Kuzey Kafkasya Harekâtı, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin Kurulması, Mondros Mütârekesi ve Kafkasya’nın Boşaltılması

Çarlık Rusyası‘nın başkenti olan Petrograd‘da 13 Mart 1917 tarihinde gerçekleşen ve ve Çarlık Monarşisini de sonlandıran Şubat Devrimi’nden sonra 1 Mayıs 1917 tarihinde Kuzey Kafkasya Halkları, Viladikafkas (Terekkale)’da bir millî kongre toplamışlar, bu kongrede bir yürütme heyeti kurulmuş, 20 Ekim’de de Güneydoğu Birleşik Kafkas Hükûmeti kurulmuştur. Kuzey Kafkasya’daki bu gelişmelerden hoşnut olmayan Bolşevikler, Şubat 1918 ayında Vladikafkas’ı işgâl ettilerse de Kuzey Kafkasyalılar direnişe devam etmişler, İstanbul‘daki Kafkasya kökenliler de Osmanlı Hükûmeti nezdinde soydaşları için yoğun çabada bulunmuşlar, yaşanan gelişmeler sonunda Osmanlı Hükûmeti harekete geçmiş, büyük çoğunluğu Çerkes gönüllülerden oluşan yaklaşık 20.000 kişilik Kafkas İslâm Ordusu, Nuri Paşa komutasında Kafkasya’ya girmiştir. Artık Kuzey Kafkasya Müslümanları ile Azerbaycan Türkleri, Osmanlı Devleti’ne dayanarak bağımsızlıklarını korumaya çalışıyorlardı. Almanlar, Gürcülerin bağımsızlıklarını destekledikleri hâlde Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığını tanımamışlar. Ekim Devrimi ile Petrograd’da Bolşeviklerin darbe ile iktidarı ele geçirmeleri sonrasında, Rusya’dan ayrılacağını kesin olarak ortaya koyan Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi‘nin kararı, komşu Maverâ-yı Kafkas Meclisinde, Petrograd’daki Bolşevik iktidarı oybirliği ile reddeden milliyetçi partilerin tavrıyla büyük ölçüde örtüşüyordu. Bu gelişmelere paralel olarak, bölgedeki gelişmelerin dışında kalmanın getirebileceği muhtemel sıkıntıları dikkate alan Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi, Maverâ-yı Kafkas Cumhuriyeti ile güç birliği arayışı çerçevesinde, Mart 1918 ayında Bakü ve Tiflis‘te girişimlerde bulunmuş ve aynı ay içinde Osmanlı delegeleri ile Maverâ-yı Kafkas Cumhuriyeti delegeleri arasında gerçekleşen Trabzon Konferansı’na gözlemci olarak katılmıştır. Bu gelişmelere paralel olarak İstanbul’da da Osmanlı yetkilileri ile siyasal temaslar gerçekleştirilmiştir. Kuzey Kafkasya Parlamentosunda ülkenin bağımsızlığının ilanı yönünde karar alınması üzerine, 11 Mayıs 1918 tarihinde yayımlanan Bağımsızlık Bildirisi ile Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edilmiştir. Kurulan devleti Osmanlı Devleti resmen tanımış, bu gelişmelerden memnun olmayan Bolşevik Hükûmet, olayı Osmanlı Devleti’nin Moskova Büyükelçisi Galip Kemâli Bey nezdinde protesto etmiştir. Osmanlı Devleti’ne dayanarak bağımsızlıklarını korumaya çalışan Kuzey Kafkasya Müslümanları ile Azerbaycan Türklerini temsilen gerek Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti, gerekse de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 8 Haziran 1918 tarihli Batum Antlaşması ile ihtiyaç hâlinde Osmanlı Devleti’nin silahlı güç ile yardım yapmasını teminat altına aldılar. Bakü petrollerine ilgi duyan ve Osmanlı Devleti’nin bölgede nüfuz kazanma çabalarından rahatsız olan Almanya ise doğal olarak Gürcülerin bağımsızlığını desteklemiş, Kuzey Kafkasya’nınkini ise tanımamıştır.

Bakü, Kafkas İslam Ordusu tarafından zapt edilmiş olmakla birlikte Azerbaycan’daki kuvvetler üç yandan tehdit ediliyordu. Kuzeyde, Temmuz 1918 ayı sonunda Bakü’de Bolşevik hâkimiyetinin sona ermesi üzerine kademeli olarak Bakü’ye intikâl eden General Dunsterville komutasındaki 39. İngiliz Tugayı ile anlaşamayacağına kanaat getiren Kazak Albay Bicerakov komutasında kuzeydeki Derbent ve Petrovsk’a intikâl eden ve buraları işgâl eden 5-6 bin kadar mevcudu olduğu tahmin edilen kuvvetler bulunuyordu. Batıda Karabağ ve Zengezur bölgelerinde Ermeni Generali Antranik komutasındaki Ermeni milisler bulunuyordu. Enzeli’ye çekilen General Dunsterville komutasında da 39. İngiliz Tugayı bulunuyordu. Hazar Gölü’nün güneybatısında kıyısı bulunan Lankeran da düşman elindeydi. Bu esnada Bolşevik tehdidi altında bulunmaya devam eden Kuzey Kafkasya’da henüz esaslı bir askerî teşkilât kurulamamıştı. 16 Eylül’de Başkumandanlık Kur. Bşk.lığı, Kafkas İslam Ordusuna takviyeli birer alayın Kuzey Kafkasya ve Lankeran istikâmetlerine gönderilmesini emretti. Bu bir emniyet tedbiriydi. Şark Orduları Grubu Komutanı Halil (Kut) Paşa ise Erdebil üzerinden Enzeli istikâmetinde bir tümen göndererek General Dunsterville komutasındaki 39. İngiliz Tugayını Hazar Gölü’nden uzaklaştırmak istiyordu. Bu hususları dikkate alan Nuri Paşa da, Kafkas İslam Ordusu Komutasına bağlı Yarbay Cemil Cahit (Toydemir) Bey komutasındaki 15. Tümeni Karabağ’a göndermeye karar verir. Bu çerçevede 22 Eylül’de 15 Tümen’e Derbent ve Petrovsk’u işgâl etme görevi verildi.

Kuzey Kafkas Ordusu Komutanı Mirlivâ Yusuf İzzet Paşa

Dağıstan ya da Kuzey Kafkasya Harekâtını gerçekleştirecek olan 15. Piyade Tümeni ve Dağıstan milislerinden meydana gelen kuvvete Kuzey Kafkas Ordusu adı verilerek komutanlığına da 12 Ağustos’ta Çanakkale Grubu Komutanı Mirlivâ Yusuf İzzet (Met) Paşa atanmıştır. Çerkez bir göçmen ailesinin çocuğu olan Yusuf İzzet Paşa hem Kuzey Kafkas Ordusu Komutanı, hem de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti nezdinde Osmanlı Hükûmetinin siyasî ve askerî temsilcisi olarak görevlendirilmiştir. Yusuf İzzet Paşa 29 Ağustos’ta Batum’a gelmiştir. Kuzey Kafkas Ordusu kurmay başkanlığına da Haziran 1918 tarihinden beri Dağıstan’da milis kuvvetleri oluşturma faaliyetini sürdüren Yarbay İsmail Hakkı (Berkok) Bey tayin edilmişti. Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa’ya bağlı olan Kuzey Kafkas Ordusu K.lığı, Yusuf İzzet Paşa’nın Kuzey Kafkas Ordusu K.lığı görevini devralması üzerine 1 Ekim’den itibaren doğrudan Başkumandanlığa bağlanmıştır.Nuri Paşa’nın 1 Ekim 1918 tarihli emriyle Kurmay Albay Süleyman İzzet Bey’in komutasındaki 15. Piyade Tümeninin Dağıstan’a sevki başladı. 56. ve 38. Piyade Alayları ile üç topçu bataryasından meydana gelen 15. Piyade Tümeni birliklerinden ilk önce 56. Piyade Alayı Derbent Cephesi’ne ulaşmış ise de Albay Bicerakov kuvvetleriyle henüz temas sağlanamamıştı. 15. Piyade Tümenine bağlı diğer bir birlik olan 38. Piyade Alayı ise henüz cepheye ulaşamamış olmasına rağmen 15. Tümenin mevcut birlikleriyle Derbent’i işgâl altında tutan Kazak askerlerin takviye almasına veya geri çekilmesine fırsat vermeden Derbent’e taarruz edilmesine karar verildi ve 5 Ekim’de Derbent üzerine harekâta başlandı. Zırhlı tren ile denizden donanmanın da desteklediği Albay Bicerakov kuvvetleriyle aralıklarla sürdürülen muhârebeler sonunda 6 Ekim 1918 tarihinde Derbent Kalesi ve istasyon ele geçirilmiştir. Fransız asıllı olup Rus Ordusunda yetişmiş olan Albay Bertran komutasındaki Albay Bicerakov kuvvetlerinin bir kısmı gece karanlığından yararlanarak kaçmayı başarmış, elbise değiştirerek halkın arasına karışan diğer askerler de tespit edilerek esir edilmiştir. Çarpışmalarda 25 er şehit olmuş, 1 subay ile 28 er de yaralanmıştır. Bu muhârebelerde Dağıstan’ın milis kuvvetleri ağır hareket ettikleri için kendilerinden fazla istifade edilememiştir.

Şark Orduları Grubu Komutanı Ferik Halil (Kut) Paşa

Kafkas İslam Ordusundan alınan 5 Ekim tarihli mesajda 10. ve 12. Tümenler ile Kuzey Kafkasya Harekâtı’na başlayan 15. Tümenin Batum’dan deniz yoluyla İstanbul’a nakledileceği bildirilmişti. 15. Tümenin nakline, Batum’da bulunan 10. Tümenin nakli sonrasında başlanacaktı. Bu tümenlerin İstanbul’a nakli, harbin genel durumundaki bazı önemli değişikliklerin sonucuydu. Kafkasya’da bu parlak gelişmeler yaşanırken 15 Eylül’de Makedonya Cephesi’nin yarılması sonucu Bulgarların 29 Eylül’de mütâreke imzalamasıyla İstanbul ve Boğazlar, Trakya cenahından gelecek tehdide mâruz kalmış, Filistin’de Yıldırım Ordularının bozguna uğramasının ardından Şam kaybedilmiş, Batı (Avrupa) Cephesi’nde de 8 Ağustos’tan beri Almanların geri çekilmesi devam ediyordu. 10. Tümenin Batum’dan İstanbul’a nakli uzun zaman alacağından, Nuri Paşa, İstanbul’a, 15. Tümeni Derbent’i zapt ettikten sonra göndermeyi teklif etmiş ve bu teklif de kabul edilmişti. 5 Ekim’de ileri harekâta başlayan 15. Tümen 7 Ekim’de Derbent’i, 8 Ekim’de de Petrovsk’u zapt etmiştir.

29 Eylül’de Bulgaristan’ın savaştan çekilmesinin ardından Osmanlı Devleti de 5 Ekim’de mütâreke yapmak için İtilaf Devletleri’ne başvurmuştu. Bu durumda, Başkumandanlık Kurmay Bşk. Enver Paşa tarafından 5-6 Ekim gecesi (yeni) Şark Ordular Grubu Komutanı Halil (Kut) Paşa’ya gönderilen “kişiye özel” gizlilik dereceli emirde;

Mevcut durumdaki değişiklik nedeniyle muhtemelen kendilerinden sonraki kabinenin, Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya’nın boşaltılmasını kabul edeceğini ve boşaltacağını, fedakârlıklarla Kafkasya’da sağlanan durum üstünlüğünün devamı için Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya’daki kuvvetlerin şeklen de olsa çekilmiş görünmeye mecbur olunduğu, bu şartlarda Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya’nın kendi kuvvetlerine dayanmasının gerekeceği, bu nedenle Kafkasya’da kalacak kuvvetlerin Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya kuvvetleri olarak kalmak için şimdiden bu kuvvetleri esas kabul ederek bunları silahlandırma ve yeni teşkilât yaparak kuvvetlendirmek gerektiği, daha önce yazdığı gibi Nuri Paşa’nın Azerbaycan’da kendisiyle çalışmak üzere kalacak subay, astsubay ve birlikleri şimdiden ona göre hazırlaması gerektiğini ve böylece boşaltma emriyle de aralıksız çalışmak üzere Halil Paşa’nın ve diğerlerinin Azerbaycan’da kalmasını mümkün kılmasını, Kafkasya’da kalacak subaylar ile diğerlerinin Azerbaycan uyruklu olarak kalmaları, bunların geri çekilmeleri için (Osmanlı) Hükûmet(i) tarafından emir verilse bile Kafkasya’da kalmak üzere tertibat alınması, Azerbaycan’a mümkün olduğu kadar çok Rus silah cephanesi gönderilmesi” istenmiştir.

Başkumandanlık Kurmay Bşk.lığı, Almanlar da dâhil olmak üzere yakında mütâreke müzâkerelerine başlanacağını ve bu müzâkerelerin de süratle sonuçlanacağını, bu müzâkerelerde milliyet esasına göre hak iddia etmek için Kuzey Kafkas ve Azerbaycan Hükûmetlerinin takviye edilmelerini de gerekli görerek Azerbaycan’daki kuvvetlerin süratle düzenlenmesini istiyordu. Bu maksatla Şark Orduları Grubu K.lığı Kars’tan Azerbaycan’a 8.000 tüfek gönderecekti.

Başkumandanlık Kurmay Bşk.lığının bahse konu emrine göre Şark Orduları Grubu Komutanı, 5. Kafkas Tümeninin Azerbaycan’da; bir piyade tabur müfrezesinin de Kuzey Kafkasya’da kalacağı; bu çerçevede Azerbaycanlı erlerle takviye edilen 5. Kafkas Tümeninin üç tümenli bir kolordu; Kuzey Kafkasya’daki tabur müfrezesinin de bir tümen hâline getirilerek Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya’nın bekâsını kendi kuvvetleri ile korumalarının sağlanması emredilmiştir.

Kuzey kafkasya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdülmecit Tapa Çermoy

Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa 8 Ekim’de, 15. Tümenin İstanbul’a nakledileceğini, ilk trenin de 10 Ekim’de hareket edeceğini bildirir. Aynı gün Kuzey Kafkas Ordusu Komutanı Yusuf İzzet Paşa, Kafkas İslâm Ordusu Komutanı Nuri Paşa, Kuzey Kafkasya Devleti’nin Cumhurbaşkanı Abdülmecit Tapa Çermoy, İçişleri Bakanı İbrahim Haydarof da Derbent’e gelmişti. O esnada düşman gemileri Derbent açıklarında dolaşmakta, düşman kara birlikleri de Derbent-Petrovsk yolunu serbestçe kullanmakta, yerli halktan da dost kuvvetlere herhangi bir yardım yapılmamaktadır.

Derbent’in 4-5 km kuzeyinde Albay Bicerakov kuvvetleriyle çarpışmaların sürdüğü 13 Ekim 1918 tarihinde Derbent Hükûmet Konağına özel törenle Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin yedi yıldızlı bayrağı çekilerek bu hükûmet resmen ilan edildi. Törende Abdülmecit Tapa Çermoy, Nuri Paşa, Yusuf İzzet Paşa, Cumhurbaşkanı ve ordu Komutanları ile Gürcü Papazı ve Musevî Hahamı da birer konuşma yaptılar. Tören esnasında Albay Bicerakov kuvvetlerinin Zeydan’ı işgâl ettiği haberi gelmiş, bu haberin ardından yapılan karşı taarruz sonucu Zeydan geri alınmış ve bahse konu kuvvetler de geriye atılmıştır.

Törenden sonra cumhurbaşkanı, ordu komutanları ile tümen komutanının katıldığı bir toplantı yapılmıştır. Toplantıda Albay Bicerakov kuvvetlerine karşı çok zor şartlarda mücadele verildiği dile getirilmiş bununla beraber 15. Piyade Tümeninin bir an önce Mahaçkale‘yi ele geçirerek Dağıstan’ın işgâlcilerden temizlenmesi kararına varılmıştır.

