Düşüncenin Kurumsallaşması-X

Düşünmek bireysel bir eylem ise neden Kuran “li kavmin yetefekkerun- Düşünen bir kavim için” ifadesini kullanır. Sünnetullah gereği kitlenin düşünemeyeceğini bildiğimiz halde. Kavim, topluluk, kitle düşünebilir mi?

Toplumsal iş bölümünü düşünürsek, insanların çoğunun düşünemeyeceğini biliriz. İnsanlar kendilerinin kazancını, ailelerin geçimlerini düşünürler. Hakikat, din, akıl, doğru, yanlış gibi kavramlar gündemlerini işgal etmez. Evinde yemek pişirmeye zamanı olmayan bir kadının hazır yemek alması gibi, kendi dini hakkında düşünmeye vakti olmayan, buna zaman ayırmayı maddi kayıp olarak düşünen kitle, dinini din adamlarından hazır almayı tercih eder.

Hazır satılan yemeklerin besleyiciliğinin, lezzetinin evdeki yemekten farklı olmasına benzer şekilde kişinin dini de bir kişinin ya da kurumun eline bırakıldığında o gücün devamını ve büyümesini hakikate önceler.

Toplum bu çıkmazı görüp vergilerimizle bir kurum inşa edelim ve yine bizim adımıza başka bir kurum bunları denetlesin. Bu kuruma giriş, çıkış ve kurumda kalışlar bir kurala, ilkeye göre olsun dediğinde bugünkü üniversite yapısını elde ederiz.

Üniversiteler bir kural ve yönergeye göre insan alır, o kuralları ihlal ettiği zaman öğretici/araştırıcı ile alakasını keser. Üniversite yöneticileri belli müddetler için seçilir. Kimsenin orada iktidar erki kurmasına müsaade edilmez. Nitekim Avrupa ve Türkiye gibi gelişmiş ülkelerde bu durumu rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Bu gibi yerlerde insanlar keyfi işlem yapmaz, kural ve kaideleri keyfine göre işletmez, kuralsızlığı gücüyle işletmez.

Bugünkü ismiyle üniversiteler, klasik ismiyle mektep, medrese, okullar; insanların düşünceyi kurumsallaştırmak için yaptıkları en azından yapmaları gereken kurumlardır. Akıl nasıl kurumsallaşır, toplum bilgiyi, düşünceyi, araştırmayı görev edinmiş in- sanları mekanları benimseyip onu destekledikleri zaman. Aynı ilke kötülük için de geçerlidir.

İyilik kadar kötülük için de kullanılan zalim, fasık, inkarcı kavim ifadeleri de kötülüğün toplum tarafından benimsendiği, makul, meşru karşılandığı toplumlar için kullanılır. Beyaz tenlileri insan, siyah tenlileri hayvan kabul eden geçmiş çağ Avrupa’sı ve Amerika’sı buna örnek verilebilir. Peygamberimizin zamanında ve öncesinde insanların ırklarından ve ten renklerinden dolayı tahkir edildiği bilinmektedir. Belirli bir özelliğe sahip insanların normal vatandaş diğerlerinin ikinci sınıf vatandaş olduğunu düşünen bunu normlaştıran, rejim unsuru haline getiren rejimler kötü kavim ifadesinin içine girer. Nazileri, Güney Afrika’da bir zamanlar geçerli ırkçılık rejimini buna örnek verebiliriz.

Bir zamanlar Yahudileri öldürülmesi gereken insanlar olarak gören Avrupa, yine bir zamanlar Yahudiler’in seçkin kavim diğerlerinin hizmetçi olduğunu düşünen Yahudi düşüncesi de bu kabildendir. Günümüzde Yahudiler asla böyle bir şey düşünmemekte, iyi ve adil olan herkesle iletişim kurabilmektedir.

Ahmet BAYRAKTAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir