olabilir.
NİNNİLERİN DİLİ
Yazılı kültürden önce sözlü kültürle tanışan çocuğun ana diline ait olarak duyduğu ilk kelimeler ninnilerdir. Ninnilere zaman içinde çocuk sevme sözleri, oyun tekerlemeleri, masallar eşlik eder. Anonim edebiyat yıllar, yüzyıllar içinde nesilden nesile, devirden devire aktarılarak zenginleşen bir edebiyattır.
Türküler ve türkülerin bir kolu olan ninniler halkın diliyle ve sade Türkçeyle söylenmiş oldukları için dilimizin inceliklerinin en gerçek biçimleriyle yansıtan şiirlerdir. Şiirsel yapı taşımaları ve ezgili olmalı sebebiyle de estetik duyuş ve sanat zevki kazandıran işleve sahiptirler. Halkın kültürünü tanıtır, kimliğini bulma anlamında bireye önemli katkı sağlar.
Dil ve kültür gelişiminde sözlü kültürün etkisini taşımayan bir kimse yoktur. Ancak sözlü kültürün birey üzerindeki etkisi farkında olmadan gerçekleşir. Ana diline ait duyduğu ilk kelimeler sözlü edebiyatın ürünleridir.
Edebiyat deyince çoğu kez aklımıza yazılı eserler gelmektedir. Her birey üzerinde bu etki oldukça fazladır. Böyle olduğu için de sözlü edebiyat dikkatlerden kaçmaktadır. Yazılı kültürden önce var olan, daha geniş etki alanı bulunan sözlü edebiyat ve kültür, kişinin hem dil hem de kişisel gelişim sürecinde temel yapı taşı konumundadır. Tanınmış edebiyatçıların eserlerinde konumuz açısından belirgin etkiler görülür. Döneminde yeniliğin ve alışılmışın dışına çıkmanın temsilcisi olmuş Orhan Veli’nin şiirleri halk şiiri geleneğinden beslenerek yeni olmuştur. Şairin İstanbul Türküsü, Yol Türküleri şiirleri orjinalliğini türkü sözlerinden alır. Bu etkiyle bir ekol olmuş olan Beş hececilerin yanı sıra Rıza Tevfik’ten, Necip Fazıl’a, Dranas’a, Bedri Rahmi’ye, Yaşar Kemal’e kadar geri planda sözlü edebiyat hazinesinin durduğu görülür. Şiirlerine baktığımızda halk edebiyatının yok düzeyde olduğunu gördüğümüz Y. Kemal ise “Çocukluğum, Gençliğim, Edebi Hatıralarım” adlı eserinde çocukluğunda dinlediği destanların, menkıbelerin, ilahilerin, üzerinde bulunan etkilerinden söz eder. Şairin şiirlerinde Ok ve Mehlika Sultan şiirleriyle sınırlı gibi görünse de edebi estetik güzelliğin geri planında diğer unsurlardan geri planda olmakla birlikte sözlü edebiyatın da bulunduğu muhakkaktır.
Ninniyi dar anlamıyla annelerin bebeği sakinleştirmek ve uyutmak için söyledikleri, çoğu kez kafiye ve ses benzerliğinden yararlanılarak oluşturulan, ezgili sözler olduğunu söylemiştik. Biçim bakımından belli bir özellik göstermeyen ninniler de dil, üslup bakımından da birlik yoktur. Çoğunlukla ninniler en basit ve sade ifade kalıbı içinde bulunur. Mecazdan. Benzetmeden uzaktır. Benzetmeler anonim nitelikte ve basmakalıptır. Bu ninniler çocuğu dilinin en sade ve yalın kelimeleriyle tanıştırır. Bazı ninniler tekerleme özelliği gösterir. Tekerlemeler anlamın geri planda, ses ve ahengin geri planda olduğu, çağrışımların geniş yer tuttuğu halk edebiyatında sürrealist şiir örnekleridir.
Bu şiirler hayal gücünü geliştirir ve mizahi yönü dolayısıyla eğlendirir. Tekerleme özelliği olan, mizahi ve ses uyumu olan ninni örnekleri:
Çistana kız çistana/ Geçiler girmiş bostana
Kız nişanlın kaç tana/ Altı üstü beş tane
Ninnilerin bazılarında ses ve ahenk unsurunun önemsenmesi bebeğin anlamdan önce seslerin ahengiyle sakinleştiği görüşünden kaynaklanmaktadır. Bazı görüşlerde ninnilerde sık tekrarlanan da, na sesleri çocuğun sakinleşmesinde etkin olduğu yönündedir.
Dandini oğlun dan ister/ Ağa babasından don ister
Heyhaylısı var bunun/ Beğ dayısı var bunun
******
Alı ninnalar ninnalar/ Pendir yüklü danalar
Danalar baş kaldırmış/ Nicolmuş zamparalar
Hay ninni ninni daşı/ Yediğim hasbe aşı
******
Tekerleme tarzı ninnilerde abartı, olamayacak olayların olabilecekmiş gibi gösterildiği masalsı unsurlar dikkati çekmektedir. Ses ve ahenk unsurundan yola çıkılarak abartılı bir anlatım biraz önce söylenmiş bir örnek:
Hu hu dervişler/ Bir fırın ekmek yemişler
Daha var mı demişler/ Uyusunda büyüsün/ Tıpış tıpış yürüsün
Ninniler her zaman ses ve ahenk uyumundan ibaret anlamsız tekerlemeler değildir. Annenin, duygu, özlem, kırgınlık, gurbet hayatı, eş ve kayınvalide baskısı, eşin gurbette veya askerde olmasının getirdiği sıkıntılar ve daha nice duygular ninnilerde dile getirilir.
“Türk annesinin sevincini, ıstırabını, tebessüm ve gözyaşlarını, ümit ve hayallerini birer birer ninnilerimizden öğrenip takip edebiliriz.” Çocukları uyutmak ve sakinleştirmek için söylenen ezgiler sözler olarak tanımlanan ninniler çok zengin ve kapsamlı muhtevaya ve kültürel mesajları içinde barındırır.
Ninni deyip yatırdığım/ Hoppu deyip büyüttüğüm
Sefillikle yetirdiğim/ Nenni yavrum nenni
*****
Ağa babası gitti/ Gelmedi Şam’dan
Bu iki ninni örneğinden ilkinde annenin yoksulluğunu, ikincisi babanın gidip de gelmediğini vurgulanmaktadır.
NİNNLERİN KÜLTÜREL EĞİTİM İŞLEVİ
Çocuk, çevredeki yaşamla, kadınların yorumlamalarıyla ilk kez ninnilerde karşılaşır. “Analar ninniyi hiçbir sosyal baskıdan, hiçbir insanın kınamasından çekinmeden konuşur, dertleşir bir çeşit rahatlama, içini dökme aracı olarak dile getirirler. Buna terapi de diyebiliriz.” Bebeğiyle dertleşen anne (kadın) teselli bulmaktadır. Ninnilerin muhtevasıyla ilgili tasnifler bu konu zenginliğini bize sunar:
- Dini, kutsi ve fikri içerikte
- Efsane ve ağıt türünde
- Dilek ve temenni içeriği olan
- Sevgi ve ilgi ifade eden ninniler
- Övgü ve yergi içeren
- Şikayet ve üzüntü ifade eden
- Ayrılık ve gurbeti ifade eden
- Va’d ifade eden
- Tehdit ve korkutma içeriği olan
Ninniler çocuk sevme niteliği de taşıdığından, uyuyan çocuğun güzelliği anne sevgisiyle birleşen ninnilerin içeriği övgü ve sevgi sözleriyle zenginleşir. Çocuğa iyi dilek ve dualar da ninniler de yer alır:
Bir ay doğmuş meşeden/ Oğlum gelir köşeden
Rengini gülden almış/ Kokusunu menekşeden
******
Kızım kızım kızıma/ Kırmızılık yüzüne
Sayılmadık sarı altın/ Galın gelsin kızıma
Bu ninni örneklerinde anlam bakımından olduğu gibi işlev bakımından da ninninin basit tanımından çok daha geniş olduğunu görüyoruz.
Ninniler halk türkülerinin lirik kolunda da yer almaktadır. Pretev Naili, halk türküleriyle ilgili sınıflandırma da “lirik türküler” başlığı ile ninnileri almış ve daha sonra tasnif yapan birçok araştırmacı tarafından da kabul görmüştür. İçinde ninni, neni kelimesi bulunan pek çok türkü, türküleşmiş ninnilerdir. Halk türkülerinin çoğu isimsiz halk sanatçıları tarafından söylenmiş olup o isimsiz sanatçıların büyük çoğunluğu ise kadındır.
Profesyonel sanatçılar olan aşıklar, sanatçı kimliğiyle halkın huzuruna sosyal ve dini sebeplerden dolayı çıkamayan kadın sanatkarların söyledikleri şiirler anonim şiirler hanesine yazılmıştır.
Ana diliyle tanışma ve öğrenmenin ilk basamağı olan ninniler Türkçenin öğrenilmesi, Türkçe bilince ve kültürel kimlik kazandırılmasındaki yerini ve önemini şu maddelerde görebiliriz:
- Sade ve öz Türkçe aracılığıyla ana dilinin en doğru ve gerçek biçimiyle öğrenilmesi
- Şiir özelliği taşımaları bakımından estetik zevkin, şiir ve sanat duygusunun gelişmesini sağlaması
- Olayların hikaye edildiği veya efsane niteliği yaşayan örneklerle anlama ve düşünme yeteneğinin kazandırılması
- Dil eğitimi aynı zamanda bir kültür eğitimi olduğundan hareketle içeriğindeki halk kültürü sebebiyle bireye, kendi kültürünü, kimliğini, değer yargılarını öğretmesi
- Sevgi ve şefkat sözleri sebebiyle kişilik gelişimine önemli katkıda bulunur
- Çocuk, ninni vasıtasıyla şiir ile müziğin birleştiği ilk eserleri duyar. Sanat duygusuyla tanışır, bu anlamdaki estetik gelişimin ilk adımıdır.
MÜZİK VE NİNNİ DİNLEMENİN BEBEKLERE SAĞLADIĞI KATKILAR
Müziğin bebeklere sağladığı katkılar saymakla bitmiyor. İşlendikçe ışıldayan demir gibi insan beyni de gelişmeye son derece açık olduğundan işlendikçe ışıldar. Onu ne kadar çok uyarıcıyla karşılaştırır ve beslerseniz gelişimi de o derece hızlandırırsınız. Müzik ve ninnide bebeğin beyin hücrelerinin nerdeyse ilk tanıştığı uyaranlardır. Bu nedenle anne karnından başlayarak özellikle doğum sonrasında bebeklere sıklıkla hafif müzik, klasik müzik ve ninni dinletilmesi tavsiye edilmektedir. İşitme duyularının gelişmesiyle başlayan ve yaşantısını hafızasında depolayan bebeğiniz, bu uyarıcılarla dış dünyada karşılaştığı kendisini rahat ve mutlu hissedecektir.
Ninni ve müzik dinlemenin bebekler üzerinde oluşturduğu pozitif etkiyi:
1- Zihinsel gelişime sağladığı katkılar
2- Duygusal ve sosyal gelişime sağladığı katkılar
3-Fiziksel gelişime sağladığı katkılar olarak sıralayabiliriz.
ZİHİNSEL GELİŞİME KATKISI
Müzikle erken yaşta tanışanlar, hem analitik ve matematiksel düşünme becerisine sahip olmak ve bu becerileri kullanmak konusunda hem de yaşıtlarına göre müzik kulağının ileri derecede gelişim gösterdiği gözlemlenmiştir.
DUYGUSAL VE SOSYAL GELİŞİME KATKISI
Yapılan araştırma ve gözlemler, ninni dinleyerek uyuyan ve müzikle erken tanışan bebeklerin doğum sonrasında da daha sakin yapı da olduğu, daha az ağlama krizi yaşadığı ve daha az hırçın davranışlar sergilediği sonucunu ortaya koymuştur.
Müzikle iç içe olan çocukların daha sakin olduğu, saldırgan davranışlara daha az meyilli olduğu, sosyal becerilerinin ve problem çözme becerilerinin de daha fazla gelişmiş olduğu bir gözlem ve araştırma sonucu kanıtlanmıştır.
FİZİKSEL GELİŞİME KATKISI
Anne karnında başlayan müzik deneyimleri bebeğin kulak gelişimini olumlu yönde etkiler, seslere karşı hassas ve ayırt edici olan bebek, doğum sonrasında da dil gelişimi konusunda daha sağlıklı bir ivme yakalayabilir. Bunu yanı sıra ritim duygusu gelişen bebek, çocuk şarkıları, ninniler ve parmak oyunları gibi müziğin içinde bulunduğu birçok etkinlik sayesinde ince ve kaba motor kas gelişimini hızlandırır.
NİNNİLER BEBEKLERİN AĞRILARINI DİNDİRİYOR
İngiltere’de yapılan bir araştırma ninnilerin, bebeklerin uyumasına yardımcı olmanın yanı sıra, “ağrı kesici” etkisi yaptığı belirlendi.
İngiltere’deki Great Ormond Street Hospital hastanesinde yaklaşık 20 yıldır müzik terapisi uygulayan Dr. Nick Pickett ve ekibinin yaptığı araştırma, ninnileri duyan bebeklerin ve büyüme çağındaki çocukların kalp ritmini yavaşlattığını ve ağrılarını azalttığını gösterdi.
Pickett, yüzyıllardır ebeveynlerin içgüdüsel olarak bebeklerini rahatlatmak için ninniler söylediğini, ancak ninnlerin sağlığa faydalarının bilimsel olarak kanıtlanmasının heyecan verici olduğunu ifade etmektedir.
Nick Pickett hastanedeki 37 kalp hastası bebeğe ninni söylediği ve onların kalp ritmini, ağrılarını, ağlamalarını, yüz ifadelerini ve hareketlerini inceledi. Ayrıca, bazı bebeklere kitap okundu. Bazılarının yanında sessizce oturuldu. Sadece ninnilerin kalp ritmini yavaşlattığı ve ağrıları azalttığı görüldü. Ninnilerin sakinleştirici tonunun bebeklerin dikkatini dağıtarak ağrıyı azaltıyor olabileceğini, canlı müziğin daha faydalı olduğunu, bebeklerin ninniyi söyleyen kişinin sesine, daha sonra enstrümana tepki verdiğini, birden fazla enstrümanın ise daha az etkili olduğunu vurguladı.
NİNNİLERİN ÇOCUKLARA FAYDASI
Araştırmalar bebeğin doğumundan hemen sonraki erken dönemlerden başlamak üzere gördüğü ve duyduğu tüm olayların ileriki dönemlerde kendi görüş ve konuşma yetenekleri üzerinde derin bir etki bıraktığını ve şekillendirdiğini göstermektedir.
Öğrenme yeteneği, 3-10 yaşları arasında en üst seviyelere ulaşır ve ömür boyu devam eder. İlk on yıl boyunca müzik, dil eğitimi ve diğer ömür boyu sürecek yetenekler öğrenilmektedir. Bu sürecin hemen başında annesinden işittiği ninniler işte bu sihirli kapının anahtarı olarak ortada durmaktadır.
Ninni de, anne ve çocuk, interaksiyon (karşılıklı eylem) içerisindedir.
Çocuğunuza ninni söylediğinizde neler olur? Çocuklar ilişkilerinde duygusal olduklarından, bu sesle sevgiyi öğrenecektir. Bebeğinize gülümseyin, onunla konuşur gibi ona dokunarak ninni söyleyin, ihmal edilerek büyüyen bebeklerin beyinlerinin tüm bölgesi gelişmesini tamamlayamazlar. Ayrıca özellikle ona dokunmakla beynindeki büyüme hormonu salgısın artırırsınız. Günde 3 kez on beşer dakikalık hafif masajlar yapın. Ninni söylerken cildinizin birbirine temasını sağlayın.
Ninniyi müzik formlarında gördüğümüze göre, ninni için temel (basit) ifadelerin katılımıyla bir nevi şarkı söyleme yollu terapi diyebiliriz. Ninninin terapistik bir yöntem olarak kullanılması endikasyonları (uygunluğu) doktor, psikolog, pedagoglardan oluşan bir heyet tarafından belirlenmek şartıyla bir çözüm yolu olarak uygulanabilmektedir.
NİNNİLERİN GELİŞİMSEL ETKİLERİNİ ŞÖYLE SIRALAYABİLİRİZ
- Ninniler öğrenme güçlüğü çeken çocuklar için faydalıdır.
- Çocuğun algılama yeteneğinin gelişmesinde faydalıdır
- Çocuğun konsantre yeteneğinin gelişmesinde faydalıdır
- Çevresiyle iletişim güçlüğü çeken çocukların olumlu ilişkiler kurabilmelerinde faydası olabilecektir
- Çocuğun başkalarıyla daha iyi gelişmesini ve sosyal davranışlar geliştirmesini sağlayabilir
- Ninniler çocuğun çevreye adapte olabilmesine yardımcı olur. (Daha ana kucağında ninnin söylendiği yöne dönerek bakması bunu ispatlamıştır.)
- Ninniler hiperaktif çocukların dengelenmeleri için önemli rol oynayabilir
- Çocuğun rahatlamasını ve gerginlikten kurtulmasını sağlar
- Ninniler çocuğa korunma duygusunu yaşatacak bir ortam sağlar ve gelecekte de bu süreçten faydalanır
- Ninniler çocuğa bir yere ait olduğunu ve önemsendiğini hissettirir
- Özellikle baskı ve korku içinde olan çocuğun, kendi kişiliğini yaşamasında ve bunu güçlendirmesinde fayda sağlar
- Çocuğun kendi bağımsızlığını hissetmesinde ninniler başlangıçtır
- Bireysel duyguların fark edilmesinde faydalıdır.(Anne- çocuk bazında)
- Bebeklikleri ninnilerle geçmiş çocuklarda, özellikle eğitim ve güçlü kişilik geliştirmesi, bazı sosyal davranışların geliştirilmesi daha kolay olabilmektedir.
- Çocuğun kendisini ve başkasını doğru algılayabilmesini sağlar.
- Özellikle dağınık ve dengesiz davranan çocukların, kendilerini bir düzene sokmalrında faydalıdır
- Çocuğa estetik olayları yaşama duygusunu geliştirmeye yardımcı olur
SONUÇ
Ninniler, annelerin bebekleri uyutmak için mırıldandıkları türküler gibi gözükse de sahip oldukları evrensel ve milli duygu ve düşünce değerleriyle geçmişe ve günü geleceğe taşıyan manzum eserlerdir. Kadın dikkatinin aynı anda birçok şeyle ilgilenebilme ve söyleyebilme göstergesi olan ninniler sadece bebeği uyutmak için söylenmez. İçeriğinde barındırdığı sözlerle genellikle kadınların iç dünyasını ve ait olduğu toplumun genel görüntüsünü veren bütün bir hayatın içine sığdırıldığı nazım birimleridir. Dede Korkut gibi bir toplum hayatının neredeyse tamamına ait malzemeyi içeren hikayelerden izler taşıması ya da aynı toplumun halen devam eden aşıklık geleneğinin icra özelliğini göstermesi ninnilerin bellek oluşturma ve kullanma özelliğinin bir görüntüsüdür.
Ayrıca geçiş dönemleriyle ilgili kabul ve uygulamalar, cinsiyet kültürü, çocuk büyütmeyle ilgili tercihler, çalışma hayatıyla ilgili kabuller, beslenme anlayışı, günlük yaşantıyla ilgili davranış kalıpları, aile içi, yakın akraba ve toplumdaki insanların davranış ve tutumları, yaşlılık, ölüm, beslenme, barınma, giyinme, eğlence, estetik ve müzik anlayışı ninnide ortaya çıkar. Bunların ortaya çıkması kültürel belleğin işletilmesiyle gerçekleşir.
Belleğin işletilmesine yardımcı olan ninniler kültürel belleğe ait unsurları taşıyarak nesiller arası köprüler kurar.
Ana diliyle tanışmanın, dolayısıyla ana dilini öğrenmenin ilk basamağı olan ninnilerin Türkçenin öğrenilmesi ve Türkçe bilinci ve kültürel kimlik kazandırılmasındaki yeri ve önemi inkar edilemez. Dil eğitimi aynı zamanda bir kültür eğitimi olduğu için ninnilerin içeriğindeki halk kültürü sebebiyle bireye kendi kültürünü, kimliğini, değer yargılarını öğretir.
Müzik ve ninni geçmişten günümüze, atalarımızdan, ninelerimizden bu yana bilinen ve uygulanan en sağlıklı “bebek” sakinleştirme yollarından biridir ve kesinlikle kaybedilmemesi gereken bir değerdir. Özellikle ninniler bebeklerimizle beraber yeniden yapılandırdığımız hayatımızın ayrılmaz bir parçası olur.
Ninni’yi müzik formları içerisinde gördüğümüze göre, ninni için temel (basit) ifadelerin katılımı ile bir nevi şarkı söyleme yollu terapidir diyebiliriz. Ninninin terapistik bir yöntem olarak endikasyonları (uygunlukları) doktorlardan ve psikologlardan oluşan bir heyet tarafından belirlenmek şartıyla bir çözüm yolu olarak uygulanabilmektedir.
Gülay SORMAGEÇ
KAYNAKÇA
– Müzik ve ninni dinlemenin bebeklere sağladığı katkılar makale (Pedagog- Psikoterapist: Serap Melek Kılıç 2016)
– Türkçenin öğrenilmesinde ninniler makale (Yrd. Doç. Behiye Köksel)
– Kültürel bellek aktarıcısı olarak ninni Dr. Emine Kırcı Uğurlu ( Milli Folkllor. 2o14 yıl 26.sayı 102)
– Kumas 1925; Şapolyon 1938; Elçin 1991
– Özçörekçi 1998;Akman 2007; Ungan 2009
– Atalay 1986: 232
– Weisner 2000: 156
– Frayliç 2008: 277
– Meriç Kurtuluş 2010
– Songül Çek Cansız 2010;2011

Son Yorumlar