Çağrılan: Bir Çağrı Romanı…

“Artık yalnızca düpedüz teknik koşullarda yaşıyoruz. Bugün artık insanın üzerinde yaşadığı, bir toprak değil.” diyordu Heidegger 1966’da Der Spiegel Dergisindeki söyleşisinde. Evet, çok teknik ve mekanik süreçlerle birbirine eklemlenen bir zamanda yaşıyoruz. İnsanlar pili takılmış, zembereği kurulmuş makineler gibi. Mekanik süreçlerin dışına çıkmak, düşünmek, hayret etmek, nefes almak, rüzgârı içine çekmek neredeyse mitolojik bir anlatı gibi. Artık bizim yerimize bizim elimizden çıkma makineler düşünüyor. Doğanın kendinden ziyâde imgesi, gerçeğin kendinden daha çok sanalı ve ekranlara düşen görüntüsü insanları ilgilendiriyor. Neredeyse insan kendi kaderini değil de emperyal güç merkezlerinin teknoloji vasıtasıyla mümkün kıldıkları bir hayatı yaşıyor. Gerçekliğimizi, varoluş gayemizi yitirmiş bir durumdayız…

Yaşadığımız bu teknik çağda edebiyat, sanat gibi alanlar da yaşanılanlara paralel yeni anlatım yolları ve konular bulmak zorunda. Romanda, hikâyede çağa uygun olarak kendini yeniliyor. Günümüzde kısa hibrit hikâyeler, polisiye, bilim kurgu… en ilgi çeken anlatılar. Fantastik edebiyat… Modern Türk bilimkurgu, polisiye fantastik edebiyatın etkin ve yetkin isimlerinden biri Sadık Yemni. Muska, Yatır, Öte Yer, Çözücü, Metros, Zaman Tozları, Alsancak Börekçisi, İfrit, Hayalet Kapısı gibi romanlarına bir yenisini daha ekledi: Çağrılan&KarsH. Polisiye, bilim kurgu, macera, gerilim, gizem hepsi iç içe geçmiş durumda. Sadık Yemni’ye yalnızca polisiye, bilim kurgu yazarı demek eksik kalacak bir ifade olacaktır. Romanlarında tarih, felsefe, tasavvuf, bilim iç içe geçmiş şekilde yer alır. Onun metinlerini okumaya başladığınızda ne yaptığını bilen, ne yazması gerektiği hakkında fikri olan, yazdıkları hakkında geniş malumata sahip biriyle karşılaşırsınız. Metin kurmaca ama tarihle ve ya herhangi bir disiplinle ilgili bilgiler kurmaca değil. Yemni’nin kitaplarındaki karakterler canlı, yaşayan, endişe duyan, âşık olan, korkan, sevinen tiplerdir. Bilim kurgu yada fantastik konuları işlerken anlattığı tipleri her zaman sokakta karşılaşabileceğimiz insanlardan seçer. Yemni bu teknik çağa göre kurgusunu gerçekleştirir ama bu çağı da alabildiğine sorgular teslim olmaz, kadim bilgeliğin, ruhun, dinin, felsefenin öğretileriyle kurtuluş yolunu işaret eder.

Yemni’nin son romanı Çağrılan&KarsH Amerika’da silikon vadisinde üretilen yeni nesil yapay zekâ AP4’ün laboratuvardan kaçışıyla başlar. Sıkı korunan bu laboratuvardan kaçış yazılımcıları, yazılım firmasını, ajanları, görevlileri teyakkuza geçirir. AP4 romanın bilim kurgu tarafını oluştururken AP4’ün kaçışıyla, İstanbul’da bir bombalı saldırının önlenmesi daha sonra Kars’ta yapılacak olan 11.yy’da yaşamış ünlü Mutasavvıf Ebul Hasan el Harakanî sempozyumunda ortaya çıkışının haber alınması ve ABD, Rusya gibi ülkelerin ajanlarının Kars’ta cirit atması romanın polisiye yönünü oluşturur. yapay zekânın sıkı korunan bir yerden kaçması ya da kaçırılması metnin kitabın sonuna kadar okuyucunun merakını diri tutar. Sonunda hiç beklemediğiniz bir sürprizle oradan nasıl çıktığını okursunuz. Roman New York’ta başlar. Alan Waters diye yapay zekâ uzmanı bu bölümde sıkça adı geçen karakter. Yukarıda da söylediğimiz gibi Alan Waters’in bütün insani halleri burada anlatılır. Yemni’nin kahramanları kanlı canlı kişilerdir çünkü. Amerika’da başlayan roman İstanbul’da devam eder. Amerikan istihbaratının yapacağı bir suikast önlenir. Burada laboratuvardan kaçan AP4’ün olduğu tahmin edilir. İstihbarat ve yazılım firmasının adamları yapay zekânın peşine düşerler. Romanda mekânlar bütün canlılığı ve diriliğiyle tasvir edilir. Sokaklar, kafeler, evler… Kars anlatılırken Ruslar’dan kalma binalar en ince ayrıntısına kadar okuyucu sıkmadan anlatılır. Romanda baştan sona çay kendini gösteriyor. Sanırım Yemni de iyi bir çay tiryakisi…

İstanbul’dan sonra projektörler Kars’a çevrilir. Burada yapılacak Fütüvvet sempozyumu dolayısıyla büyük ülkelerin istihbarat elemanları, ajanlar Kars’ı doldurmuştur. Burada ses getirecek bir operasyon yapılacaktır. Kars’ta yaşayan eşi MİT elemanı olan ve öldürülen Hatice Güldil ve sempozyuma konuşmacı olarak çağrılan sinemacı, yazar, tasavvuf araştırmacısı Sabri Yadigar’a suikast yapılacaktır. Bu eylemi yapay zekâ AP4 Kars’lı Can Arifan aracılığıyla önler. MİT’in devreye girmesi sağlanır. Suikast için Amerika’dan Ajan Rose Weiss görevlendirilir. Onun Kars’taki yardımcısı burada yaşayan, kuyumculuk yapan Rahmi Demirci’dir. AP4 adını değiştirerek KarsH olur. Suikatlar KarsH’ın bilgisayar, telefon sistemlerini değiştirmesiyle ve Can’ı haberdar etmesiyle, Can’ın da Türk emniyetine haber vermesiyle önlenir. Can Arifan sosyal medyayla, bilgisayarla arası çok iyi olan, kendi yönettiği bir facebook sayfası olan genç. Tasavvufa ilgisi büyük. Sabri Yadigar‘a çok yakın.

Evet, Çağrılan romanı ilginç bir konuyu işliyor. Bilimin, mekaniğin zirvesinde bir dünyada tasavvuf’un seçilmesi. Bu belki de bu teknik şartlara, insansızlaşmaya karşı duracak bir alternatifi dillendiriyor. Bir yapay zekânın laboratuvardan kaçması ve gönül adamlarına yardım etmesi… Mekân olarak Kars’ın seçilmesi de tesadüfi olmamalı. Kars hem Türkiye’nin sınırında hem de etnik, kültürel, dinî çeşitliliği barındırması… Kadim bilgeliği yok saymak modern anlayışa 11. yy.’da yaşamış Ebul Hasan el Harakanî gibi gönül insanıyla direnmek… Ebul Hasan el Harakanî Anadolu’yu İslamla mayalayan büyük sufilerden. Hem gaza hem dua ehli… Şu sözünü okuyunca nasıl biri olduğu zihnimizde biraz canlanacaktır: On iki sene nefsimin demircisi idim; kendi nefsimden bir ayna yapmak için onu riyazet ocağına koyuyor, mücahede ateşiyle dağlayarak kızıl hâle getiriyor, sonra onu yerme örsünün üzerine koyarak kınama çekiciyle dövüyordum. Beş sene kendi aynam idim; her çeşit ibadet ve taatle bu aynayı parlatıyordum. Sonra bir sene boyunca kendime dikkatle baktım; kendimde (belimde) gururdan, ucuptan, kibirden ve kendi amelini beğenmekten mamul bir küfür zünnarı gördüm. On iki yıl onu kesmek için çalıştım, nefsin derinliklerinde bir başka zünnar gördüm, beş yıl da onun kesilmesi için gayret sabrettim. Onu nasıl keseceğime bakıyordum, keşif vâki oldu. Halka (mahlûkata) baktım onları ölmüş gördüm ve hepsinin cenaze namazlarını kıldım. Onların cenazesinden döndüm ve yeniden İslâm’a girdim.Kendi ömrüme bakınca, yetmiş üç yıllık bütün ibadetimi bir saat kadar gördüm; günahlarıma bakınca Nuh’un (as) ömründen daha uzun gördüm.”

Sadık Yemni polisiye ve bilim kurgu romanında tarihe atıflar yapıyor. Mevlana, Antik Yunan, Anadolu bilgeliği… Meraki sürekli diri tutuyor. Geçişler, geri dönüşler… İronik bir şekilde yapay zekâyı, yapay bir laboratuvar ortamından kaçırarak hayatın içine sokuyor. Hepsi yapay zekâ uzmanı, laboratuvarların vazgeçilmezi olan, sanallığın prensleri KarsH‘ın kaçması ve Türkiye’ye gelmesi dolayısıyla kendi hayatlarını sorgularlar. Yapay zekânın da söylediği gibi yıldızlara bakmayı akıllarına getirirler.

çağrılann

Çağrılan&KarsH sürpriz bir finalle son buluyor. Laboratuvarların, yazılımların, tekniğin yok edemediği insan yeniden konuşmaya başlıyor. Laboratuvarların, ekranların, neonların sahte ve yanıltıcı dünyasından sıyrılıp doğayla bütünleşme. İç yolculuk, düşünce, sezgi ve insanın insana tutunması…

Çağrılan bir ütopyanın, teknik medeniyetin ütopyasının nasıl distopyaya dönüştüğünü okuyucuya gösteriyor. Bir geçmiş zaman övgüsü ya da geçmişten bir altın çağ kurma iddiasında değil. İçinde bulunduğumuz, dünyamızın içine düştüğü çıkmazdan nasıl çıkabilirizin alternatiflerini düşünüyor, düşündürüyor. Teknik dayatmaya, tek tipliğe, makineliğe nasıl direneceğiz?…

Muaz ERGÜ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir