Söz, Çağdaş Klasik Batı Müziği kategorisinde yerlerini alan kompozitörlerin, edebiyat ve fizik ile bağ kurmalarından açıldığında akla birçok isim gelir ama adı ve çalışmaları kitleselleşememiş bir müzisyenin oğlu olarak, İtalya’nın, diğer şehirlerine göre futbola daha fazla gönül düşürmüş insanlarının ikâmet ettikleri komün şehri olan Bologna’da, 9 Temmuz 1879’da dünyaya gözlerini açan Ottorino Respighi’yi, diğerlerinden, sözü edilen alanlarda derinleşmesiyle ayırmak mümkündür.
Keman ve piyano derslerini babasından aldıktan sonra, kaydedildiği Liceo Musicale isimli müzik lisesinde çalışmakla birlikte koral müzik için ter döken Federico Sarti’nin dersleriyle teorik arka planını sağlamlaştıran; İtalya dışında tanınmaması bağlamında Sarti ve Guissepe Martucchi ile aynı kaderi paylaşan Luigi Torchi’den; kontrpuan, kompozisyon ve füg hakkındaki bilgilerini zenginleştiren Respighi, okulundan diplomasını alır almaz, Rusya’nın diğer şehirlerine göre sosyokültürel bağlamda etkinliğini sürdüren Saint Petersburg’u mesken tutmuş ve orada, Şehrazat adını verdiği süiti kendisinden daha çok bilinen Nikolay Rimiski- Korsakov ile tanışarak, kaldığı yerden kompozisyondaki eksiklerini gidermiştir.
Leyleği havada görerek Berlin’de, ismine Almanya dışında da aşina olunan Max Bruch’’tan da kompozisyon dersleri alan kompozitör, artık vaktin geldiğini düşünerek ilk çalışmasını görücüye çıkarmış, piyano için hazırladığı konçertosu ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.
Mola vermeden gün yüzüne çıkardığı çalışmaların hepsinde beklediği ilgiyi göremeyen, piyano dışında, keman ve viyola için de eser üreten Respighi, köşesine çekilmeyi aklının ucuna getirmemiş, opera için de yoğunlaşmış, Berlin’deki bir müzik okulunda piyano dersleri vermiş, orada da fazla kalamayacağını anlayınca doğduğu topraklara avdet etmiş ve onun bulunduğu konuma gelmesinde katkısı olan öğretmeni Torchi’nin önerisi ile Enstrümantal İtalyan Müziği’ne eğilmiş ve Venedik operasının kurucusu Cladio Monteverdi’nin eserlerini yeniden düzenleme yolunda ilerlemeye başlamıştır.
Kendisinden sonra gelen birçok kompozitörü etkileyen Gioacchino Antonio Rossini’nin eserlerini de nefes alıp verdiği döneme uyarlayan, uyarlarken lavtaya da, kullandığı diğer enstrümanların yanında yer ayıran ve senfonik şiire doğru pupa yelken ilerleyen Respighi, Mussolini İtalya’sı ve Hitler Almanya’sına ateş püskürdüğü için, çalışmalarını, faşizm ve nasyonalizmin boyunduruğuna girmesine, Respighi’den daha pes perdeden seslenen Luigi Nono gibi izin vermeyen Arturo Toscanini’nin yönettiği orkestranın gayretiyle eserlerini Londra’da duyurmuştur.
Gregoriyen Müzik için adım atarak, klasik kalmayı çağdaş olmaya yeğlediğini gösteren, Rönesans dönemi ressamlarından Sandro Boticelli’nin Üç Kanatlı Tablo’suna nota nakışlayarak Rönesans’ın, Antikite ile Ortaçağ’ın harmanlanmasıyla zuhur ettiğini hatırlatan Respighi’yi, aynı yöntemi, edebiyat ile fizik için kullanırken arka planda olup bitti sanılanı ama aslında bitmeyen hikâyeyi notalar araçlığıyla kaleme aldığı için de diğer meslektaşlarından ayırmak gerekir.
Exprimental fizik alanında profesyonelleşen Enrico Fermi ile tanışarak ondan deneyselliğin ne olmadığını öğrenen ve onun mihmandarlığında, yirminci yüzyıldan on sekizinci yüzyıla, Isaac Newton’un yıllar sonrasına ışıldak tutacağı döneme doğru yola çıkan Respighi, eserlerinin Nazi Almanya’sında övülmesini, Toscani’ni ile hasbihâline zarar vereceğini düşünerek umursamamıştır.
18 Mart 1936 tarihinde Roma’da, kalp krizi geçirerek sonsuzluğa uğurlanan Ottorino Respighi, bugün sadece İtalya dışında değil, doğduğu ülkede de hatırlanmamaktadır ve bu bağlamda yalnız değildir çünkü İtalya, Giorgia Meloni ile artık, neoliberal söylemi iliklerinde hisseden bir ülkedir.
Çok katmanlı sosyokültürel birikimini, neoliberal söylem, hatırlamasına izin vermediği için Respighi gibi kıymetlilerini yıllar öncesinde bırakmak zorunda kalmıştır.
Mehmet Akif ERTAŞ

Son Yorumlar