Okuduğumuz Kadardır Dünyamız

Her kitap farkında olduğumuz veya olmadığımız izler bırakır üzerimizde.  Bazıları yüreğimizin teknesine duygu taşırken bazılarının tesirini beynimize havale ederiz. Orada işlenir, orada istiflenir,  karmaşık labirentlerde yorulur, eritilir, damıtılır, dağılıp kaybolur bilgi parçacıkları. Uçup gittiğini sanırız okuduklarımızın. Oysa kaybolup giden bir şey yoktur. Sadece evrilen, dönüşen ve üst üste biriken kalıntılardan, ilim, bilgi  ve duygu tortularından bahsedebiliriz.

Hayatı değiştiren bir kitaptan bahsedilir kimi zaman. ‘Bir kitap okudum hayatım değişti’  veya ‘Hayatımı değiştiren bu kitap oldu’ gibi basma kalıp cümleler duyduğumuzda veya okuduğumuzda anlamamız gereken, o ana kadar devam eden bir işleyişin, süren bir arayışın nihai noktasında o okunan şeye denk gelindiği olmalıdır. Aslında zaten farkında olmadan inşa ettiğimiz bir yapının son tuğlasında adı geçen eser denk gelmiştir ve arayışımıza, uğraşımıza ayna tutmuştur.

Maddi/manevi bütün kazanımlarımız sabırlı ve kararlı uğraşların neticesidir. Sabır süzgecinin imbiğinden geçmemiş, kararlılık ve planlılık disiplininden nasip almamış kazanımlar ‘hây’dan’  geldiği hızla ‘hû’ya’ doğru yol alır. Maddi noktadaki varlıklarımız  nasıl ki emek, çaba, alın teri mukabilinde  sağlam ve kalıcı oluyorlar ise, sosyal alandaki zenginliklerimiz  de ancak  bilgi ve  ilmin engin deryasında nasiplenmekle katlanarak büyüyebilir. Suyun içinde olup da sudan bihaber olan balıklar gibi nasipsiz bir uğraştan sakınmak gereği kadar kendi kapasite ve gerçekliğinden bihaber bir hadsizlikten de uzak durmak gerektiği kanaatindeyim.  

Kaba bir benzetmeyle denilir ki aslanın vücudu yediklerinden kalanlardır. Buradan yola çıkarak duygu, düşünce ve zihin dünyamızın okuduklarımızdan, dinlediklerimizden zihnimizin süzüp rafine ettiği güzelliklerden oluştuğu sonucunu çıkarabiliriz. Başka bir ifadeyle okuduğumuz kadardır dünyamız. Elbette okumak derken  tek yönlü, tek boyutlu, dar anlamlı bir okuma ameliyesi değildir kastettiğimiz.  Her yönüyle  yaşamı, insanı, tabiatı, varlığı ve yokluğu anlamlandırabilmek, sahip olduklarımızın değerini kavrayıp şükür ırmağında yıkanmak, eksikliklerimizin yetersizliklerimizin ayırdında olarak tevazu ile ‘kendimizi oldurma’ eşiğinde dirsek çürütme çabası diyebiliriz ki ilk nefesten son nefese kadar sürmesi gereken uzun ince bir yoldur.

Her okuma iz bırakır yüreğimizde ve zihnimizde. Her kitap bir işaret, her olay bir gösterge, her görüntü bir pusuladır okuyabilene. Bu yüzden dosdoğru istikamet üzere sağlam ve emin adımlarla yürümek niyetindeysek her  işareti layıkıyla değerlendirmeli, her izin hakkını vermeliyiz. Ancak böyle yaparsak arzu ettiğimiz neticelere  ulaşırız. Elbette kararlılık, sabır ve tevekkülü unutmadan. Günümüzün iki kitap okuyup kendini alim sanan, hasbel kader sahip olunan, hak edilmemiş zenginliklerin şımarttığı, had bilmezlik ve ukalalığın öz güven addedildiği  modern dünyasına yabancı kelimeler ve uğraşlar olsa da.

Dar alanlı  ve tek düze bir yaşamı değil de bütün uçsuz bucaksızlığı ve rengarenkliği içinde anlamlı ve dolu dolu bir hayat ise arzuladığımız yapmamız gereken okumak, okumak ve okumaktır. Çünkü okuduğumuz kadardır dünyamız…

Fadıl KARLIDAĞ

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir