Elmalar ve Oğullar

3. katta, Asuman Teyze’de idi heyecan
          OĞLU, askerden gelecek, göz aydınlığına 
Kocası; “Hakem golümüzü vermedi” adlı mukabeleden çıkıp
Eltisine madik atan görümcenin, kaynından aldığı intikamlı
Gündüz kuşağındaki, toplu taciz halkasında, zikir ediyordu.
Kapı önü dedikodularıyla, Nebahat Abla’nın
Kadınlar gününde, açma börek, üzümlü keklerin
Ayak üstü  arkasından çekiştirdi, magazin imanlı
          ELMA turtalı hayatı…

4. katta, Zilli Melahat’ta idi
Müstehcen iftiraların, en müphem sıcağı
       OĞLU, hiç olmamıştı, iffeti gibi..?
“Dul ise bir de sen vur” adlı kıraathanenin
Bıyık büken, hain gölgelerinde, okeye dönen
Yan bakışlı gözlerden yorulmuş, sığılmış
        Yasak ELMAlarda, sallanmış hayatı…

2. katta, Salih Efendi’de idi, hüsn-ü hüzün
Bayram şekeri reklamlarında bile, çalınmadı kapısı
Eski takvim yaprağından koparılırken, eşinden sonra
Sentetik ilaçların, iyileştirmeyen sinsiliği ile soldu teni
İlkin sıcaktı, soğuk sonra geldi, tepeden tırnağa eridi susuşlar
       OĞLU, hiç gelmemişti, muhannet şöyle dursun
Koridor dolusu çığlık, bir sessizlikle yırtıldı
Gaslhane teşnesinde, son nefeslik tebessüm verdi
        ELMA yanaklı ölüm…

5. katta, Haydar Emmi’de idi
Sözlü gazetesi bitince, Dökülen Protestolu posterler                   
Fax tv yi açınca eyleme geçilen kurye sloganlar.
       OĞLU; önce yumurta attı, sonra kaldırım taşıyla kırdı cam
Babasının içki şişelerinden, molotof kokteyli yaptı
Bağımsız Pensilvanya için mayın döşerken Rojova’da
Cansız bedeni bilbordlarla, etkili hale getirildiğini
Hücre evinde öğrendi, devletiyle karşılaşınca, ikram edilen
         ELMA kabuklu çayından önce…

1. katta, Tablacı Kazım’da idi
Üç tekerlekli alın teri, dört dörtlük  itikat, beş vakit secde
Altı pistonlu içten yanmalı iman, yedi mertebeli tekamül.
Bir avuç tükenmez kalem sardı tezgaha
     OĞLU; susamlı sabah simidi satıyordu, susarak
Bayatladığında, unut-ladığı umutlarıyla
Sönmüş sokak lambalarının en yakınından
Yüreğine düştü kar. Ağlamış yağmurlardan,
Ne alırsan ıslanmış fiyatına, Alın yazısı silinmiş
        ELMA kokulu silgi sattı…
          Bodrum katta,  giymediğimiz eski vicdanlarımızdı
Gardıroplara yer açılsın diye, mülteciye tıkıştırdığımız, neme lazımlar.
OĞULLARI; İğfal edilen anne, kurşunlanan babaların, cesedine bakıp
Merhamet yağsın diye, ellerini açtı  
         Gökten 3 ELMA aromalı bomba düştü
 Myanmar’da asılan…sabilere
 Halep’de  ölen…yetimlere
 Gazze’de parçalanan…bebelere…
       Meğer, ölünce üşümüyormuş çocuklar….

         Zemin katta, Gross market işgalinde idi
Kırmızı etiket- kara cuma- sarı endişeli yığınlarla
Hayvandan hallice, haz-şehvet ve tamahlarımız…
      OĞLU;  “getir-götür-süpür-tıkın ve kus” uygulamasından
“Ye-iç-yat-semir ve düşünme” indirimli sipariş verdi
        ELMA logolu telefonuna gelen komutlarla…

           Rezidanslarda, “kargaşa-ayaklanma-çukur eylemi için
Bürüksel’den komut bekliyorlardı, Mykonos ve Rodos tatilli sanatçılarımız   
Varil bombasına susana konser, Suriye’de ne işimiz var diyene, dizi
Lgbt, güzellemesine, şöhret bedava,  kampanyalı törenlerde.
          ELMA şekerli ödülü yalaşırlarken mikrofona;
“Çocuklar, Ay pardon! sokak köpekleri ölmesin
“Cümlemde lütfen İsrail geçmesin”… 

Erkan BOZKURT

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir