Cehaletin Cazibesi-VII: Neyi

İslam doğarken bir avuç yiğit gönüllünün (İslam=gönüllülük) hayat tarzı iken kitleselleşmesi ile birlikte bozulmaya ve yamultulmaya başladı. İlk yamukluk ashabul-hadis denen kitle örgütlenmesiyle gerçekleşti.

Bugün de en azgın taraftarlar onlara ait. Bazen tarikatçı, bazen selefi ya da ehl-i sünnet maskesiyle dolaşan akılsız güruh, kendilerine itiraz eden herkesin gavur, katl-i vacip olduğu görüşünde ittifak halindeler. Olsa ki bu düşmanları ellerinden alınsa bu sefer de birbirlerini tekfir edip öldürürler.

O zamankilerin anlamadığı, bu zamankilerin de bu anlayışsızlığı kutsadığı şey neydi? Neyi anlamadılar?

Kitle, dini bir kurtuluş, cennet için kısa yol olarak kullanma niyetinde iken alimler, arifler onun şahsi, toplumsal ve kitlesel arınmanın çekirdek kodlarını içeren bir açılım olduğunu düşünür, yaşar, hisseder.

Alimlerin görevi anla(t)mak, ariflerin görevi yaşa(t)mak olarak tasnif edilebilir. Allah’tan sadece alimler hakkıyla sorumluluk hissi duyar, ayeti din ile bağın önce ve en fazla bilgi, düşünme, idrak ile gelen bir durum olduğunu vurgular. Bunun farkında olanlar da dini bir paket gıda görüp sofraya koymayı değil hammadde görüp onu her yerde her zaman işleyebilecek formüle çevirebilmenin, sürdürebilmenin telaşına girer.

Hadis ashabı dediğimiz kesim o zamandan bu yana dini kutsayarak tüketmenin derdindedir. Yeni olan hiçbir şeyi anlamazlar, bu yüzden uyarlayamazlar. Her yenilik kötüdür, her yeni pisliktir düsturunu kabul ederler. En iyisi en eskisidir ama ne kadar eski.

Dananın kuyruğu burada kopar işte. Dinin sahibi eskiyi ilk insana götürürken selefiler 610’dan başlar düşünmeye. Düşünme dediysem ezber yani. Oradakini ezberler, sonra tekrar eder. Bir papağan ile onlar arasındaki fark konuşma haznesinin genişliğidir. GPT -3 (en gelişkin iletişim kurabilen yapay zeka) şu anda onlardan çok daha Müslümandır. Bütün kitapları ezberlemiş, istediğiniz yerden anlatabilir.

Hadis ashabı doğduğunda bir hakikat temelindedir, bütün yerleşik sapkınlıklar gibi. O da peygamberin yaşadığı dönemin en akıllı kişisi olup, onun herhangi bir durumdaki fikir ve görüşünün en doğruyu temsil etmesi. Saptıkları yer ise onun ölümünden sonra onun aklının da öldüğünün, sözlerinin artık kendinden sonraki toplum durumlarını ihata etmeye yetişemeyeceğini idrak edememeleridir.

Hadislerin kıymeti de onların bulunduğu zamanın en akıllı çözümleri olmasından gelir. Hadis ashabı dediğimiz örgütlü köylü muhafazakarlığı bunu idrak edememiş, kendilerinden sonra gelenler de bu idraksizliği şiddet ve kabalıkla (öldürme, tekfir vb.) korumuştur. Bugünden sonra da olacaktır.

Mesele dinden değil inceltilmemiş, yontulmamış, akıllanmamış zekadan, zekâsızlıktan kaynaklanmaktadır.

Ahmet BAYRAKTAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir