Fransa-İtalya Özlenimleri-I

Fransa gezisi Paris’ten başlayıp Monaco’ya kadar uzanınca İtalya’ya da geçelim talepleri dile geldi. Nasıl olsa gümrük yok, pasaport kontrolü, kapıda saatler süren işkence… Alışveriş için de uygun bir ülke… Bilgilendirmesi de eklendi bütün bu anlatılanlara. Zaten San Remo’nun Monaco’ya uzaklığı 40 km. Herkes kabul edince doluştuğumuz otobüs yönünü İtalya’ya çevirdi. Sabahın mahmur saatlerinde San Remo’ya indik.

Güne kahve ile başlayan İtalyanlar, mütebessim ve mutlu, akşamı ederlermiş. Hadi ben de bir İtalyan kahvesi içeyim, belki güzelleşirim dedim. Avrupa’nın ucuz ülkesi İtalya. 1,5 Euro’ya kahve getirdiler, yanında kurabiye ile. Fransa 4-5 Euro’dan aşağı kahve sunmuyordu.

Gezi arkadaşlarım burada tekstil kaliteli ve ucuz diye dağılmışlardı çevreye.

Ben kahveyi bitirmiş sigaraya başlamıştım ki iki Carabinieri geldi, kibarca ismimi sordular. Cevabı duyunca ‘bizimle geleceksiniz lütfen’ diye emirle rica arası tebliğde bulundular. Acaba hangi kuralı ihlal ettim, interpole düşecek ne suç işledim diye tedirgin girdim aralarına. İhtimalleri düşünürken  bir baktım, San Remo Gazinosuna gelmişiz bile. 

Merdivenleri çıkarıp üst kata aldılar beni. Eskinin ihtişamını yaşasa da yılların hüzünle solgunlaştırdığı bir odaya girmem için yol gösterdiler. İçeride orta yaşlarda,  kararlı, beni ilgiyle süzen bir kadın vardı. İsmim Giorgia Meloni, deyip elini uzattı. I am Mustafa Everdi, diyecektim ki yarım kaldı. Biliyorum deyip buyurgan bir tavırla karşısındaki koltuğu işaret etti. El mecbur çöktüm gösterilen yere.

Olaya tam uyanmamıştım daha. Tamam, İtalya’ya San Remo’ya gelmiş olabilirim ama bu kadınla aynı odada bulunmamı açıklayan bir sebep göremiyordum.

-Utanmıyor musun sen! diye bir azarla başladı kadın.

-Hayırdır, niye utanayım, diye şaşkın öfkeyle baktım gözlerine.

-Fransa gezisi bahanesi ile Fransa’yı övmeye utanmıyor musun? Sen nasıl doğulusun? Grubun içinde entelektüel geçiniyorsun ama sömürgecileri yere göğe koyamıyorsun, diye aynı tonda konuşmayı sürdürdü. Sanki bütün bir dünya tarihinin, İtalyaya “fakir ve ucuz ülke” dememin hesabını soracak. Cebinden mor bir para çıkardı.

-Buna CFA Frankı derler. Fransa’nın 14 Afrika ülkesi için bastığı, senyoraj uyguladığı ve bu ulusların kaynaklarını bu sayede sömürdüğü sömürge para pirimi!

Araya girip sözünü kesmeye çalıştım.

-Siz de Libya ve Tunus’u sömürmediniz mi? Ben Ömer Muhtar filmini seyrettim. Siz Fransa’dan geri mi kalırsınız diye itiraz ettim.

Bu kez Meloni daha bir bağırarak,

-Biz farklıyız, dedi. Sultan Vahdettin’i, Filistin, Ürdün, Mısır, Hicaz kabul etmedi sürgünde. Biz San Remo’da ona Villa Nobel’i tahsis ettik. Villa Nobel, Nobel ödüllerini ihdas eden Alfred Nobel’in köşküydü. Burası Sultana dar gelince Villa Magnolia’yı sunduk hizmetine. Magnoliaya siz manolya diyorsunuz. Bahçesindeki çiçeklerinden manolya kokusu ile meşhurdu burası.

-Osmanlı altını ile ödedi kiralarını, diye bilgiçlik tasladım.

-Doğru. Ancak yaveri paraları aşağıdaki gazinoda rulete yatırınca beş parasız kaldı. O zaman biz karşıladık giderlerini. Hiçbir ülke tanımazken biz Sultana ve haremine İtalyan pasaportu bile verdik.

Sultan iktidar günlerinin ihtişamından mahrum kalmasın diye Kral ve Mussolini ziyaretine geldi. Yalnız kalmasın diye devrik İran Şahı Muhammed Ali Kacar da San Remo’da Vahdettin’le arkadaşlık yaptı.

-Benimle bu ziyaret borcunu mu tahsil edeceksiniz, diye buraya rızam dışında getirildiğimi hatırlattım.

Bunu önemsemez gibi devam etti konuşmaya.

-Her iki sultan ve Şah son günlerini bu şehirde geçirdiler. Son kelime-i şahadet de bu şehirde nasip oldu onlara. Bir bakıma San Remo, Osmanlı ve İran tarihindeki bir devrenin son sayfasıdır.

-Herhalde tarih konuşmaya gelmedik, bu odaya diye meramını söyle diye bir çıkış yaptım.

-Elbette, dedi Meloni. Vahdettin dönemi San Remo’su 19. Yüzyılın sonu idi. Artık 21. Yüzyılda yeni bir başlangıç yapılacak. Doğunun ve Afrikanın yükseliş çağına. Çin çağı başladı bile. Sana bunu haber vermek için bu buluşma.

-Artık pozitivizm, aydınlanma çağı sona erdi. Sömürgenin altın yüzyılı bitecek. Afrika ülkeleri Fransa’yı, Mağrip Ülkeleri Fas, Cezayir İspanya’dan yola çıkıp Portekiz Fransa Paris’e kadar yeni bir fetih hareketi başlatacak. Ne yazık ki rotayı tam tutturamıyorlar. İtalyan deniz sahaları denetimsiz diye bizim karasularımıza yığıldılar.

Eyvah, şimdi göçmenleri denize itmek için işbirliği isteyecek diye korktum.

-Fransa’yı göklere çıkaracağına, Fas, Cezayir, Senegal  Kamerun’a seslen Achille Mbembe gibi, Fransa’yı işgal etsinler. Zaten İspanya, Portekiz yakında Afrika’nın nasıl şahlandığını görüp yenilgi yaşayacak! Fransa da sırada. Öyle işbirlikçi zencilerle kurtulamaz bu yenilgiden.

-Bizim de sorunumuz göçmenler, sizin gibi diyecek oldum.

-Siz milyarları aldınız göçmenleri salmamak için. AB bize beş kuruş vermiyor!

-O sizin sorununuz dedim, belki Ömer Muhtarın ahıdır başınıza gelen.

Hem sizin kehanetinize bir cümlede ben ekleyeyim.

Yakında Avrupa zenci, mağripli ve doğuluların hakim olduğu bir coğrafya olacak. Tabiat nasıl alırsa insanoğlundan intikamını. Tarih de buna özenir, imrenir ve çabalar.

Ben sadece feth edeceğimiz ülkelere layık olalım diye bunca çaba içindeyim. Endülüs doğmayacaksa Avrupa’yı işgal etmenin ne faydası var doğuya? Afrika’ya?

Birbirimizi ikna edemesek de entelektüel bir başbakanla konuşmanın izzeti bendeydi. Benim gibi dünyanın gidişatını gören muhalif bir doğuluya şahit olmanın hazzı Giorgia Meloni’deydi.

San Remo sadece müzik festivali ile değil, çağların sona ermesi ve başlangıcı ile de önemli bir Akdeniz Rivierası idi anlaşılan.

Mustafa EVERDİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir