Neslihan Dağlı’nın “Baharın Yazı Öptüğü Yerde” Adlı Şiir Kitabının Tahlili

Şair Neslihan Dağlı’nın “Baharın Yazı Öptüğü Yerde” adlı şiir kitabı, Ocak 2022’de Artshop Yayınlarından çıktı.

Çukurova gibi sıcak, samimi, içten ve lirik bir şair Dağlı. O, şiirle sesleniyor aşka, bireye, topluma, dünyaya, Tanrı’ya… Aşkla sesleniyor, aşkı sesliyor…

Sadece duygusal şiirler yazan biri değil O; toplumsal bilincin ışığında yaşadığı dönemi yorumlamayı görev edinmiş bir sanatçı da aynı zamanda… Şair, “Tanrım” adlı şiirinde dünyanın, yaşamın yanlış kurgusuna dair şikâyetini sunuyor Tanrı’ya:

“Cennetin çicekleri soluyor
Kuşlar ölüyor burada

Ben ölüyorum
Insanlık ölüyor

Tanrım sana inanıyorum da
Dünyanı sevmiyorum” diyor. Burada kendi fildişi kulesine çekilen bir şair değil diğer insanların acısını, hüznünü derinden hisseden bir yürek çığlığı duyuyoruz adeta.

Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen umudu kuşanan, en müşkül bir anda bile hayata tebessümle bakmayı bilen bir yanı da var Dağlı’nın.

“Güneşi Yorgun Dünyada” adlı şiirinde,

“Neyse ki geçiyor
Kalmıyor gözlerde yaşlar
Kalplerde nefret

Düş maviye uyanıyor her sabah
Güneşi yorgun dünyada” diyerek hayatla şiiri ipekten mendillere sarıyor. Her dem umudu diri tutmanın gereğini dile getiriyor.

Şiiri bir yaşam biçimi olarak gören şairin konu sınırlaması yok. O, aşktan yurt sevgisine, doğadan umuda, hüzünden yarınlara olan inanca, denize, dağa, güneşe aya varıncaya kadar, insanın gönül telini tıngırtadan her türlü temayı gayet başarılı bir şekilde işliyor şiirlerinde.

Aynı zamanda şiirlerinde tezatlıkları da çok iyi kullanıyor:

“Boyu arşa değen adamlar görüyorum
Yaklaştıkça küçülen” diyor “Zemheriden Bahara” adlı şiirinde. Ne kadar da doğru söylüyor değil mi?

Dağlı’nın şiir dili tertemiz Türkçe’dir. Onun şiirlerinde; ağır, ağdalı sözcükler bulunmaz. O, anamızın ak sütü gibi çağlayan türkülerden, halk söyleyişlerinden esinlenir. Şiirlerinde ahengi sağlamak için aliterasyon, asonans ya da iç uyaklara başvurur. Şiirlerinde ahengi sağlamak için özel bir gayret sarfetmez. Hemşehrisi Karac’oğlan gibi doğal bir söyleyişle bu coşkunluğu sağlar.

Örneğin “Kozan Dağı” adlı şiirinde:

“Güller savurdum
Kozan Dağı

Yârim avuclarında koklasin diye gördün mü?
Dağlı kızıyım ben
Yabanıl, sızılı, hüzünbaz

Adım Nesli
Han soyundanım
Kan damlar yaralarımdan
Dağların kızı Reyhan’ım.” der.

Çukurovalı yazar ve şairlerde rastladığımız “mekânı çiçeklerle bezeme alışķanlığı” Neslihan Dağlı’da da görülür. Onun şiirleri rengârenk çiçek bahçelerini andırır. Bakınız, “Yağmur Öncesi” adlı şiirinde bizi nasıl bir renk ve koku âlemine götürüyor?

“Olur ya rastlaşırsak
Yağmur öncesi portakal çiceklerinin
Sarhoş eden kokusunun tılsımıyla…”

Neslihan Dağlı, şiirlerine nesneyi ve doğayı rahatlıkla sokabilmektedir. “Güneş’e” adlı şiirinde kosmos avuçlarında gibidir:

“……

Fısıldarken ay ezgisini
Gülümsedi şahidi geceye
Güneş’e sözümüz var.”

Yerelden evrensele bakabilen bir duyarlılığa da sahiptir şair. Dünya halklarının sorunlarını yüreğinde hisseder.. Örneğin Afganistan’da ezilen kadınlara dikkat çekerken öyle samimi, öyle içten ki…

“Yüzünü saklıyordu
Zincire vurulmuş zaman
Umudun rengi  
Burkalı bir kadın yüzüydü
Kendine yabancıydı.”

Onun şiirlerinde, karanlıkta yıldız böcekleri gibi ışıyan özgün mısra-ı bercesteler de var. Kitaba adını veren “Baharın Yazı Öptüğü Yerde…” dizesi de bunlardan biri…

Dağlı, barışa ve mutlu yarınlara inanır, şiirlerinde fırsat buldukça bu temaları yüceltir. Bu anlamda şiirleri, genç şairler için ilham verici… Aynı zamanda eserlerindeki şiiriyeti özgün üslubuyla sağlayan bir şair. Onun dilinde sözcükler, gündelik bir olayı anlatırken bile, şiirsel sözdiziminin gücüyle birer kuyruklu yıldız ihtişamıyla parlar.

Kısacası Neslihan Dağlı, kendi şiir sesini bulmuş özgün bir şairdir. Şairi bu yetkin kitabı için kutluyor, okurunun çok olmasını diliyorum.

Samle ÇAĞLA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir