Öykü kitabınız “Aramızdaki Fikret”ten sonra “Vuslatlar Fasarya” adıyla romanınız yayımlandı. Hayırlı olsun, okuru bol olsun. Öykü yazmakla roman yazmak arasındaki benzerlikler, farklılıklar, zorluk ya da kolaylıklar çok tartışılıyor. Öykü yazmak mı daha kolay roman yazmak mı?.. Hem öykü yazan hem de roman yazan biri olarak bu tartışmanın neresindesiniz?
İkisinin de zorlukları var. Hiçbirine kolay ya da zor olarak bakmadım. Ben öykü yazmayı seviyorum. Romanda da anlatacaklarımı öykülere bölerek anlatıyorum.
Roman diliniz ironi, mizah, argo… barındırıyor. Roman ve öykülerinizdeki üslupla ilgili neler söylersiniz?
Ben cenazelerde de gülen biriyim. Haliyle yazıyla ilişkim de böyle.
“Vuslatlar Fasarya” metinlerarasılık tekniğini kullandığınız bir metin. Romanın ana karakteri Aziz’in adı olmayan ve arkadaşının kitaplığından aldığı kitaptan alıntılar yapması, Cyrano, Roxane, Ahmet Haşim, Salih Zeki gibi isimlere de atıflar var. Neler söylersiniz bu hususlarla alakalı?
Okuduğum yazar ve şairleri yazdıklarıma katmayı seviyorum. Aziz kendini Cyrano ile bir tutuyordu. Ona sormak lazım.
Romanda en dikkat çekici kavram ya da metaforlardan biri de nostalji. “Nostalji kanseri, nostaljiden kararmış bir safrayı akıtmak, nostalji sarmalına dolaştıktan sonra…” gibi cümleler var. Ayrıca radyo, walkman, plak gibi nostaljik nesnelerde romanda yer alıyor. Nedir nostaljiyle bu yoğun münasebet? Ne düşünüyorsunuz nostalji ile ilgili?
Geçmişten kurtulmak lazım. Gereğinden fazla orada kalınca zaman kayıyor. Bugünle ilişkimiz kopuyor. Dönemi yansıtan nesneler neyse onları kullandım. Gerçi hayatımda o nesnelere hâlâ yer veriyorum.
“Vuslatlar Fasarya” İstanbul var. Kadıköy, tüneller, tarih… Ben romanınızı okumaya başlayınca A. Hamdi Tanpınar geldi aklıma. Baş kahramanımız Aziz kültürel olarak halkın inancına yakın özellikle iftar öncesi yaşanan kaosu ve gürültüyü seviyor. Tanpınar da aynı şekilde bu tip toplumsal davranışları seviyor. Romandaki Aziz’in arkadaşı Eyüp’ün yanında çalıştığı saatçi Ümran Bey ve saatçi dükkanı Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nü getiriyor aklıma. Siz neler söylersiniz bununla ilgili?
Aslında Aziz halkın inancına değil de geleneklerine yakın ama bağlı değil. Tanpınar’ı düşünmedim yazarken ama mutlaka etkilendiğim bir tarafı vardır. Toplumun içindeki o ufak detayları seviyorum. Ama ben de toplumun içinde sadece yürüyorum. Pek bir dahilim yok.
Müzik… “Vuslatlar Fasarya”da öne çıkıyor. Rock, Psychedelic Rock, Blues, Caz türlerinde müzik yapan Jim Morrison, Chet Baker, Pat Menheny, Queen, Pink Floyd gibi şarkıcı ve müzik grupları, bunların plakları… Aynı zamanda Kudsi Ergüner, Kani Karaca, Cem Karaca, İlhan İrem gibi Türk müzik adamları, zeki Müren gibi sanat müziği icracıları kitapta yer alıyor. Neler söylersiniz?
Dinlediğim müzikleri karakterlere de dinletiyorum. Müzik dinlemeyi seviyorum. Tabii ki yazacağım her şeyde de olacaktır.
Aziz, Yakup, Eyüp romanın ana kahramanlarının; İhsan, Ümran diğer kahramanların adları. Bu adların dinsel ve tarihsel çağrışımları var. Neden kahramanlarınıza bu adları seçtiniz?
Kitabı Mukaddes’i okuyordum, benimkinin farkı kimse adının gerekliliğini yerine getiremiyor.
“Vuslatlar Fasarya”nın fonunda dinî ve siyasi/politik olaylar da yer alıyor. Hizbullah Terör Örgütüne yapılan operasyonlar, Gaffar Okkan cinayeti, Kemal Derviş, ekonomik kriz, 11 Eylül 2001 İkiz Kulelerin Bombalanması… Romanınızda bu dinî, siyasi, ekonomik olaylara neden yer verdiniz?
Çünkü siyasetle yakından ilgili biriyim. Karakter pek politik olmasa da dönemin siyasi olaylarına ve çalkantısına herkes maruz kalıyordu.
Aziz çok rüya gören bir roman kahramanı. Okuduğu bir kitap, gördüğü bir şey, duydukları rüya olarak geri dönüyor. Bazen güzel rüyalar bazen kabuslar… Sizin için rüya neyi ifade ediyor?
Rüyalar benim için uzun bir dönem korkutucu bir hâl almıştı. Şimdiyse ne göreceğimi merak ederek uyuyorum.
Romanda tek anlatıcı var. Birinci tekil (ben) anlatıcı… Bu anlatıcıyı seçmenizin nedenleri neler?
İnsanlar anlatıcı konusunda çok farklı fikirlere sahipler. Ben okuyanı karakterle beraber dolaştırmayı seviyorum. Birinci tekil anlatıcı bana göre daha keyifli.

Son olarak neler söylersiniz?
Okuyanın gözüne sağlık. Sorular için teşekkür ederim. Sevgiler.
Biz teşekkür ederiz.
Muaz ERGÜ
Sonat YURTÇU
- 1990’da İskenderun’da doğdu.
- 2007’de ailesiyle Kıbrıs’a, 2013’de tek başına Kadıköy’e taşındı.
- İlk öyküsü Peyniraltı Edebiyatı, ilk şiiri Diri Ozanlar Derneği dergilerinde yayımlandı.
- 7 yaşından beri TRT Radyo-3 dinliyor.
- İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nü okuyor ve bitirmeyi planlıyor.
- Fenerbahçe Parkı’nda vakit geçirmeyi ve trenleri seviyor.
- Öykü kitabı Aramızdaki Fikret İthaki Yayınları( Şubat, 2022) tarafından yayımlandı.
- Romanı Vuslatlar Fasarya Everest Yayınları(Eylül 2024) tarafından yayımlandı.

Son Yorumlar