Benlik-Bilinç-Vicdan

Benlik içten dışa, vicdan dıştan içe gelişir. Kesiştikleri alan bilinci oluşturur. Benlik içe küçülür, vicdan içeri büyür.

Bebeğinizde bunu çok rahat gözlemleyebilirsiniz. Doğduğunda o kadar “ben”dir ki o benlik anneyi de içine alır. Fakat yine de bir ben duygusu yoktur. Benliği henüz gelişmemiş bebeğin algısı geliştikçe benliği oluşur  “ben varlığı” da küçülür. 

Vicdan, yani ötekinin de bir varlığı olduğunu duyumsama kendi varlığını duyumsama yeteneğiyle eş değer gelişir. Süreç eğer her ikisini de beslerse benlik ve vicdan orantılı büyür, kesişir ve dengeli bilinç durumu oluşur.

Benliğin örselendiği, “sen bilmezsin, yapamazsın”ın yankılandığı bir çevrede vicdan büyür benlik küçülür. Çekingen kişilik ortaya çıkar. Herkesin her dediğine evet diyen fakat kendi dediğine kulak veremeyen, kararları için risk alamayan bir hastalıklı yapı.

Tersi olduğunda, “sen yaparsın, her şeyim sensin” beyni doldurduğunda bu sefer vicdan körelir. Başkasına dair hiçbir fikri, duygusu olmayan bu yapı psikopat üretir.

Sorumluluk ve değer ile yetişmiş kişi de bilinç hem kendine hem ötekine değer verir.

Vicdanı büyümüş benliği küçülmüş kişi dine bir emir-yasak silsilesi olarak bakar ve kendini küçülterek, acze düşürerek Tanrı’yı ululayacağını düşünür. Din namına dolaşan her türlü bilgi ve fikri kutsar. Aklını çalıştırıp sorumluluk alamaz. Bu tip bilinçler tasavvufta mürit fıkıhta taklit yolunu seçer. Yunus olamaz mesela.

Vicdan ve benlik doğru orantılı geliştiğinde din bir dizge, liste olarak değil hayatın içinde bir dost eli, anne yüreği gibi algılanır. İctihad cesareti ve fetva sorumluluğu duyan bilinç burada durur.

Benlik vicdanı ezip geçtiğinde sorumluluk ve değerler arkaya, erk ve güç kaygısı öne çıkar. Bu tavır kendini zıddına yansıtır. “Ben aciz kıtmir” diye söze başlayıp sözü “rüyamda Allah’ı gördüm” ile bitirebilir.

Fıkhın gelişim süreci izlenirse bizim peygamber döneminde dengeli bilince, sonrasında psikopatların eline düşmüş liderlikler yüzünden benliği ezilmiş vicdanlara dönüştüğümüz gözlemlenebilir.

Çözüm bizim fıkıh anlayışımızı değil neslimizin bilinç durumunu değiştirmekten geçiyor. Kalan her sorun kendiliğinden çözülecektir.

Ahmet BAYRAKTAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir