Gerçek Saray

17 Ağustos 1999 depreminde, evimiz yıkıldıktan, bir müddet çadırda barındıktan sonra, büyük bir sevinçle içine geçtiğim 20 metrekarelik güzel evim, sarayım.

Alttaki fotoğraflar şimdi yaşanan Elazığ depreminden. Bizim yaşadıklarımız daha büyük ölçekliydi daha üzücü daha dehşet vericiydi. Allah’ım kimse yaşamasa böyle günleri…

Sarayımın gördüğünüz gibi temeli yok, bir gecekondu şeklinde, pratik, kısa süre oturma amacıyla yaptırdığımız 2 odalı içinde her türlü ihtiyacımızı giderebildiğimiz bir sevimli ev.

Evimiz yıkıldıktan sonra, çadırdan sonra bunun içinde oturmak sarayda oturmak gibi gelmişti.

İçinde bir metrelik laminat mutfak dolabım o evin âdeta en güzel mobilyasıydı. Uzun süre, aylarca şehre su verilememişti. Bu sarayıma geçince, kurduğumuz çamaşır makinemi kullanırken, deterjan gözünden dökme su kullanarak çalıştırıyordum. Aylarca elde çamaşır yıkayınca o su taşıma dökme işi hiç zor gelmemiş, düğün bayram gibi yapmıştım.

TV’de deprem görüntülerini izlerken tekrar o günlerimize döndüm. Sanki dün yaşamış gibi capcanlıymış meğer o acı hatıralarımız.

Bizim yaşadığımız depremin bir iyi tarafı sıcak havalarda olmasıydı. Kış kıyamet daha zor. Baktım mecbur kalınca hasarlı da olsa insanlar deprem gecesi, evlerine girip halı battaniye giyim eşyası vs. alıp dışarı çıkardılar. Yardım gelene kadar herkes başının çaresine bakmak zorunda kalıyor.

Depremin öldürmediğini, bilinçsiz denetimsiz yapılaşmanın insanı öldürdüğünü acı tecrübelerle öğrendik.

Deprem ülkesindeyiz, bütün bilimsel verileri ile geliyorum diyen bir İstanbul depremi kapıda.

Yağmur nasıl yağacaksa deprem de bizim coğrafyamız için o kadar olağan.

Hangimizin İstanbul‘da bir yakını bir bağı yok ki?

Bazı yerlerde daracık sokakları içiçe binaları aklıma geldikçe korkuyorum.

Çökecek altyapının, su doğalgaz borularının getireceği hasarı düşünmek bile istemiyorum. Ancak bu işlerle ilgilenen birileri düşünmek zorunda tedbir almak zorunda.

Yıllar boyu depremi aklımdan çıkaramadım bir rahat uyuyamadım. Ancak aklımdan silinmişti şimdi tekrar o korku hortladı adeta.

İstanbul depremi Elazığ depremine benzemez. Hem nüfus çok kalabalık hem bina çok, hem deniz kenarlarında yapılaşmalar çok riskli.

Umuyorum ve dua ediyorum devlet bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yapar, önlem alır.

Gönül KESKİN

   

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir