“Eve Dön! Şarkıya Dön! Kalbine Dön!”

Atom bombası üretenler, insansız uçakları semalarda uçuranlar, petrol ve maden adına arzın damarlarını mazlum kanıyla sulayanlar, biyoteknoloji mucitleri, ekranlarında muska yazıp ceplerini dolduran koronasavar müneccimler… Antilop hızı ile gelişen teknoloji, tırıs hızı ile gelişen tıp basit bir virüs karşısında aciz kalmış durumda. “Yetenekleri şeytanın bahşettiği” üst akıl bir virüs karşısında bitme noktasında. Koronavirüsün ortaya çıkışı kafaları karıştırdı. Virüsün, Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığı söylenirken aynı zamanda laboratuvar ortamında üretildiği gibi iddialar da söz konusu. En tuhaf iddia ise Çin’li bir vatandaşın yarasa ile cinsel ilişkiye girmesi sonucu virüsün ortaya çıktığı… 

Virüs nasıl üredi yada üretildi şimdilik muamma. Bu kabusun nasıl ortaya çıktığını belki yıllar sonra öğreneceğiz belki de hiçbir zaman öğrenme şansımız olmayacak.

Yarasadan mı insana bulaştı bu illet yada başka bir şeyden mi bulaştı? bilmiyoruz. Ama küresel yarasalar dünyayı kendi hesap kitaplarına, arzu ve heveslerine göre dizayn etme arzusundan vazgeçmiyorlar. Bir anaforun, girdabın içine insanları da sokarak dünyanın dengesini bozuyorlar. Dengesizlik dengeyi bozuyor vesselam.

Böylesi uğursuzlukların, dengesizliklerin varlığına insanlık tarihinin her döneminde rastlanmıştır. Bu dönemlerde aklı başında insanlar kendi evlerini virüssüz, tertemiz alanlara, sığınaklara dönüştürmeyi bilmişlerdir. Hayatın hızlı akışının, nisyanın, sapmanın girdabından kaçarak evlere sığınılmıştır. Adeta otele dönüştürülen evlerin varlığının değeri bu koronavirüs döneminde bir kez daha anlaşıldı. Dönüp dolaşıp gelinecek yerin ev olduğu görüldü bütün açıklığıyla. Dışarının insanı bozan, zihni bulandıran etkisinden kurtulmak isteyen evlerine, yalnızlıklarına, mağaralarına sığınmışlardı. Evler adeta sığınaklara ve kötülüklere karşı karargahlara dönüşmüştü. 

Günümüzde evler değerini yitirdi sanki. Aileler dağılıyor, evde yemek yenmiyor, evlerdeki yaşlılar/büyükler huzurevlerine postalanıyor, çocuklar boynu bükük… Zaten delilerimiz, meczuplarımız hayattan kovulmuş durumda. bütün bu olumsuzluklara rağmen koronavirüs evleri hatırlattı hepimize. Kabirlere dönüşen evlere…     

Korona evi hatırlattı. Başka şeyleri de… Mehdinin zuhurunu bekleyenler, açlıktan karınları sırtlarına yapışanların refah beklentisi, aşı bulup dünyanın süper gücü olma hayali kuranlar… bütün bunlar coğrafyamızın travmalarını gösteriyor aynı zamanda. cehdi bırakıp, umudu olmayacak şeylere bağlamak… Çalışmayı unutmak, alınterinden uzaklaşmak…

Evet evlerimiz her türlü kokuşmuşluğun şaha kalktığı dönemlerde vicdanın, dürüstlüğün, temizliğin karargâhı olacak. Büyük dönüşümler evden başlar. “Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik.”* Ayette de hatırlatıldığı gibi kabirlere dönüşen evlerimizi yeniden dönüştürelim. 

Koronadan korunmak için kullandığımız araçlar birçok mesaj içeriyor HİJYEN, ELDİVEN, MASKE, SOSYAL MESAFE..

HİJYEN: Ruhumuzu kirlenmişlikten kurtarmayı temsil ediyor. Müzzemmil suresinde “elbiseni (benliğini )temiz tut ” buyurur Rabbimiz. Bu, benliğimizin dışa yansıması olarak okunabilir. Yozluk ve yobazlıktan kurtulmanın yolu… Temiz kalp, sahih niyet… Sadece elleri yıkamak değil.

ELDİVEN: İnsanoğlu bütün kötülükleri beyninde tasarlar ve onu elleri ile hayata geçirir. Ellerimiz aynamızdır. yapıcı eller, her taşın altına giren eller vardır. Bir de karıştırıcı, bozucu eller var. Sorumluluk üstlenmek gerektiğinde ortadan kaybolan pamuk eller… Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin.. Bakara Suresi 195: Allah yolunda (adil bir düzen kurulsun, hazırlıklı ve caydırıcı bir savunma gücünüz bulunsun diye) infak (harcama ve fedakârlık) yapın; ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. (Cihad yolunda sorumluluktan kaçmak ve maddi fedakârlıktan kaytarmak suretiyle bütün servet, hürriyet ve haysiyetinizi düşmanlara kaptırmayın.) İhsanlı davranın (Hakkı hâkim kılma ve milli savunma konusunda oldukça dikkatli ve gayretli çalışın, görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getirmeye bakın) . Şüphesiz Allah, ihsan ve iyilik ehlini sever (ve mükâfatlandırıp başarıya eriştirir).**

MASKE: Zamanın en büyük sorunlardan biri de maskeli olmak. Kendi gerçekliğimizi kapamak, gizlemek. Maskeli yüzler… 

SOSYAL MESAFE: Ebeveynlerimize asi oluşumuz aydınların bile kitaplar arasında kaybolduğu çocuklarına eşine zaman ayırmadığı bir mesafeyi hatırlatıyor. Ebeveynlerimizle karşı kafamızdaki mesafeleri yok edelim. Fiziksel mesafeye dikkat…

“Hastalandığında şifa veren Allah’tır.”***

Abdulvahap SERT

*Başlık bir İsmet Özel’in Of Not Being A Jew şiirinden

*Diyanet Meali
**Mahmut Kısa Meali
***Diyanet Meali

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir