Hansaray Kırım Tatarları İçin Ne İfade Ediyor?-I

İngiltere’de devlet müzelerine giriş ücretsizdir. British Museum’a da en çok yaz aylarında binlerce insan akın eder. İkinci kattaki firavun mumyası dünyanın değişik coğrafyalarından gelen Müslümanların uğrak yeridir. İri yarı olduğunu hayal ettiğim firavun, camekanın içerisinde küçücük bir cesettir aslında. Sarı saçları ve vücudunun derisinin çürüyüp yok olmadan, ilaçsız, mumyalanmamış haliyle durması hele bir de secdedeyken yan kayıp düşmesi halini anımsatmasıyla bize Kur’an’ı Kerim’de geçen firavunun bu firavun olduğuna dair Müslümanların şüphesi kalmaz. Bazen o bölümü bakım için kapatırlar ama gözlemlediğim müze görevlileri her gelen Müslümanın bu firavun hakkında ki sorularından bıkmış olduğudur. Nezaket gereği kibar bir şekilde gülümserler ve hemen başlarından kovarlar.

Hansaray

Devlet müzelerinde bir yandan da sürekli olarak ilgi çekici, geçici sergiler özel olarak getirilip sergilenir. Ücretli olan bu sergilere de ilgi yoğundur. Geçen seneydi herhalde yanlış hatırlamıyorsam, Mısır’ın denizaltında kalan hazinesinin sergilendiği haberini aldık ve bu özel sergiye gittik. Denizin altında, Kızıl Deniz’in derinliklerinde olduğunuz hissi veren bir şekilde tasarlanan bu ücretli sergide aklımıza geldiği şekilde altın, elmas hazinesi yoktu tabii ki. Yeryüzünde, Mısır’da ne varsa denizin altında da aynı şeyler var. Spinxler, hayvan heykelleri, tanrı ve tanrıçalar, zamanında kullanılan tapınak yazıtları, duvar parçaları, ayinlerde kullanılan taştan yapılma kovalar. Bu zaman zarfına kadar sadece yüzde beşi çıkarılabilmiş yeryüzüne. Çünkü hem arkeolog olmaları gerekmekte, hem Egyptologist yani Mısır bilimcisi hem de çok iyi dalgıç olmaları… Maddi külfeti de bir o derece büyük elbette. Yerin üstündekilerden zaten etkileniyorduk ama denizin derinliklerinden bu derece meşakkatli, titizlikle yapılan çalışma ve sunum bizi daha da etkiledi.

Düşüncelerimizi, duygularımızı oğlum dile getirdi; “Neden Karadeniz’in derinliklerinde de bu şekilde arkeolojik araştırmalar yapılmıyor? Kırım’la ilgili de, bizim tarihimizle ilgilide binlerce yıllık eserler bulunabilinir!” Öte yandan anımsarsınız, 11 Eylül Amerika saldırılarından bir kaç ay önce iki bin yıllık, dünyanın en büyük iki Buda heykeli Talibanlar tarafından havaya uçurularak yok edilmişti. Batı dünyası kınadı, kabul edilemez bir durum olduğunu açıkladı ama tarihin en eski Buda heykellerinden en büyük ayakta duran ikisinin, dinamitlerle toz yığını haline getirilmesini ağızları açık, şaşkınlık içinde izlemekten başka bir şey yapamadılar. İşte bizim Kırım Bahçesaray’da ki HANSARAY’ımızı da Rusya sözde restorasyon uydurmasıyla yok ediyor.

Zincirli Medrese

16. yüzyılda Menli Giray Han  özellikle Cürüksu yatağında inşa edilmesini istediği Hansaray, Menli Giray’in avdan dönerken iki yılanın kavgalarına şahit olup, yaralanan yılanın Cürüksu nehrine girerek, yaralarını onarmasını izlemesi üzerine bizim milletimizde aynen böyle yenilmezdir, yaralarını vatan suyunda yıkayarak iyileştirecek, kuvvetini toplayacak ve saltanatımıza tüm gücüyle devam edecek düsturuyla inşa ettirmiştir.

Hansaray, Kırım Tatarlarının yaşamına uygun bir mimari özelliğini göstermektedir. Şu an çevresi dinamitlerle çevrildi ve havaya uçurulmasını ellerimiz, kollarımız bağlı bekliyoruz. Bu dinamitleme öyle ki, Rusya restore etme yalanı altında yavaş yavaş, kısım kısım tarihimizi silmekte, duvara nakşedilmiş el yazısı hatlar kazılarak yok edilirken, beş yüz yıllık sütunlar kırılarak, parçalanarak yerine plastikleri getirilmektedir.

Hansarayımız, Sovyet dönemi Stalin’in korkunç yıkımından Pushkin’in ‘Bahçesaray Ceşmesi’ şiiri yüzü suyu hürmetine kurtulmuştur. Bunun dışında bir çok eser yıkılmış camiler ahıra çevrilmiş, Zincirli Medrese ise Akıl hastahanesi olarak kullanılmıştır.

Sürgüne gönderilen Kırım Tatarlarının evleri talan edilip, Rusya’dan getirilen aileler yerleştirilirken, daha da ileri gidlerek bizim kültür mirasımız, ananelerimizin, dedelerimizin mezar taşları kırılmış. Ruslar, bu taşları evlerinin bahçe duvarlarında ve bahçe içerisinde bulunan tuvaletlerinde kullanmışlardır.

Halkımız sürgünlükten vatanımıza akın etmeye başlamasıyla birlikte kültür mirasımıza da sahip çıkmış, Hansaray’ımıza, Zincirli Medresemize ve daha bir çok bizim eserlerimize tekrar hayat vermişlerdir.

Yaz aylarında Hansaray’ımızın bahçesi Kırım Tatarlarının halk oyunlarının oynandığı, sanatımızı, kültürümüzü canlandırarak yapılan bin bir çeşit eserlerin sergilendiği, Han Cami’inde genç Kırım Tatarlarının nikahlarının kıyıldığı, kalbimizin attığı yegane bir kaledir.

Hansaray biz Kırım Tatarları için vatan demek, millet demek, namus demek, şanlı tarihimiz demek, atalarımız demek, hayat demek, varlığımız demek, Kırım’in tapusu bize ait demek. Soruna cevap vermek gerekirse oğlum, toprağın üzerindeki BİZİM varlığımızı yok etmesinler de varsın denizin derinliklerinden tarihimizi çıkartmak başka baharlara kalsın.

Melek MAKSUDOĞLU

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir