
Dünya Gençlik Festivaline katılan Fransa heyeti için Picasso’nun tasarladığı flama
Bertolt Brecht 13 Kasım 1953’te, “yoldaş” Pablo Picasso‘ya kısa bir mektup yazdı. 1951’de Berlin Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali’ne katılan Fransız katılımcıların atkısı için tasarlanan “muhteşem afişi” Berliner Ensemble ile ilgili bir reklamda kullanmak için ünlü sanatçıdan izin istedi. Bu vesileyle, Brecht evinde bir süredir bir Picasso eseri bulunduğunu da haber verdi: “Hemen itiraf edeyim ki, tiyatro kurulduğundan beri barış güvercininizi tiyatro perdemizde kullanıyoruz.”
Brecht, aynı perdeyle yurt dışına da seyahat etti. Paris’teki, “Cesaret Ana ve Çocukları” gösterisinden (1954) önce tiyatro yönetimi Picasso’nun tekrar tekrar kullandığı bu siyasi sembolün kaldırılmasında ısrar etti. Brecht mecburen bu öneriyi kabul etti. Perde şimdi Köln’deki Ludwig Müzesi’nde Brecht’in Picasso’ya gönderdiği mektupla birlikte sergileniyor.
Picasso’nun Doğu ve Batı Almanya’daki farklı algılarına ışık tutan “Bölünmüş Picasso” sergisi Köln Ludwig Müzesi’nde bir süredir açık. Güvercin’in siyasi bir konu haline gelmesi, sanatçının Soğuk Savaş döneminde Batı’da şüpheyle bakılan, ancak nihayetinde gözardı edilen konumundan kaynaklanıyordu. 2. Dünya Savaşı’nın son yıllarında, Naziler tarafından “soysuz” olarak nitelendirilen Picasso, daha güvenli bir ülkeye göç etmesi mümkün olsa da Paris’te kalmayı tercih etti. Böylece direnişin bir simgesi haline gelmişti. 1944’te Fransız Komünist Partisi’ne katıldı ve savaştan sonra da üye olarak kaldı. Partiye bağışlar yaptı, Stalin’in portresini çizdi ve hatta birkaç kez barış etkinliklerine katıldı.

Batı, sanatına dayalı bir propagandadan korkuyordu; Doğu, onun anti-faşist olarak yorumlanabilecek eserlerine yoğunlaştı. İşte Köln’de açılan bu sergi, Picasso’nun kapitalist ve sosyalist düzenler tarafından nasıl algılandığına odaklanıyor, iz sürüyor bir bakıma. Mesela, 1951 tarihli “Kore’de Katliam” tablosu bir örnek teşkil etmektedir. Kompozisyon olarak Goya’nın “İsyancıların Ateşi” tablosundan açık bir alıntıdır, 1950 yılında başlayan Kore Savaşı’na atıfta bulunmaktadır. Doğu Bloku’nda tablo, tasvir edilen katliamın yeri ve zamanı hakkında bir ipucu vermese de, Amerikan savaş suçlarının bir eleştirisi olarak yorumlandı. Ancak Avrupa’da açılan sergilerde bu resmin Batı karşıtı propaganda olup olmadığı konusunda kuşkular vardı.
Ancak sergiyi düzenleyenlerin bu resmin Doğu Almanya’da Batı Almanya’dan daha iyi bilindiği iddiasını doğrulaması gerekir, ne de olsa tablo Paris’teki Picasso Müzesi’nde bulunmaktadır. Doğu Almanya’da, o zamanlar orijinal tablolara çok az erişim olduğu ve alımlanırken siyasi yorumlara odaklanıldığı açıktır.

Dolayısıyla konu, özellikle bu tür ayrıntılarda, oldukça heyecan verici olabilir. Ancak, “Bölünmüş Picasso” sergisi sunumla aynı etkiyi hissettirmiyor. Pek çok ziyaretçi işlenmemiş ahşap ve bölme duvarları yadırgıyor. Bu duvarların her iki yanında bolca belge asılmış. Konuyla ciddi şekilde ilgilenmeyen birisi için, dergi kapakları ve kataloglar bir anlam taşımayacaktır. Çünkü Köln, Picasso eserlerinin en çok bulunduğu ikinci şehirdir.
Pablo Picasso’yu bir ideolojiye bağlamamak için birçok neden var. Tarzdan tarza kolayca geçebilen, ara sıra kendine sosyalist diyen, ama aynı zamanda Normandiya’daki şatosuna kendi limuziniyle yolculuk eden bir ressamdan söz ediyoruz.

Picasso, hayatı boyunca Almanya’ya uzak durdu. Halbuki en büyük hayran kitlesi oradaydı. Bu hayranlık iki ayrı Almanya’da farklı şekilde paylaşıldı. Özetle, sergide bu gerçeği tespit ediyoruz. Müzenin kendi koleksiyonu olan, çoğunlukla adaşı Peter Ludwig tarafından bağışlanan bir dizi Picasso tablosunun yanı sıra, yurt dışından getirilen aynı derecede değerli resimler burada sergileniyor. Hepsi sizi hoşgörüye çağırmıyor, ancak Picasso’nun kendisi nerede duruyordu? sorusuna yanıt arıyor. 1945’te, çarpık bedenler, uzuvlar ve yüzlerden oluşan, suçlayıcı derecede grotesk bir koleksiyon olan “Morg”u çizdiğinde, SS ve Wehrmacht’ın işlediği suçlara yanıt veriyordu. Picasso, bu resmi Direniş Savaşçıları Derneği’ne bağışladı. Ancak Picasso, Stalin’in Doğu Avrupa’da hangi suçları işlediğini biliyor olmalıdır. Yine de, birkaç kez çizmeyi denedi ama aksi tavır almak için hiçbir girişimde bulunmadı. Köln sergisi onun bu ayıbını gizlemiyor, ziyaretçileri yalnızca Picasso’nun tavrını anlamayı teşvik ediyor. Sergiden öğrenileceği gibi, Rusya’daki insan hakları ihlallerini kabul etmediğinde, konuyu geçiştirmişti: “Pekala, ama önemli olan tek şey devrimi kurtarmaktır.”
Ve gazeteciler ona Stalin zulmünü sorduğunda, Picasso’nun sol gözünün kör olduğu anlaşılır. En azından o ideolojik yaraya yakından bakmamıştır. Bu onun şöhretini elbette gölgeler. Her halükarda Bertolt Brecht’in tiyatro perdesine yaptırdığı “Kafesteki Baykuş” ile “Kardeşim Picasso’nun Barış Güvercini” tablosu onun kendi yolunda gittiğini gösteriyor. Yönetmen Peter Nestler, özellikle sergi için Picasso’nun “Savaş ve Barış” yaklaşımını anlatan bir film çekmiş ve böylece Picasso’nun Cote d’Azur’daki Vallauris adlı geçici ikâmetgahından bir şapele yerleştirilen duvar resmi Köln’e getirilmiş.

Sergide “Yeni Almanya”nın Picasso’yu 75. doğum gününde tam sayfa ve başta “Guernica” ve altta soyut bir natürmort ile onurlandırdığını keşfedeceksiniz. 1976’da satın alınan Picasso’nun on resminin tanıtımında, ressam bir devrimci olarak övülür. Halbuki 1933-1945 savaş yılları dışında sanatçı “apolitik” kalmaya özen göstermiştir. Örneğin Baykuş, Picasso’nun güvercin kadar ilgi gösterdiği tek kuştur. Yıllar boyunca çok sayıda güvercin resmi çizmiştir. Yazar Louis Aragon, 1949’da Dünya Barış Kongresi’nin afişi için onlardan birini seçti.
Picasso, güvercinin özellikle barışçıl bir hayvan olmadığını belirtmek istiyordu. Güvercin barış sembolü haline geldiğinde, yorumcular Picasso’nun kendi penceresinden çizdiği güvercinleri bile sembolik olarak farklı yorumladılar. Kendisi New Masses ile yaptığı bir röportajda, “resim uğruna” resim yaptığını ve başka amaç taşımadığını söyledi. Yine de sanat ve siyaset arasında bir bağ olduğunu kabul etti ve ekledi: “Sadece onu hedef almıyorum, hepsi o kadar.”

Alaattin DİKER

Son Yorumlar