Sözlükte bakınca akıl için “kişide ben’in olmasını sağlayan şey” yazıyor. İslam toplumlarında aklın gerilemesini dine bağlayanların yanlış gördüğü yer bu tanımda gizli. Akıl ile çelişen din değil, tasavvuftu.
Nefis tezkiyesi olarak Kuran referansından kavramlaşan şey, asla kaynağında kastedilen şey değildi ve olmadı. Benliğin tanrılaşmasından normalleşmesine süren yolculuğun adı, normal benliğin hiçleşmesine evriltildi. Bu sadece bir kavramın değil, bir neslin ve bin senelik bir çöküşün de başlangıcıydı.
Putperest Arapları adam etmek için kullanılan akıl, din, iman kavramları ile Müslüman toplumu biçimlemeye çalışan ulema, ontolojik zeminin tamamen değiştiğini fark edip yeni bir dil oluşturamadı.
Eğer batı aydınlanmasını 10.yy’da başlatsaydı, muhtemelen biz de düşmanımızın haline bakıp kendimize daha erken çeki düzen verecektik fakat onların 7 yüzyıl tembelliği bize de nispi bir ferahlık sağladı.
Batı aydınlanarak kendi aslına döndü ve biz yine aklımıza müracaat etmediğimiz için batının aslına dönünce düzeleceğimizi zannettik. Hayır, Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın asılları da insani kodları, şirkten ve zulümden arındırılmış töresiydi.
Bu sürüp giden kavram katlinin sorumlusu başkası değil, herkestir. Cesaretini bastıran, başkası ne der diye düşündüğünden, düğüm düğüm boğan soruların üzerine din toprağı atan herkes bunun suçlusudur.
Uyutulan bir gün uyanır ama korkutulan hep korkar. Allah sizi yakacak, şu kadar tespih çekersen seni şundan kurtarır tarzı tutarlılık mantık ve akıldan münezzeh bir din insanlığı düzeltmek şurada dursun sırtına yük, ayağına diken olur. Putperestlikte karşı çıkılan en önemli unsur da budur.
Ahmet BAYRAKTAR

Son Yorumlar