Dinle Küçük Adam!

Kim bu küçük adam?

Bu küçük adam, heveslerine, arzularına yenilen, haksızlıklara boyun eğen bazen zalimleşen, başkalarının haklarını yiyen ve kendini çok büyük sanan insanlardır. Bu bazen bir müdür, bazen bir doktor, bazen bir politikacı, bazen de dindar bir adamdır! O, her kılığa girebilir, her yerde karşınıza çıkabilir. İdealist görünür, kendisini alçak gönüllü olarak pazarlar. Hoşgörüden, insanlıktan, namuslu olmaktan söz eder hep. Bilgili görünmeyi, insanları etkilemeyi sever. Hep lider olmak arzusundadır. Ama bir yerlerde takılır. Çünkü büyük adam rolleri takınsa da aslında küçük adamdır o.

Bu küçük adama seslenen kimdir?

Bu adam 1897 yılından Almanya’da doğan ve 1957 yılında Amerika’da ölen Wilhelm Reich’dır. Wilhelm Reich, Sigmond Freud’un en iyi talebelerinden biriydi. Freud onun için “Psikalaniz alanında en iyi kafadır”  demişti. Sonradan Freud’la da arası açıldı ve onu terk etti.

1933’de “Faşizmin Kitle Psikolojisi” kitabını yazınca Almanya’da yaşaması mümkün olmadı ve Amerika’ya göçtü. Orada çeşitli çalışmalarda bulundu. “Orgon enerjisi” gibi yeni teoriler ortaya attı. Ona göre, evrensel çekim diye bir şey yoktu ve her şey bir orgon enerjisi içinde yüzüyordu. Amerika’ya karşı çıkıyor, Sovyetler Birliği’nde uygulanan sosyalizmi tenkit ediyordu. Tenkitleri ve kavgaları öyle bir hale geldi ki en sonunda kurduğu okul kapatılarak kendisi de hapse atıldı.

Onun yazdığı en güzel kitaplardan biri “Dinle Küçük Adam” (Listen little man) kitabıdır. Ona göre küçük adam bütün toplumlarda görülen, işçisinden, yazarına, politikacısından din adamına kadar her çeşit adamın ortak kimliğidir. Küçük adam, kendisine her söylenene inanan, ne öğretilirse onu doğru sayan, nereye çekilirse oraya giden, bazen de kendini Tanrı gibi hisseden ve zalimleşen insanın adıdır.

Reich, bu kitabını 1945-1947 yılları arasında Amerika’da yazdı.

O, bu kitabı aslında kendi kurduğu “Orgon Mektebi”nin arşivi için kaleme almıştı. Ama arkadaşları bu kitabı çok sevdikleri için ısrarla yayınlanmasını istemişlerdir.

Wilhelm Reich, aynen bir dedektif gibi küçük adamı sürekli takip eder. Onu tanıtır, tasvir eder, açığa çıkarır ve onun bütün bu yanlışlardan kurtularak düzgün insan olmasını ister:

“Kaçma! Kendine bakmak yürekliliğini göster küçük adam! Sen kendine bakmaktan, kendini tenkit etmekten korkuyorsun! Küçük adam, kovulmuş bir köpek gibi değil, hür bir insan olabilirsin! Kötü düşünceli değil içten bir insan olabilirsin… Geceden yararlanarak gizlice değil, gün ışığında sevebilsen sen sen olursun küçük adam!”

Wilhelm Reich küçük adamı yargılarken onun küçük adam olmadaki sorumluluğunu ortaya koyar:

“Sen kendi kendini zincire vuruyorsun küçük adam! Kendi tutsaklığının tek ve biricik sorumlusu yine sensin!”

Küçük adam, toplumdaki sömürü, yalan, baskı ve zalimlikler için de sorumludur. Çünkü o her geleni kendine  “efendi” sayar. Efendi’leri karşısında korkar, siner, onlara yaltaklık yapar, onlara karşı durmayı, onlarla savaşmayı bilmez:

“Onlar seni sevmiyorlar küçük adam! Seni aşağılıyorlar! Çünkü sen de kendini aşağılıyorsun küçük adam! Onlar seni bir sembol uğruna harcadılar, sana hâkim olacak gücü sen onlara verdin küçük adam! Kendi efendilerini iktidara getiren sen oldun küçük adam! Sana onlara, sen aşağı bir yaratıksın’ dedikleri halde sen onlara hâlâ‚ kurtarıcı’ gözüyle bakıyor ve durmadan‚ Heil Heil, viva viva!’ diye bağırıyorsun!”

Toplumdaki bütün hastalıkların kaynağı Wilhelm Reich’a göre hep küçük adamlardır. Onların rahatlıkları, ilgisizlikleri, cahillikleri, hissizlikleri, aptallıkları her türlü zalimliğe yol açar ve toplumun düzeni bozulur. Bu nedenle yazar sık sık, ben senden korkuyorum küçük adam! diye bağırır.

Küçük adam dostluk bilmez, vefa bilmez, sevgi bilmez, ilim bilmez, hayatın ve özgürlüğün değerini bilmez. Küçük adamın bütün işi, gününü gün etmek, başkalarına yağ çekmek, zalimlere yol açmak ve küçüklerin küçüğü olmasına rağmen kendisini hep büyük adam olarak görmektir. Kendinden güçlüler karşısında eğildikçe eğilir, kendinden zayıfları ise acımasızca ezer.

Küçük adam dünyayı da umursamaz! Başka yerlerde savaşların olduğunu, hastalık ve yoksullukların insanları kırıp geçirdiğini de bilmek istemez! Sadece bir ot gibi yaşamayı sever.

Küçük adam kindar ve kibirlidir. Herkesi kıskanır, küçük görür. Her şeyi bildiğini sanır. Sözlerine bol bol yabancı bilim adamlarının isimlerini ve sözlerini katar. Kimseyi dinlemez. Herkes onu dinlesin, ona saygı göstersin ister. Bazı kavramlara sarılır. O kavramları savunur ama kavramların manasına asla bakmaz. Küçük adam vefasızdır, iyilikleri görmez, unutur. Karşısındaki insanların hep yanlışlarını, hatalarını görmeyi ister.

Wilhelm Reich şaşırtıcı bir ustalıkla yanımızda, yakınımızda, bazen de içimizde olan küçük adamların tümünü kulaklarından çekerek meydana çıkarır. İnsan onu okudukça gözlerinin önünde her satırda bir küçük adam belirir ve şaşırır:

Eğer şansla bir yere geldiysen sömürme sanatında seni sömürenden daha öteye gitmekten vazgeç! Tören giysilerini ve şapkanı çıkar at! Başkalarından izin almadan sevdiğin kadına sarıl! Diğer ülkelerdeki başka insanları görmeğe git, çünkü onlar da senin gibi yaşıyorlar, onların da senin gibi iyi ve kötü yanları vardır. Tanrı nasıl yaratmışsa bırak çocuklarını öyle büyüsünler. Tabiattan daha iyisini yapmaya kalkışma! Daha çok anlamaya, daha çok korumaya çalış. Boks maçına, eğlence merkezine gideceğine kütüphaneye git! Ve özellikle doğru biçimde düşün! İçindeki sesi dinle! Kendi hayatının efendisi sensin, hiç kimseye kendi hayatını emanet etme!”

Orhan ARAS

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir