Bir Uçbeyi, Doktor Emin Akyıldız

Eskiden şehirlerin, köylerin aksakalları vardı. Önemli problemlerde onlar öne geçer ve sorunları yerinde hallederlerdi. Aksakallara kimse karşı gelmeyi düşünmez, onların konumlarına saygı gösterilirdi. Aksakallık zamanla yerini etkili isimlere bıraktı. Ne kadar bu “etkili” isimler siyasiler olarak görünse de halkın gönlünde yer almış siyasi olmayan sembol isimler çoğunluktaydı.

Bir zamanlar Iğdır‘ın sembol isimlerinden biri İbrahim Bozyel‘di. Nedeni de onun, öğrenci, çiftçi, yoksul, zengin, partili, partisiz demeden herkesi dinlemesi ve sorunlara çare üretmesiydi. Üretkendi, çalışkandı ve duyarlıydı. Maalesef çok genç bir yaşta trafik kazasında vefat etti.

İbrahim Bozyel’in vakitsiz vefatına halk çok üzülmüştü ve insanlarımız bir süre şaşkınlık içinde kaldılar. Ardından siyasi olmayan bazı sivil toplum kurumları oluşmaya başladı. O kuruluşların çalışmaları sırasında Dr. Emin adını sık sık duyardım.

Aslında Dr Emin’i gıyaben tanıyordum. Onun kardeşi İlhan Kasım Akyıldız‘la Artvin’de beraber okumuştuk. O, benden iki sınıf öndeydi ve bize hep abilik yapardı. Onunla sohbetlerimizde de abisinden sitayişle söz ederdi. İlhan Kasım’dan sonra onun tarihçi kardeşi Arslantürk’le de tanıştım. O da İlhan Kasım gibi duyarlı ve candan biriydi. Iğdır Üniversitesi’nde görevliydi. Bazı çalışmalarını okumuş beğenmiştim. Hatta bir kaç makalesini Bakış dergisinde yayınlamıştım.

Dr. Emin Akyıldız‘la bir Iğdır ziyaretinde tanıştım. Kardeşleri gibi güleryüzlü, candan ve samimi bir insandı. Bir akşam köyümüzün kahvesinde oturmuş çayımı yudumlarken onu Dr. Mehmet Kum‘la birlikte karşımda gördüm. Gece yarısına kadar yıldızların altında oturduk, kahveci Oruç kardeşimin demli çaylarını içerek Türkiye’den, dünyadan sohbet ettik. Esprili ve konuşkan bir insandı.

Annem hastalandığında ilk kez onu aradım. Annemle yakından ilgilendi, bir kaç kez ilaçlarını eve gönderdi.

Onlar arkadaşlarıyla Iğdır’da çok güzel bir işe imza attılar ve Iğdır Pozitif Düşünce Derneği’ni kurdular. Bu dernek bütün kültürel faaliyetlerde ayrım gözetmeden yer alıyordu. Onların faaliyetlerini izledikçe, keşke bütün Türkiye’de bu tür önyargılardan uzak, herkes eşit mesafede olan ve kapısını herkesin yüzüne açan kuruluşlar olsaydı, diye düşünmüştüm. Bu dernek yerel veya ulusal yazarlara yer veriyor, çocuklara kitaplar dağıtıyor, engellilerle ilgileniyor, öykü okumaları organize ediyor, köylerde sohbetler yapıyor ve sempozyumlar düzenliyordu. İki kez Pozitif Düşünce Derneği’nin konuğu olmuş ve oradan  hoş hatıralarla ayrılmıştım. Her toplantıyı Dr. Emin o güler yüzüyle ve tatlı sesiyle açardı. Övücü sözler söylemez ama herkesin değerini yerli yerine oturtarak konuşurdu.

Değerli hocam Nizamettin Onk‘la katıldığımız bir toplantıda ikimizin arasında oturmuş ve bizim için çok güzel sözler söylemişti. Tek derdi, Iğdır’daki Türk, Kürt halklarının barış içinde yaşamaları, Iğdır çiftçi ve esnafının kalkınmasıydı. Orada söylediği bir söz hâlâ kulaklarımda çınlamaktadır. Şöyle demişti:

“Geçmişe tek yönlü bakmanın sonucu bu günleri yaşamaktayız. Ne zaman üç boyutlu düşünme ve bakmayı becerebilirsek düzlüğe çıkabiliriz”

Daha bir kaç hafta önce onunla internet üzerinden yapılan bir sempozyuma katılmıştık. Sempozyumu değerli dostum Metin Yıldırım düzenlemişti. Orada yine o hiç gözlerimin önünden gitmeyen güleç yüzüyle Iğdır’ın ekonomik problemlerini dile getirdi. Demek o görüşmemiz son görüşme olacaktı.

Dr. Emin daha 65 yaşındaydı. Çok genç ve güçlü görünüyordu. Iğdır ve çocukları için yapacak daha çok işi vardı. Hasta olduğunu duymuştum. Van’a götürmüşlerdi. Tedavi olur, gelir diye düşünüyordum. Bu sabah vefat haberini duyunca çok üzüldüm, bir süre kendime gelemedim. Virüs bu genç ve yüreği, halkımızın dertleriyle dolu güzel insanı da elimizden aldı.

Rahat uyu güleç yüzlü adam! Ruhun şad olsun.

Orhan ARAS

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir