2025 yılı edebi anlamda sizin için nasıl geçti?
Edebî etkinlikler anlamında verimli ve keyifli bir yıl oldu. Kitabımın ikinci baskı yaptığı, Varlık’ta öykümün yayımlandığı, fuar ve söyleşilerle hızlı geçen bir yıldı.
Bu yıl okuduğunuz ve sizde iz bırakan üç kitap adı söyler misiniz?
Murat Çelik “Bazı Günlerin Sonu”, Georgi Gospodinov “Bahçıvan ve Ölüm”’, Tolga Aydoğan “Orhan Veli’nin Ankara’daki İzleri”
Türk edebiyatında bugün karşılaştığımız en büyük sorun yazmak mı, yayımlanmak mı, okunmak mı?
Yazın dünyasında yazmak bir sorun değil. Yazmakta gönlü olan, kalemi yeten yazıyor zaten. Fakat yayımlanmak ve okunmak mühim mesele. Gönül ister ki metinlerimiz bizden çıkıp yayıncıya ulaştığında editöryal süreçler doğru işletilsin, doğru platformda yer alsın ve okura ulaşsın. Elbet yayımlanmak, okunmak anlamına gelmiyor. Bunun çözümü de salt yazarda değil. Metnin okunurluğunu artırmak için elzem olan, yazarın görünürlüğünden ziyade yazar ve yayıncının metne sahip çıkması, diye düşünüyorum.
Günümüzde bir metnin yayınevince kabul edilmesi daha çok edebi değerle mi, yoksa piyasa sezgisiyle mi belirleniyor?
Bir metnin kabulünü üzgünüz ki çoğunlukla piyasa sezgisi belirliyor. Belki yazar rüştünü ispatladıktan sonra artık edebî değeri öne çıkıyor fakat yazar adaylarının öncelikle takipçi sayıları, sosyal çevresinin kalabalıklığı, kimlerle teması olduğuna bakan yayınevlerinin olduğunu biliyoruz. Kimi yazarların kendi mahallesinin ekmeğini yediğini görüyoruz. Öyle bir ortamın üyesi/müdavimi olmasalar metinlerini yayımlatacak mecra bulamayacakları aşikâr. Dava ortaklığı sayesinde birtakım mahfillerin köşelerine kurulanlar, iyi edebiyat yapanların her zaman önünde engel olmaya devam edecekler.
Güncel anlamda okuruyla yazar arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?
Okurla yazar arasındaki ilişkiye kutsiyet atfetmiyorum fakat çok derinlikli bir bağ görüyorum. Bu çağda edebiyata zaman ve bütçe ayıran insanlara minnet duyuyorum. Çok azız ama varız. Ayrıca saf okurun yazarla kurduğu bağı çok masum ve samimi buluyorum. Düşünceli okurun da yazarın kariyerinde dolaylı ya da doğrudan hayati müdahaleleri olduğunu düşünüyorum. Ve son olarak kitap kenarlarına alınan okur notlarıyla kitabın yazılmaya devam ettiğini savunuyorum. Yazar, en kıymetlisini okura teslim ediyor ve o metin okurun zihninde/kaleminde büyümeye devam ediyor. Bence muazzam bir bağ bu.
Bugün bir yazarın görünür olabilmesi için iyi yazması mı, doğru çevrede olması mı daha önemli?
Kimileri yalnızca bulundukları ortamlar sayesinde vitrinleri süslüyor ki onlar geçici bir hazzın bekçileri. Kimileri de var ki kenarda, tenhada sadece üretiyor. Görünür değiller belki ama çok bilinen, özlenen, yazsa da okusak diye beklenen kalemler onlar. İyi yazanların da doğru çevrede olanların da görünür olduğu kesin. Kalıcı olanlarınsa kimler olacağı ortada.
Okunma, anlaşılma ya da takdir edilme ihtiyacı yazma motivasyonunuzun neresinde duruyor? Ve sizin için yazmak bir özgürlük müdür, yoksa bir bağımlılık mı?
Yazma motivasyonumun temelinde ne okunmak ne anlaşılmak ne de takdir edilmek vardı. Motivasyonum eylemin kendisiydi: Yazmak. Zaman geçtikçe yazdıklarımı paylaşmak gibi motivasyon oluştu. Şimdilerde değişken olmakla birlikte hayattan kaçmak, kurmacanın büyülü dünyasına sığınmak motivasyonuyla yazıyorum.
Ve benim için yazmak bağımlılık yaratan bir özgürlük biçimi. Sansür ve otosansürden nasibimizi alsak da yazıyla buluştuğumuz o anlarda sonsuz özgürüz. Metinlerimizi yayımlatma noktasında özgürlüğümüzün kısıtlandığı gerçeğine dair söyleyecek sözüm yok. İyi edebiyat daima tehlikeli, sakıncalı, arızalı olanı anlatabilmeli. Korkmadan.
2026’ya girerken edebiyattan beklentiniz nedir?
Meselesi edebiyat olanların, iyi metinlerin ve nitelikli yayıncılığın el üstünde tutulduğu zamanlar gelsin. Herkese iyi yıllar diliyorum.
Teşekkür ederiz.
Muaz ERGÜ
Beyhan KEÇELİ
- 1979 Ankara’da doğdu.
- Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünü bitirdi.
- 5. sınıf Türkçe ders kitabı yazdı.
- Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyor.
- Yetişkinler için yazdığı öyküler ve inceleme yazıları Varlık, Söğüt, Turnalar, Hece, Hece Öykü, İshak Edebiyat, Litera Edebiyat, Daima Edebiyat, Mahalle Mektebi, Hisdüşüm, Kar Öykü, Yük Edebiyat, Truva Edebiyat, Mikroscope gibi dergi, e-dergi ve platformlarda yayımlandı.
- Balkan Literary Herald Çağdaş Türk Edebiyatı Seçkisi’nde yer alan küçürek öyküleri 5 dile çevrilerek yayımlandı.
- Ke Çocuk Dergisi’nde çocuk öyküleri yayımlandı.
- “Safran Sarısı” adlı öyküsü 2022 Sait Faik Öykü Seçkisi’nde yer aldı.
- 2022’de İzmir Konak Belediyesi Kısa Öykü Yarışmasında “Kadın İcat Etti” adlı öyküsüyle üçüncü oldu.
- 2024’de Metinlerarası Kitap Yayınevi etiketiyle çıkan “Deliler, Bavullar ve Tanışma Biçimleri” adlı öykü kitabı 2025 Temmuz ayında 2. baskıyı yaptı.

Son Yorumlar