Dikkat: aşırı derecede nostalji içermektedir.
35-40 yaş altı çocuklarda istenen sonuç elde edilemeyebilir.
Yüksek dozajlı, hızlandırılmış zaman yolculuğu; “Ah ulan eski günler” varyantlı, toksik madde üretebilir…
Ekmeği karneyle, şekeri karaborsa, tüpü torpille aldığımız; yokluk-kıtlık-karanlık günlerinin sancıları sürüyordu. SSK hastanelerinde sigara dumanlı kuyruklu koridorlarda 30 saniyelik muayenenin ardından, hamamböcekli yatakhaneleri kanıksaman gerekiyordu…
Kemal Sunal filmlerinde; cardın dökümlü, döküntü mahallelerin ev sahipleri vicdansızdı, sahtekardı ve illa ki Hacı idi. Dul kadınlar “bakkal-kasap-manav” Troykasının, koalisyon beklentili odalarında, borç defterine, “hallederiz güzelim” li ödeme planlarına zorlanıyordu…
Nuri Alço; “uyku hapı içme kadrolu” Ahu Tuğba’yı, ayda bir kez “Modern tolking’in, cherry cherry lady” müziği eşliğinde, diskoteğin pistinde, shetland kazağı, şarlo pantolona sokuşturan erkeklerle, yarasa kol, vatkalı, meçli, aslan yeleli, kelebek tokalı, altı parlak taytlı kızların figüranlığında, “Tarık Akan’ın kurtarma ihtimaline göre” randevu evine yerleştiriliyor. Yataktaki baygın Ahu’zede önce kıdemli Aydemir Akbaş’a teklif edilse de, ihale Tecavüzcü Coşkuna kalıyordu…
Yaşar—Nuri—Öztürk adında 3 kişilik çay partisinin “sıradaki sekreter gelsin” adlı düşük bütçeli neoritik flimleri, daha piyasaya düşmemişti. Çay bahçelerinde; Tamek meyve suyu, ankara gazozu eşliğinde, fön çekili saçları ve sulu gözleriyle Küçük Emrah’ın annesi, Ferdi’nin karısı iğfal ediliyor, “Kenan Kalav-Bahar Öztan-Hülya Avşar- Tarık Tarcan” okey dörtlüsü ise, iki flim birden VHS kasetlerinin takılması için sırasını bekliyordu…
Dantel örtülü reglatörü ısınmış, bandrollü televizyon markalarından, rüzgar gibi Grundig, Saba’dan Schumacher, mavi noktadan Blaupunkt, gece 12 den sonra kırmızı noktadan ala şapşap görgüsüz, önemli yerinde kesilen, heyecanlar geçiyordu. Çocukların gözü önünden sex filmi afişlerini, büfelerden dergilerini, Otobüslerden sigarayı kaldırmayı akıl etmek için, hayvani duygularımızla en az 20 yıl yüzleşmemiz gerekiyordu…
Zenginler Convers, fakirler Mekap, köylüler Ermenek marka kara lastik giyiyor, kolları dışa kıvrılmış beyaz ceket ve havlu çorapların break danslı, doğum günü partilerinde “Madonna’dan La is la bonita” çalıyordu, “sepet sepet yumurtalı” hatıra defterleri karalanıyor, aslen kara, yıkanmaktan gri olan önlüklerimiz, toplama kamplı askeri totoliter rejimin subyanımıza kadar indiğinin sepia tonundaki resmi, “değişmesi teklif dahi edilemez” ideolojisin andını içiyordu…
Erkek çocuklar gazoz kapaklarını ezip, kızlar lastiklerini geriyor, kaldırımlarda 5 taş, sek sek, ütmece, topaç, gulle oynuyorlardı. Bakkalların leblebi tozlu, çekilişli, horoz ve emzikli şekerleri, pamuk ve kurtlu elma şekerleri, şimdiki market reyonlarını görse, adaletin çarkına tükürecekti, Yokluğun en güzel yanının, varlığın kıymetini bildirmesi oluyordu…
Jeriko-Tommiks-Zagor-Conan-Mr. No ve Teksas’ın “Çelik bilek-Rodi-oklitus’u” kırmızı urbalı İngilizlere karşı bağımsızlık mücadelesi verirken, ülke okuma grafiklerimizi yukarıda tutuyordu, değiş tokuşlu ve kiralık verilen çizgi roman kahramanlarımızla…..
Kızlar; Clementin, Susam sokağı, Heidi, Şeker kız Candy de istikrar bulurken, erkekler; Muppet show, Voltran, Uçan kaz Nil, Esteban, Vikingler, Jetgiller, Kaptan mağa adamı, Sinbad, ve He man’in, “iskeletor-prens edım -titrek-atılgan-orko” sunda karar kılıyordu…
Tek Tanrılı, tek kanallı milletimize, 1 tane Tolgahan dans grubu düşüyor. Barış Manço- Ersen ve Dadaşların aykırı saç modellerine yapılan yakıştırmalı ön yargılar, Zetina dikiş makinasının üzerine bırakılmış Blue jean ve Ses dergisinin arasında geziniyordu. Saç baş yolumlu komşu kavgalarında karakola düşen, haklı-haksız herkes mutlaka hücre dayağı yiyordu…
Genç kızlar; beyaz atlı prensini. Bıçkın erkekler; Kara şimşekli Michael Night, Beyaz gölge, Flipper, Sanfiransisko sokaklarını. Büyükler; “Yaprak dökümü ve aşk-ı memnulu”entrika vitamin ve minarellerini karşılamak için, Şahin tepesi, Flamingo yolu ve Dallas’ı seyrederken; TV’si olmayanlar “Müsaitseniz annemler size gelecek” adlı soğuk muhanetini yüz suyu dökerek izliyordu…,
Ağızlarda; Tipitip-Sema-Minti-Pembo-Bayram-Özcan cikletleri, yalın hayatımızın mazide kalmış sayfalarıyla, unutulmak üzere yutuluyordu…
Erkan BOZKURT

Son Yorumlar