Dağlar Kızı Reyhan

Azerbaycan müziği, derin anlamlar ve güçlü duygular barındıran şarkılarla doludur. Bu şarkılardan biri de “Dağlar Kızı Reyhan” adlı eserdir. Azerbaycan’ın büyük bestecilerinden biri olan Fikret Amirov‘un imzasını taşıyan bu şarkı, hem melodik yapısıyla hem de taşıdığı duygusal yükle dikkat çeker.

Fikret Amirov, Azerbaycan müziğine kazandırdığı eserlerle dünya çapında tanınan bir besteci olarak, geleneksel Azerbaycan müziğini modern dokunuşlarla harmanlamayı başarmıştır. “Dağlar Kızı Reyhan”da onun en bilinen eserlerinden biridir. Mahnının sözleri, dağların zirvelerinde yaşayan ve aşkı uğruna zorluklarla yüzleşen Reyhan adlı bir kızın güzelliğini anlatıyor.

Fikret Amirov’un bu eserdeki müziksel dokunuşları ise tam anlamıyla büyüleyicidir. Onun orkestrasyonları, her bir enstrümanın kendine özgü bir dil oluşturmasını sağlar. Bestekarın sanatındaki zarafet ve derinlik, bu şarkıda da kendini gösterir. Bu eser, müzikseverler için bir başyapıt olarak kalmıştır.

Bu şarkı, halkın kendi kahramanını nasıl yücelttiğini, ona duyduğu hayranlığı ve sevgiyi nasıl müziğe döktüğünü gösterir. “Dağlar Kızı Reyhan” sadece bir halk hikayesini anlatmakla kalmaz, aynı zamanda halkın kültürel hafızasının da bir ifadesidir. Reyhan, halkın gözünde ölümsüzleşmiş bir figürdür. Onun adı, bu güzel ve etkileyici şarkıyla her zaman hatırlanıyor.

Bir zamanlar, Odlar Yurdunun rüzgarla savrulan dağlarında, güzellikleriyle dillerde destan olmuş bir kız vardı… O, dağların parlayan yıldızı, Azerbaycan güzeli, Reyhan’dı. Hikaye Azerbaycanın küçük bir ilçesi olan Haçmazda bir düğün neşesiyle başlar, ama o neşenin ardında, karanlık bir felaket yatar. 1918 yılında Ermeni Taşnak çeteleri, yüreği sevdayla dolu genç bir damadın hayatına son verirken, Reyhan’ın dünyası yerle bir olur. Bir anlık dehşet, bir ömür boyu sürecek intikamın kıvılcımını ateşler. Genç gelin, ölümün gölgesinden kaçarken, aklında yalnızca tek bir düşünce vardır: Aşkının intikamını almak… Ve o an, o kadının ruhunda dağlar uyanır… Her adımı, toprağa kazınan bir yemin olur. Reyhan, sevdiğini kaybetmiş ve yüreğinde öyle büyük bir kin, öyle büyük bir adalet duygusu barındırıyordur ki, dağların karanlıklarına sığmayacak kadar büyür. Her çığlık, dağları sallar; her adım, bir zaferin habercisidir.

Reyhan, başına bir grup toplayarak, Guba ilçesinde “Gelinkaya” olarak bilinen yerde Ermenilere karşı büyük bir zafer kazanır. Gelinkaya’nın dağlarında, Ermeni Taşnak çeteleri Reyhan’ın rüzgarında boğulur. O, sadece bir kadın değil, bir halkın öfkesi, bir milletin direnişi olur. Kendi dağlarının, kendi topraklarının savunucusudur. Yalnızca kendisi için değil, bir ulusun özgürlüğü için savaşır. O artık dağların kızıdır, bir halkın simgesidir.

Yıllar geçer, dağlar ona ev sahipliği yapar. Reyhan, intikamını almış, hür bir kuş gibi gezerken, adı dilden dile dolaşır. Hürriyetin adı olur, Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinin simgesi olur. Ama tarih, bazen kahramanlarını da unutur. Sovyetler devri gelir, ve dağlar kızı Reyhan bir hücreye hapsolur. 1928 yılında, Ermeniler tarafından idama mahkum edilir. Kurşunlar, onu beklerken, her saniye bir efsanenin sonu gibi gelir. Ama o, düşmanlarının kurşunları yerine, özlemlerinin acısını taşır. Bir dağ kızı, sonsuz bir direnişin göğsünde yaşıyordur hala. Ve bir gün, Reyhan’ın kendi de adı da kaybolur. Onun adı ve soyadı değiştirilerek gizli bir şekilde Kırım’daki bir manastıra yerleştirilir. O, kendi kimliğini kaybeder; yeni adı, yeni hayatı ile Reyhan olur. Kırım’ın soğuk manastırlarında yıllarını geçirir, ama dağların çağrısı onun içindedir hala. O dağlar, bir gün ona huzur verecektir. Reyhan, ölene kadar o dağların rüzgarlarında kaybolan bir efsane olarak yaşar.

Reyhan… Dağlar kızının adı, sadece bir kadının öyküsü değil, bir halkın direnişi, bir özgürlük mücadelesinin sembolüdür. Her dağ, her rüzgar, her fırtına onun adını anar. O, dağlar kadar yüksek, dağlar kadar özgür, dağlar kadar cesurdu. Şimdi, dağların rüzgarında, adını her çiçek, her kuş, her fırtına söyler. Reyhan… Bir halkın kalbinde, dağların göğsünde hep var olacaktır.

Ve gün gelir bu dillere destan olan hikayeye büyük Azerbaycan bestecisi Fikret Amirov 1959 yılında şarkı besteler… Bu şarkı ilk kez 1960 yılında Sovyetler Birliği Halk Sanatçısı Reşid Behbudov tarafından seslendirilmiştir. 1965 yılında Halk sanatçısı Flora Kerimova, “Reyhan” şarkısını repertuarına dahil ederek, bu şarkıyı seslendiren ilk kadın sanatçı olarak hafızalara kazınmıştır. Ancak şarkı, 1966 yılında Halk Sanatçısı Zeyneb Hanlarova’nın yorumu ile büyük bir popülerlik kazandı. 1969 yılında, başrollerini Kartal Tibet ve Filiz Akın’ın paylaştığı unutulmaz bir aşk filmi beyazperdede yerini alır: “Dağlar Kızı Reyhan”. Filmin adını taşıyan bu duygusal şarkı, bizzat Filiz Akın tarafından seslendirilir ve kısa sürede büyük ilgi görür. Dönemin en sevilen melodilerinden biri haline gelen bu şarkı, müzik dünyasında da geniş yankı uyandırır. Öyle ki, dönemin en popüler sanatçıları şarkıyı seslendirmek için adeta sıraya girer. Kamuran Akkor, Gönül Yazar ve Muazzez Ersoy başta olmak üzere birçok usta isim, bu esere kendi yorumlarıyla hayat verir…

Dağlar gızı Reyhan, Reyhan
Parlag dan ulduzu Reyhan, Reyhan…
Alem sene heyran, heyran, heyran…

Ne geşengsen, ay gız,
Gül -çiçeksen, ay gız,
Bir danesen, ay gız,
Dürdanesen, ay gız…

Gözeller gözeli Reyhan, Reyhan,
Sevdamın ezeli Reyhan Reyhan,  
Alem sene heyran, heyran, heyran…

Ne geşengsen, ay gız,
Gül -çiçeksen, ay gız,
Bir danesen, ay gız,
Dürdanesen, ay gız…

Zil garadır gözün, Reyhan, Reyhan,
Baldan şirin sözün, Reyhan, Reyhan.
Alem sene heyran, heyran, heyran…

Ne geşengsen, ay gız,
Gül çiçeksen, ay gız,
Bir danesen, ay gız,
Dürdanesen, ay gız…

Gunay MAMMADOVA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir