İnternet paketi bitmişti ve iki gündür sosyal medya hesaplarını güncelleyemiyordu. Telefonu aramalara kapalıydı. Bu özelliğin bu kadar sorun olabileceğini hiç hesap etmemişti. Oysa ki yıllar önce felsefe tabletinde insanı “yazışan ve layklaşan tek hayvan” olarak öğrenmişti. Evet bu özelliği kapatmıştı çünkü dijital çağda konuşmak gereksiz bir eylemdi. Lanet olsun! Kim bilir ne çok beğeni almıştı ve cevaplayamadığı kaç mesaj vardı! Daha kötüsü iki günlük eylemsizlik çok sayıda takipçi kaybı demekti. Derhal sokağa çıktı. En yakın internet paketi yükleme istasyonuna gitti. 4 adet yükleme makinesi ve hepsinde uzun kuyruklar vardı. Çaresiz sıraya girdi. Bu acımasız bir bekleyiş olsa da makinelerin önünde paketlerini alan insanların yüzlerine yansıyan tarifsiz mutluluğu gördükçe içindeki umut neredeyse 100 mbps’a yükseliyordu. Vakit akşam oldu ve nihayet sıra kendisine geldi. Heyecanla ekrandaki 10 gb seçeneğine tıkladı. Sağ alttaki para bölmesine 100 Dolar yerleştirin lütfen yazısını okuyunca şok oldu. Bu nasıl bir zam daha 3 gün önce 40 dolardı diye isyan etti. Cebinde yalnızca 50 dolar vardı. Lanet olsun! Neden 5 GB yüklemez ki bu makineler?! Arkasında homurdanmalar başlayınca gözyaşları içinde makineden ayrıldı. Bir kaç adım atmıştı ki bir el omzuna dokundu. Kocaman gözleriyle gülümseyen kel bir adamdı bu.
-Bayım üzülmeyin, şu elimde görmüş olduğunuz jel tam 50 gb internet erişimi sağlıyor ve üstelik 50 dolar. Evet yanlış duymadınız bu muhteşem jel sadece 50 dolar!
Ne saçmalıyor bu adam böyle diye geçirdi içinden sonra şüpheyle elindeki jele baktı. EasyGo yazılıydı üstünde. Böyle bir şey mümkün olabilir miydi? Dayanamayıp sordu.
-Dalga mı geçiyorsunuz siz?
Adam sinir bozucu bir biçimde güldü.
-Dostum güldüğüm için kusura bakmayın ama siz çağın epey bi gerisinde kalmışsınız. Bu jel son teknoloji, anında erişim sağlıyor. Denemesi bedava, buyrun.
-Nasıl kullanılıyor bilmiyorum ki?!
-Şimdi jelin şöyle bir özelliği var vücudunuzun herhangi bir yerine sürdüğünüzde direkt cihazınızla etkileşime giriyor. Her sıkım 1 gb toplam 50 sıkım 50 gb ama ne kadar üstlere sürersiniz bağlantı hızınız da o kadar yükseliyor. Yani başınıza sürerseniz 100 mpbs hızla bağlanıyorsunuz.
Kuşkuyla adamın kafasına baktı.
-Saç dökmüyor di mi bu?
Adam korkunç bir kahkaha attı bu defa.
-Ahhahahah hayır hayır dökmez benim kellik doğuştan merak etmeyin yalnız jeli açık havada kullanamazsınız ancak kapalı mekanlarda çalışıyor. Buyrun şu bina halka açık oraya geçip deneyin ne demek istediğimi anlıycaksınız.
Halk kütüphanesini gösteriyordu. Adamın bu kendinden emin tavrından etkilenmişti doğrusu. Haklı olabilirdi zira saat geçmiyordu ki yeni bir teknolojik buluş çıkmasın! İki gün internete de girmemişti evet kimbilir ne büyük değişiklikleri kaçırmıştı! Hepsinden önemlisi kaybedeceği bir şey yoktu, denemesi bedavaydı. Adamdan jel paketine alıp derhal kütüphaneye girdi. Bu deneyi kimse görmesin diye tuvalete girdi. Tüpü açıp bir kez alnına sıktı. Kokusuz ve kaygan bir jeldi bir süre parmağıyla alnına yedirdi. Hiç inandırıcı bulmasa da bir ihitimal diyip telefonuna baktı. Ardı ardına mesajlar ve ekran uyarıları geliyordu. İnterneti gelmişti evet hem de çok hızlıydı bu! “Aman Tanrım işe yarıyor!” diye bağırdı. Sevinçle dışarı çıkıp adama sarıldı.
-Çok teşekkür ediyorum, haklıymışsınız. Buyrun 50 dolar.
-Rica ederim bayım, sizleri mutlu etmek bizim vazifemiz. İyi günlerde kullanın. İyi geceler.
Doğruca evine gitti. Penceresi caddeye bakan çalışma odasındaki eski ahşap masaya keyifle oturdu. Telefonunu açtı. “İnternet bağlantınız yok.” Doğru ya açık havada etkisini kaybediyor demişti adam tekrar sıkıp alnına sürdü. Bekledi. Telefonuna baktı. İnternet bağlantınız yok. Tuvalete gitti bir sıkım kafasına sıktı. Yine bağlantı yok. Bir paketi olduğu gibi kafasına boca etti. Kafası gözü her tarafı vıcık vıcık jel olmuştu. İnternet bağlantınız yok. Nerde hata yapıyordu ki?! Tekrar pencereye koştu, adamla konuştuğu yere baktı. Adam yoktu. O sıra gözü halk kütüphanesindeki ışıklı tabelaya takıldı. “Ücretsiz Sınırsız WiFi erişim” Lanet olsun! Sonra üstünde EasyGo yazan jel kutusuna baktı tekrar. Arkasını çevirdi. “Go easy, feel happy and enjoy your night!”
Özer BİLGİÇ

Son Yorumlar