Kar Suyunda Mısır

Bir, iki, üç, dört, beş…

Otuz beş, otuz altı…

  • Emir
  • Ayy! Aman korkuttun beni. Neyi olacak, kar tanelerini sayıyorum Ece.
  • Kar tanelerini mi?
  • Niye ki?
  • Bak sana, ne kadar güzel. Kelebek gibi uçuşuyor her bir kar tanesi.
  • Dur o zaman birlikte sayalım.
  • Bir, iki, üç, dört, beş…….. Yüz beş….

Ece :

  • Yeter mi? Biz saydıkça onlar çoğalıyor. Bahçe karla kaplandı. Ağaçlar, yollar, sokaklar da. Bahçeye çıkalım. Kardan adam yapalım. Kartopu oynayalım.
  • Haydi, o zaman montlarımızı giyelim. Çizmeleri de ayağımıza geçirelim. Hoop … Şapka, atkı, eldivenler. Hazırız galiba.
  • Kardan top yapıyorum. Yuvarla yuvarla sonra iki avuç içinde bir güzel sıkıştır. Bitti bile… Ece….Ece…Pişttt….
  • Al sana Ece. Kartopu seni çok sevdi. Al bir tane daha… Hah hahha…
  • Abi… Ben de kartopu atacağım yaaaa! Lütfen!
  • Hahhah haaa… At o zaman…At ne duruyorsun?

Emir durmuştu ki; Ece fırsatı değerlendirdi elindeki kartopunu abisine attı.

  • Al bakalım bu da benden sana olsun… Hep sen atmayacaksın ya…. Bende atacağım…
  • Tamam Ece….Tamam tamam… Pes ettim… Sen beni geçtin…
  • Hiiiiihhhh…. Hiiihhhiiiii… Çok güzel oldu… Ben kazandımmmm…. Yaşasınnnn… Ben kazandım!
  • Sen kazandın Ece. Kardan adam yapalım mı?
  • Yapalım abi. Başlayalım o zaman.
  • Ayy! Yaşasınnn!…
  • Nereye yapalım kardan adamı?
  • Şu çam ağacının altına mı?
  • Havuzun kenarına mı?
  • Yoksa yoksa… Immm …. Fırının kenarına mı?
  • Kafam karıştı? Nereye….Nereye?
  • Buldum buldum. Çam ağacının altına yapalım. Abi kardan adam ağaca yaslanır, yıkılmaz.
  • Anlaştık Ece.

Ece ile Emir, hem şarkı söylüyor hem de kardan adam yapıyorlardı

“Kardan bir adam yapmıştık

Burnuna havuç takmıştık

Gözlerine kömür koyup

Boynuna kaşkol asmıştık”

Şarkı bitmişti. Kardan adam bitmişti. Ece ile Emir çok mutlu olmuştu. Kardan adamı da çok sevmişlerdi. Ece kardan adamın sağ tarafına kadir de sol tarafına geçti ve öz çekim yaptılar. Facebook sayfasına kardan adamlı resimlerini attılar. Derken dedeleri seslendi:

  • Ece, Emir yeter bu kadar oyun haydi bakalım içeriye. Biraz dinlenin sonra yine oyuna devam edersiniz; olmaz mı?
  • Dedeciğim hemen geliyoruz. Acıktık zaten.

Kapıya yaklaşmışlardı ki, buram buram mısır kokusu aldılar. İçeri geçtiler. Mısır tabaklarına konulmuştu bile. Onları bekliyordu. İştahla mısırı yemeye başladılar. Ellerine sağlık babaanneciğim. Çok güzel olmuş. Bir tabak daha yiyebilir miyiz?

  • Kuzucuklarım. Afiyet, bal, şeker olsun. Yiyin yiyin daha çok var. Biz de çocukken kar yağdığı zaman mısır yemeyi çok severdik.
  • Nasıl babaanne?
  • Kuzucuklarım bizim çocukluğumuzda evlerde soba yanardı. Sobanın üstünde çay demlenir, süt pişirilir, su kaynatılır, kar yağdığı zaman da annem kar suyuyla mısır haşlardı. Tencerenin içinde kaynayıp piştikçe mısır taneleri pamuk gibi açılır yumuşacık olurdu. Ceviz ya da badem içiyle yemeye doyamazdık.
  • Aaaaa! Babaanneciğim kar suyuyla mı pişerdi dedin?
  • Kar suyuyla pişerdi dedim kuzum. Köyde herkes kar yağdığı zaman kar suyunda mısır haşlardı. Ne kadar doğru bilmem ama şifa derlerdi. Kar suyu şifa olurmuş.

Ece ile Emir babaannelerinin anlattığı “  Kar suyunda mısır”  yeme hikâyesini dinlerken cama bir kuş gelmiş ve gagalamaya başlamıştı. Ece hemen kalktı pencereyi açtı ve misafir gelen kuşa bir avuç mısır attı. Kuş cikleye cikleye mısır tanelerini toplamaya başladı. Dedesi, babaannesi, abisi ve Ece bu kuşu çok sevdiler. Zavallıcık aç kalmış. Nasıl da dinlenmeden bir çırpıda topladı mısır tanelerini dediler.

Dede:

  • Çocuklar size bir teklifim var.
  • Acaba nedir? Çok merak ettik.
  • Küçük pet şişeleri kuşlar için suluk ve yemlik yapalım mı? Karda aç kalmasınlar ne dersiniz?

Ece:

  • Yuppiiii…. Çok güzel… Hemen başlayalım mı?
  • Hay hay… Olur tabi ….Başlayalım…

Hep birlikte evde bulunan küçük pet şişelerden suluk ve yemlik yaptılar. Tam on tane olmuştu. Sıra onlara ip takmaya gelmişti. İki kenarından iplerini de taktılar. Beş tanesine mısır ve buğday koydular. Beş tanesine de su doldurdular. Hava çok soğuk olduğu için su buz tutmasın diye suyun içine birkaç damla sıvıyağ damlatmıştı, Kadir ile Ece’nin dedesi. Her şey hazırdı. Sıra suluk ve yemlikleri uygun yerler bulup koymaya gelmişti. Hep birlikte bahçeye indiler. İki suluk ve iki yemlik bahçelerindeki ağaçlara astılar. Kalanları da sokakta olan ağaçlara yerleştirdiler. Biraz üşümüşlerdi. Ama olsun. Birazcık üşümekten bir şey olmaz. İçeri girince ısınacaklardı.

“ Kar yağmış üşümüş kuşlar

  Üzülmüş kuşlara çocuklar

  Yemlemiş ve sulamışlar

  İyilik yapmanın huzuru ile

  O gece mışıl mışıl uyumuşlar”

Gülay SORMAGEÇ 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir