“Derin Portreler” derinden yaralı bir yüreğin, gönül coğrafyamıza vurgun bir yiğidin kitabı. Vatanın sadece belirli bir toprak parçası olarak anlaşıldığı zamanda yeni nesillere Rebeze çölündeki baldırı çıplak Ebuzer‘den, Sudanlı garip Zenci Musa‘dan “Anadolu’nun Mağrur ve Mağlup Hüznü Muhsin Yazıcıoğlu“ndan dem vurur. “Derin Portreler”e göre vatan sadece üzerinde yaşadığımız toprak parçası değildir. Şimdiler de yitirilip giden Şam’ı Şerif’tir, Kerbela’dır, Taif’in çölleridir, İstanbul’dur.
Mustafa Everdi‘nin, Muaz Ergü ve kitapları hakkında söyledikleri de bizi destekler nitelikte: Muaz Ergü “Enver Paşa’ya hayrandır, Medine Müdaafiî Fahrettin Paşa’ya da. Tarihte ki yenilgilerimizin telafisi için çırpınan serdar-ı ekremliği murad edinen son yeniçeridir o. Seferberlik emri beklemez; sülüsünü kendi yazan bir asker, Çanakkale’ye koşan Mehmetçik heyecanı yaşar her yeni günde. Tüfeği omzunda sürekli, silah çattığı görülmez. Her gece nöbet yazar kendisine, gönüllü ve istekle.” der.
Evet, onun kitabında/kitaplarında yarınlara ait düşleri olan yenilmişlerin safında yeralanlar var. Yangın yerine dönen dünya da iyiliğin nöbetini tutan ruhlar. Her geçen gün hodgamlaşan çehrelerimizin çok ama çok muhtaç olduğu ruhlardan bazıları:
“Güzel Bir Mağlup Rachel Corrie”,
“Direnişin İnsan Kalma Dili Vittorio Arrigoni”
“Ebulfez Elçibey Azerbaycan’ın Yiğit Evladı”
“Ezilmişlerin Derin Çığlığı Frantz Fanon”,
“Şeyh Ahmet Yasin, Bir İntifada Ateşi”,
“Bir Çığlığın Generali Cahar Dudayev”,
“Cemil Meriç Ezelî Bir Mağlup”.
Doğrusu birçok biyografi, portre, düşünce insanlarının hayatlarını kaleme alan kitaplar okuduk. İnsanların hayatlarını kaleme alanlar genellikle kendisi gibi düşünmeyen, inanmayanların hayatlarına yer vermezler.
“Derin Portreler” şimdiye kadar okuduklarımızdan farklı olarak düşüncesi, fikri zikri ne olursa olsun; görüşlerine katılalım veya katılmayalım her düşünceden, inançtan insanların portreleri var. Mübalağa yapmak istemiyoruz ama ilk kez bu kadar renkli bir portre kitabı okuyoruz. Kitapta askerler, âlimler, sanatçılar, seyyahlar, sahhaflar… her türlü portreyi görebiliyoruz. Bu yönüyle yazarın hoşgörüsü, insana bakışı, insana, insan olduğu için değer verişi hemen fark ediliyor. Yaratıcının en kıymetli şaheseri insanoğluna bir portre/ayet nazarıyla bakmak sevgiyi, insanı önceleyen müstesna adamların işidir zaten.
Aynı zamanda müellifin kendine has oturmuş bir üslubu var. Hantal ve durgun cümlelerden uzak, renkli canlı cümleleri metinlere etkileyici ve düşündürücü bir hâl kazandırmış. Bir çok cümle zamanın sarkacına asacağımız evrensel bir öğüt, bir aforizma…
Son zamanlar matlığın, renksizliğin tecelli ettiği zamanlar. Tek mahfil üzere olduğumuzdan bizi biz eden düşünce adamlarımızı tanımıyoruz, tanısak bile onları belli bir kalıba sokmaya çalışıyor, heva ve heveserimize göre tevil ederek bize bıraktıkları emanetlerin üzrerinde tepiniyoruz. Buna binaen kitle zevklerini kışkırtan propaganda dili, konformizm, online alt kültür, gerçek anlamda hafızamıza yön veren isimleri tasfiye ediyor. Bu oportünist kayma kültürel, geleneksel bir değer üretmemize engel oluyor.
“Derin Portreler”e konu olan değerli isimlerin kimlikleri ile diskalifiye ettiğimiz fedakârlık, kahramanlık, ihlas, takva, sorumluluk bilinci gibi ulvi değerlerin yerine ikame ettiğimiz kitlesel hipnotizmaların önümüze sürülen bukalemun, dönek, sahte kahramanların hayatlarının yaşanmaya değer hayatlar olmadığını da gösteriyor.
Bu yüzden Üstat Muaz Ergü’nün hikmeti, ilmi kuşanan şahsiyetlere ve halen yaşayan aydınlarımıza da yer vermesi, üzerinde durulması gereken önemli bir mesele… Müthiş başlıklar ile bize ilham kaynağı olmaya devam eden o ilim insanlarımızdan birkaçı:
“Almanya’daki Türklerin Entelektüel Sesi: Alaattin Diker”,
“İlahiyatçı Bir Sosyolog: Vehbi Başer”,
“Özgürlüğün Ve Özgürlüğün Peşinde Bir Hoca, Hasan Boynukara”,
“Yiğit Bir Kara Saltuk, Mustafa Everdi”.
Kıymetli Muaz Ergü’nün yılların emeği Post Yayınevi tarafından Şubat 2023’de yayımlanan “Derin Portreler” kitabının hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.
Abdulvahap SERT

Son Yorumlar