İspanya Portekiz İzlenimleri-V

Acı Varsa Arabesk Vardır

Bir müzik düşünün. Hem Arap etkisi var; şiire dayanıyor, doğu çalgısı olan ud 12 telli kısa gitara dönüşmüş ve adı fado (kader). Öte yandan Pesseo gibi şairlerden besleniyor. Oysa liman kenti Lizbon’dan denize açılan kocaların ardından ağıt yakan kadınların feryadı olarak başlamış. Böyle bir müzik için bizdeki tecrübeye de dayanarak arabesk diyebiliriz.

Bir çıkarım da yapabiliriz: Acı varsa arabesk vardır. Ortak hikayeler müziğin dayandığı hikâyeleri de benzeştiriyor.

Nitekim artık denize açılan kocalardan habersiz değil kadınlar. Her türlü iletişimle kapıdaki eşikten çıktığınız anda gurbet başlamıyor bugün. Canlı ritmli şarkılara da yer veriyor fado repertuarında artık. Portekiz’den başlamasına rağmen bütün dünyaya ulaşma başarısına ulaşabiliyor.

Selçuk Küpçük Aşk ve Teselli adındaki müzik üzerine kitabında fadonun bu macerasını müziğinin poetikası üzerinde düşünen Pedro Aires Magalhaes’in şu sözlerinde buluyor. ‘Portekiz tuhaf bir yer, bizim ülkenin entelektüelleri küçük, elit bir zümre olmakla birlikte düşüncelerini Portekiz’e hapsetmemişler. Dünyanın, hayatın geneline kafa patlatmışlar. Belki de bu, okyanus kıyısına sıkışmış kalmış bir ülke olmamızdan kaynaklanıyordur. İnsanda hep bir denize açılıp yeni dünyalar keşfetme duygusu uyanıyor Portekiz’de.’ (s.125)

Pesseo, Saramago gibi aydınları, fado müziğinde ortaya çıkan yanıyla kültürel ürünleri bizim arabesk duygusallığımızı andırıyor.

Fadonun kader anlamına gelmesi, müziğin nitelikli şiirlere dayanması ve Pesseo’nun Huzursuzluğun Kitabındaki ‘Kalbimde sıkıntılı bir huzur var ve dinginliğim tamamen kaderime razı olmamdan kaynaklanıyor’ diyen vakur duruşuyla da ilgili. Arap müziği etkileri ile bireysel operayı andıran yönüyle fado müziği içe doğru genişleyen bir etkiyle sarıyor dinleyenleri.

Bizdeki arabeskin aniden sona ermesi gibi bir kader beklemiyor fado müziğini. Ritmli, ağırbaşlı neşeye açılan yeni denemeleri ile klasikten ayrılma cesareti de taşıyor. Bunu müziğin dayandığı nitelikli şiirlere ve arkaplanındaki entelektüel kültürel birikime bağlayabilirim. Portekiz’in modernleşmesine ayak uyduran bir dinamizmle klasik fadodan kopmadan yenilenebilmiş.

Bunu Portekiz’de edebiyat,şiir ve müziğin ayrı kompartmanlarda değil iç içe ve yan yana yürüyüşü ile sağladığını düşünüyorum. Ve dünyaya kafa patlatanların dünyaya seslenme başarısına da. Küçük bir ülkenin müzikal algısına sıkışıp kalmayacak kadar insan ruhunun derinliklerine nüfuz ederek insanlığın ortak öyküsüne dayanan bir evren sunuyor fado.

Portekiz aydınları ve fado müziğinin verdiği bu ilham, bizi de mahallemize, şehrimize, ülkemize sıkışıp kalmayacak yeni ufuklar açması bakımından uyarıcı olması dileği ile bağlayayım bu bahsi.

Ve Flamenko ile isyanın, tutkunun bir başka türünde buluşmak dileğiyle.

Mustafa EVERDİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir