Bir Başkadır’a bu kadar yorum yazılınca bir tane de yorumları yorumlayan bir yazı olsun, eksik kalmayayım dedim.
Tanıdıklardan biri “Bir bölüm izledim daha fazla izleyemedim, dizi çok karanlık, herkes hasta” demişti. Burası zaten eserin iddialı ve başarılı olduğu zemin. Bir stüdyodan değil de gizli kamera ile ortalıklarda dolaşan insanların çekip izlettiği bir dizi izlenimi vermesi.
Kimilerinin “o diziyi izlemeyen, beğenmeyen benimle ilişkisini kessin” dediğini ikinci kaynaklardan duydum. Doğrudur, mümkündür. Kişi oradaki hastalıkların kendinde ya da çok yakınında bir yerde olduğunu keşfetmiştir. Bunu keşfedemeyecek denli empati yoksunlarının çevresinde dolaşmasını istemediğinden “Beni anlayamıyorsan terk et” demek yerine “Beni anlatanı izlemiyorsan beni terk et” diyerek dolambaçlı bir salvo kullanmıştır.
Psikoloğun psikoloğa gitmesini yadırgayanlar, imam kızının lezbiyenliğinin abartı ve saçma olduğunu, kızının örtüsünü açmasını sakince karşılayan bir imam tepkisinin doğal olmadığını savunanlar da olmuş.
Bütün bu tepkilerin esas kaynağı “Sen bizim ikili sohbetlerde konuştuğumuz, çoğu zaman kimseye anlatmadığımız meseleleri neden böyle önümüzden alıp önümüze koydun” çığlığıdır. Yazar ve yönetmenin affedilemeyecek hatası burada.
“Herkes kurgu, ütopya, distopya peşinde iken biz ne güzel kendi sorunlarımızı kimseye çaktırmadan çözermiş gibi yapıyor, günü güne salıp borçla borç çeviriyorduk. Sen şimdi bilançoyu önümüze koydun, bütün düzen bozuldu.”
Zorumuza giden yer tam burası zaten. “Sen ey hikâye anlatan kişi! Elinde bugünün en önemli anlatım aracı olan kameranı nasıl oluyor da herkesten sakladığımız kusurlarımızı göstermek için çabalarsın. Biz Avrupa’nın en çok anti-depresan tüketen ülkelerinden biriyiz. Neredeyse xanax kullanmayanımız kalmadı. Psikiyatri servisleri dolup taşıyor. Biz bunu kimseye demediydik sen nereden duydun ha!!!”
Ağzımıza köpük köpük öfke gelip yuttuğumuz, yutağımızı acı acı yakan kelimeler, hisler bunlar. Acımızı mahremde yaşama hakkımız var elbet ama sanatın da hakikate değen böyle bir yanı da var.
Bir de diziye düşmanlık besleyenler var. Netflix’te yayınlanmasından ötürü komplo teorisi düzenler, rezerv koyanlar… Neticede bir dizi bu kadar üstüne düşmeye gerek yok ama öyle bir yerden tutmuş ki bağırtıyor bizi acı acı.
Ahmet BAYRAKTAR

Son Yorumlar