‘Umut fildişinden sağlam bir tarak,
Siyah saçlarını tel tel tarasam.
Ayak yalın, baş açık düşüp yollara,
Yârin gözlerinde rıza arasam.’
I.
bir umudun peşinde,
titrek elleriyle
vakte sığınmış bir dervişin eteklerini,
kim bilir
hangi ateş tutuşturur?
ve kim bilir?
Ay ışığı
gecenin en çok hangi vaktinde düşer
rızanın yüzüne?
rıza,
suların karardığı vakitlerde,
zamanın gölgesiz bir anında mı saklıdır?
belki de
bir yetimin tanıksız ve kaydedilmemiş gülüşünde.
kim bilir?
II.
değil mi ki zaman,
and olunmuş bir bütündür
bölünmez ve parçalanmaz;
keskin bir nazar olmalıdır vaktin bekçisi
dingin ve mutmain,
dakik ve muntazır.
değil mi ki hüzün,
en emin yüzüdür vaktin
aldanmaz ve aldatmaz;
derin bir ses olmalıdır rızanın habercisi
melul ve mahzun,
bekleyen ve bıkmayan.
III.
gümüşten kanatlarla tüllenen rıza,
kabul bahçelerinde değince yere;
başlamamış ve bitmeyecek bir vaktin eşiğinde,
söz biter; sükûtun dili çözülür.
Mustafa SARI

Herkese nasip olsun.
Rabbim kavuştursun..