Mehmet Nuri Yardım, velud bir kalem. Her alanda yazıları, gazetede sütunu ve bir çok dernekte faaliyetleri ile İstanbul edebiyat kültür hayatında etkin bir kalem. Güzel insan olduğu ise tartışmasız. Bana ulaştırdığı Safiye Erol kitabı eserlerinden dikkat çekeni.
Bazı çiçekler sert iklimlerde açar; kökleri toprağın derinliğinde, taç yaprakları ise hem narin hem dirençlidir. İşte Mehmet Nuri Yardım’ın kaleminde Safiye Erol, böyle bir ketaki çiçeğine dönüşüyor. “Türkiye’de Açan Ketaki Çiçeği Safiye Erol” adlı kitabı, yalnızca bir yazar monografisi olmanın ötesinde, unutulmuş bir sesi yeniden duyurma gayretinin güzel bir örneği.
Akıl Fikir Yayınları’ndan çıkan eser, Yardım’ın uzun yıllara yayılan Safiye Erol çalışmalarının olgunlaşmış, genişletilmiş hali. Okuyucuyu, Cumhuriyet’in ilk nesil kadın aydınlarından birinin hem dünyevi hem uhrevi derinliğine davet ediyor.
Safiye Erol, 1902’de Edirne’nin Uzunköprü’sünde, Makedonya göçmeni bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Babasının kâtip, annesinin Bektaşi dervişesi oluşu, onun ruh dünyasının ilk tohumlarını atmıştı sanki. İstanbul’a taşındıktan sonra Alman Mektebi’nden Münih Üniversitesi’ne uzanan parlak bir eğitim yolculuğu yaşadı. Felsefe ve edebiyat okudu, “Eski Arap Şiirinde Bitki Adları” teziyle doktorasını tamamladı.

Mehmet Nuri Yardım
1926’da yurda döndü, evlendi, CHP ve belediye meclisinde görev aldı; fakat asıl serüveni kalemiyle oldu. Samiha Ayverdi’nin vesilesiyle Ken’an Rifâî’ye intisap edişi ise hayatının dönüm noktasıydı. Tasavvuf, onun romanlarını besleyen o derin, mistik damarı oluşturdu.
Ciğerdelen, Dineyri Papazı, Ülker Fırtınası, Kadıköyü’nün Romanı… Safiye Erol’un eserleri, psikolojik tahlilin inceliğiyle millî ve manevi değerlerin sıcaklığını bir arada barındırır. Aşkı, yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu olmaktan çıkarıp ilahî bir mertebeye taşır. Kadın kahramanları güçlü, kararlı ve düşüncelidir.
Doğu ile Batı’nın, gelenek ile modernliğin kesişiminde dururlar. Berrak Türkçesi, yer yer şiirsel üslubuyla dikkat çeker. Ne var ki yaşadığı dönemde yeterince gündeme gelmemişti. Kubbealtı Yayınları’nın titiz baskıları ve yeni neslin keşfiyle ancak son yıllarda hak ettiği ilgiyi görmeye başladı.
Mehmet Nuri Yardım’ın kitabı, işte bu keşfin samimi bir rehberi. Yazar, Safiye Erol’u kuru bir biyografi kalıbına hapsetmiyor. Eserlerini tek tek dolaşıyor, temalarını açıyor, dönemin edebiyat ortamına yerleştiriyor. Özellikle Ciğerdelen ve Dineyri Papazı üzerine yaptığı tahliller, okuyucuyu metinlerin içine çekiyor.
Röportajlar, anılar ve tanıklıklarla zenginleşen anlatım, kitaba hem akademik ciddiyet hem de sohbet sıcaklığı katıyor. Ketaki çiçeği metaforu da boşuna seçilmemiş; Safiye Erol’un aşk anlayışındaki merhaleleri, o çiçeğin gizemli yolculuğunu hatırlatıyor âdeta.
Elbette her eser gibi bu kitabın da gölgede kalan yanları var. Daha eleştirel bir mesafeyle, Safiye Erol’un kurgu tekniğindeki zaman zaman görülen duygusal yoğunluğun getirdiği zayıflıkları, diğer yazarlarla (mesela Tanpınar’la) karşılaştırmalı biçimde tartışabilirdi.
Kaynakça ve dipnotlar açısından akademik okur için biraz daha zenginleştirilmesi mümkündü. Makaleleri ve hikâyeleri romanlarına göre arka planda kalmış gibi duruyor. Yine de bunlar, kitabın asıl amacını gölgelemiyor: Safiye Erol’u yeni nesillere tanıtmak, sevdirmek ve okutmak.

Mehmet Nuri Yardım, bu çalışmasıyla bir kez daha gösteriyor ki edebiyat tarihi, sadece büyük isimlerin değil, derin iz bırakan fakat sessiz kalmış kalemlerin de hikâyesidir. “Türkiye’de Açan Ketaki Çiçeği”, Safiye Erol’un berrak Türkçesine, ruh inceliğine ve vatan toprağına kök salmış duruşuna âşık olmak için güzel bir başlangıç.
Kitabı kapattığınızda içinizde bir dürtü uyanıyor: Hemen Ciğerdelen’i ya da Dineyri Papazı’nı yeniden açmak. Çünkü bazı çiçekler geç açsa da kokuları uzun süre rayihasını sürdürür. Safiye Erol’unki de öyle. Bu değeri tanıtan bu kitabı ile Mehmet Nuri Yardım edebi bir monografiye de hayat vermiş.
Değerlerin unutulmasına gönlü razı olmayan Mehmet Nuri Yardım’ı tebrik ve kitabını takdim ederim.
Mustafa EVERDİ

Son Yorumlar