Şair Homeros ünlü destanında gerçek rüyalar ile aldatıcı rüyalar arasında ayrım yapar. Ona göre tanrıların ilham ettikleri rüyalar da her zaman gerçek olmayabilir. Ona göre, Tanrılar arzularına ulaşmak için bazen aldatıcı rüyalardan da yararlanabilir. örneğin Zeus, Agamemnon’u daha erken savaşa göndermek için ona bilge danışman Nestor kılığında aldatıcı rüyalar göndermiştir. Ezop da bir masalında Apollon’nun Zeus’dan gerçek rüyalar istediğini yazar. Zeus ona istediği rüyayı(kehaneti) verdiğinde Apollon kendisini en büyük tanrı sanarak öbür tanrılara karşı kibirlenmeye başlar. Zeus bu kibre karşı bir çare düşünür ve gerçek gibi görünen hayalleri yaratır. Homeros destanında yalan ile gerçek hayalleri şu dizelerle anlatır:
“Dedikleri boş rüyaların iki kapısı vardır
Biri fildişinden, diğeri boynuzdan…
Fildişi kapıdan çıkanlar,
İnsanlara yanlış bilgi vererek aldatırlar.”
Kaç gündür Ermenistan Başbakanı Paşinyan‘ı Avrupa medyasında izledikçe aklıma hep Zeus’un yarattığı yanlış hayaller ve kehanetler geldi.

İngilizlerin ünlü televizyon kanalı BBC’nin muhabiri Stephen Sackur Ağustos ayında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile bir röportaj gerçekleştirdi. Televizyoncu sunucusunun her sorduğu soruya Paşinyan hep binlerce yıllık tarihi hayallerden söz ederek cevap vermeye çalıştı. Onun bu tutumu Stephan Sackur’u da çilden çıkardı ve “sizin tarihi görüşlerinizi biz şimdi tartışamayız, şimdiki gerçeklere dönelim” dedi.
Paşinyan, Alman Bild gazetesine de yaptığı açıklamada da aynı hayallerden yola çıkarak işgal ve savaşı haklı çıkarmaya çalıştı. Ortada olan gerçeklere asla değinmek istemedi. Türklerin durdurulmazlarsa Viyana kapılarına dayanacakları, Azerbaycan’ın Ermenistan üzerinde soykırım yapmaya çalıştığını ileri sürdü ve “binlerce yıllık Artsah” gibi temelsiz argümanlarla Batı kamuoyunu etkilemeye uğraştı.
Bu durum sadece Ermenistan Başbakanı ile de sınırlı değildir. Barış yanlısı, insan hakları savunucusu Vardan Arutunyan gibi Ermenilerin de itiraf ettikleri gibi yıllardan beri sürdürülen hayallerle dolu tarih bilgileri sadece politikacıları değil, ne yazık ki bütün yeni nesli zehirlemiştir. Evlerde, okullarda asılan haritalarda Anadolu’nun yarısı, Kıbrıs adası, Gürcistan, bütün Azerbaycan, İran gibi ülkeler Ermenistan sınırlar içinde gösterilmekte, her dağ, her taş ve eski eser kalıntısı hakkında akla hayale gelmeyen efsaneler uydurularak insanlar zehirlenmektedirler.
Sosyal medyadaki mesajlara, yazılan makalelere, verilen cevaplara da bakıldığında her Ermeni asırlar öncesinden örnek vermeye çalışmakta ve bugün Ermenistan’da yaşayan iki milyonluk halkı sürekli komşularıyla savaşmaya teşvik etmektedir. Tarihe tapıcılık o kadar ileri bir noktaya taşınmıştır ki Ermenistan’da hemen hemen hiç kimse bu tür efsane dolu bilgilere itiraz etmemekte, geçmişle yaşanmayacağını, bugün her halkın kendi ülkesinde barış ve refah içinde yaşaması gerektiğini söyleyememektedir.

Bu tür propagandalardan etkilenen bir Alman dostumuz da tarihi Ermeni isimlerinden ve yerlerinden söz edince ona şöyle cevap vermiştim: “Bütün bu tarihi iddiaların kökenlerine inildiğinde çok farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Ama tutalım ki bu iddialar doğrudur. Yani ileri sürdüğünüz bu bölgeler onların iddia ettikleri gibi üçüncü, dördüncü asırda Ermenilere ait olsa bile, sizce bugün orda yaşayan insanları yurtlarından çıkararak oraları yeniden Ermenilere vermek akıl, vicdan, insaf işi midir. Eğer sizin bu dediklerinizde gerçeklik payı olsa bütün dünya yeniden dizayn edilmesi gerekmez mi? O zaman bütün Asya’ya hakim olan Türkler, Ruslara “buraları terkedin mi” diyecektir? Avrupa’dan Amerika’ya giden Avrupalılar, Amerika’yı yerlilere mi bırakacaklardır?” Sözlerim karşısında bir süre suskunluğa gömülen dostum en sonunda, “Bu kadarını düşünemedim,” dedi ve sohbeti bitirdi. Ermenistan tarihi saplantılardan kurtulmadıkça, ülkesinde demokratik, barışçıl bir düzen kurmadıkça, okullarında kin ve nefret söylemi ile dolu eğitime son vermedikçe komşuları olan Azerbaycan, Türkiye, İran ve Gürcistan ile sağlıklı bir ilişki kuramayacak ve halkına yaşanabilir bir gelecek sunamayacaktır. Kafkasya’daki bu üç ülke bütün tarihi iddialardan vazgeçmeli, çatışmaları sona erdirmeli, iyi komşuluk ilişkileri ile birbirlerinin ekonomisine katkıda bulunmalı ve çocuklarına özgür, zengin, barış dolu bir ülke bırakmalıdırlar.
Homeros’un binlerce yıl önce söylediği gibi “İnsanlara yanlış bilgi vererek aldatmak,” genç dimağları kinle zehirlemek Ermeni halkına hiç bir şey kazandırmayacak ve acı üstüne acı yaşatacaktır.
Orhan ARAS

Son Yorumlar