Derbent’in kuzeyinde çarpışmaların devam ettiği 13 Ekim 1918 tarihinde Kuzey Kafkas Cumhuriyeti hükûmeti, işgâl kuvvetleri komutanı Albay Bicerakov’a bir ültimatom vererek 20 Ekim’e kadar Dağıstan topraklarının boşaltılmasını istedi. Geçen zaman zarfında Albay Bicerakov ültimatomda belirtilen istek doğrultusunda bir harekette bulunmadığı gibi 16 Ekim’de meydan okur nitelikte sert bir cevap göndermiştir. Bahse konu mektubun içeriğinden hareketle Rusya coğrafyasında Çarlık yanlıları ile Bolşevikler arasında çatışmaların devam ettiği bu dönemde Albay Bicerakov’un eski rejimin geri geleceğine dair ümitlerini koruduğu, diğer taraftan mektubunda Filistin- Suriye Cephesi’ndeki Osmanlı Ordularının yaşadığı yenilgi ve bozguna da değinmiş olması nedeniyle savaşın gidişatını iyi takip ettiği görülmektedir. Albay Bicerakov’un askerî gücünü olduğundan fazla göstermeye çalışmasına karşın çarpışmaların devam ettiği Ekim ayı boyunca Türk kuvvetleriyle kesin sonuçlu bir muhârebeye girmek zorunda kalmış ve şehrin kapısı niteliğindeki Tarki Dağı’nda savunmaya geçmiştir. 27 Ekim’de Mahaçkale, Kuzey Kafkas Ordusu tarafından güney ve batıdan tamamen kuşatılmış, yine bu sırada Dağıstan’ın önemli şehirlerinden biri olan Temurhanşûra milis kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. Dağıstan Harekâtı’nda son durak olan Mahaçkale’nin ele geçirilmesi için Tarki Dağı’nda mevzilenen Albay Bicerakov kuvvetlerinin buradan atılması gerekiyordu. 5 Kasım’da başlaması kararlaştırılan taarruza 15. Piyade Tümeninden 1.700 piyade ile 2.000 milis kuvveti iştirak edecekti. Milislerin savaş kabiliyeti fazla olmadığında esas harekâtı Kuzey Kafkas Ordusundan 56. Alay ile Mürettep Alay gerçekleştirecekti. 38. Alay da ihtiyatta bırakılmış olmakla birlikte çarpışmaların sürdüğü en kritik bir safhada taarruza katılmıştır. 5 Kasım sabahı 56. Alayın baskın tarzında taarruzu başlamışsa da gerek havanın çok soğuk olması, gerekse de fundalık arazinin ilerlemeye engel olması nedeniyle taarruz istenilen süratte gelişememiştir. Gün boyu karşılıklı devam eden çarpışmalarda büyük fedâkarlık gösterilmiş, ertesi sabah Tarki Dağı’nın bütün stratejik noktaları ele geçirilmiştir. 6 Kasım sabahı yeniden harekâta başlanarak Albay Bicerakov komutasındaki birlikler tamamen Tarki Dağından atılmışlardır. Zaferle sonuçlanan 6 Kasım Muhârebeleri aynı zamanda Dağıstan’da yaklaşık bir aydan beri devam eden çarpışmaların da sonu olmuştur. Kazanılan bu son zaferle Dağıstan, işgâl kuvvetlerinden kurtarılmıştır. 6 Kasım Muhârebeleri’nde 113 er şehit olmuş, 318 asker yaralanmıştır. Dağıstan Harekâtı boyunca cereyan eden muhârebelerde ise 15. Piyade Tümeninden 192 şehit 362 yaralı ve 20 kayıp olmak üzere 574 zayiat verilmiştir.

15. Piyade Tümeni Komutanı Albay Süleyman İzzet Bey

6 Kasım’da yapılan muhârebede 15. Piyade Tümeni Komutanı Albay Süleyman İzzet Bey’i ziyarete gelen Kuzey Kafkas Ordusu Komutanı Yusuf İzzet Paşa, Osmanlı Hükûmetinin, İtilaf Devletleri adına İngiltere ile mütâreke yaptığını, kabul edilen mütâreke şartlarına göre, Brest-Litovsk Barış Antlaşması dışında Kafkasya’da işgâl edilen yerlerdeki Osmanlı kuvvetlerinin geri çekileceğini bildirmiştir.

Düşmanın 13 Ekim’de Zeydan’a yapmış olduğu taarruz, 15. Piyade Tümeni bölgeden ayrıldığı takdirde Derbent’in korunamayacağını ortaya koymuştu. Bu olay üzerine Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Ordu Komutanlarının yaptıkları toplantıda 15. Piyade Tümeninin Batum’a naklinden şimdilik vazgeçilmesi, bu tümenin Kuzey Kafkas Ordu Komutanının ve Derbent’teki Müfrezenin de 15. Tümen Komutanının emrine verilmesi kararlaştırıldı. 15. Tümenin Batum’a nakline ilişkin emir de bu tümenin nakline sıra geldiği zaman uygulanacaktı. 15. Piyade Tümenini geçici olarak Kuzey Kafkas Ordusu Komutanı Yusuf İzzet Paşa emrine bırakan Nuri Paşa, Petrovsk’un mümkün olduğu kadar erken zapt edilmesini istemişti.

Derbent kuzeyinde 5.000 kişi olduğu tahmin edilen düşman, devşirme bir kuvvet olup, bünyesinde Ermeni, Yahudi, Gürcü ve Rus unsurlar vardı. 20 Ekim’de Petrovsk istikâmetinde ileri harekâta başlayan 15. Tümen ve Derbent Müfrezesi 5 Kasım’da Petrovsk önlerine gelerek taarruza başladı. 5 Kasım’da başlayan Petrovsk Muhârebeleri, 8 Kasım’da Bicerakov’un şehri boşaltmasıyla son buldu. Türk birlikleri de aynı gün öğleden sonra şehre girdi. Kuzey Kafkas Ordusunun Kuzey Kafkasya (Dağıstan) Harekâtı da fiilen sonuçlandırılmış oldu.

Albay Bicerakov’un komuta ettiği kuvvetler Tarki Dağı’ndan atıldıktan sonra bazı İtilâf Devletleri temsilcileri ile Yusuf İzzet Paşa ve Kuzey Kafkas Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdülmecit Tapa Çermoy arasında görüşmeler başlamıştı. İtilâf Devletleri temsilcileri; Osmanlı Devleti ile İtilâf Devletleri arasında mütârekenin imzalandığını bildirmişler, Yusuf İzzet Paşa bu açıklamayı önce bir aldatma olarak değerlendirmiş fakat Mütârekenin imzalandığını daha sonra İstanbul kaynaklı haberlerle de doğrulamıştır. Bu görüşmelerden dolayı çarpışmalara iki gün ara verilmiştir. 8 Kasım’da, Mahaçkale’den gelen bir heyet 15. Tümen Komutanı Albay Süleyman İzzet Bey ile görüşerek; Albay Bicerakov’un şehri boşalttığını, vapurlara binerek kaçmak üzere olduğunu bildirmişti. 6 Kasım çarpışmalarında ayağından yaralanan Albay Süleyman İzzet Bey, 15. Tümeni, 38. Alay Komutanı Albay Selim Bey’in emrine vererek Mahaçkale’ye sevk etmiştir. 15. Piyade Tümeni düzen ve disiplin içinde bando eşliğinde 8 Kasım saat 16.30’da Mahaçkale’nin büyük caddesinden geçerek konaklayacağı kışlalara gitmiştir. Gemilerle şehirden ayrılan Albay Bicerakov kuvvetlerinin muhtemel bir saldırısına karşı da savunma tedbirleri alınmıştır.

9 Kasım’da Mahaçkale’ye gelen 15. Piyade Tümeni Komutanı Albay Süleyman İzzet Bey’i, yerleştiği evde, Cumhurbaşkanı Abdülmecit Tapa Çermoy, Yusuf İzzet Paşa, Millî Komite Başkanı Danyal Bey ve halktan gelen temsilciler ziyaret etmişlerdir. Bu sırada hükûmet konağı önünde toplanan halka tümen bandosu konser veriyordu. Millî Komite Başkanı Danyal Bey, Albay Süleyman İzzet’e hitaben ve onu övücü bir konuşmanın ardından kendisine değerli bir kılıç hediye etmiş, Kuzey Kafkas Ordusu Komutanı Yusuf İzzet Paşa da Albay Süleyman İzzet Bey’i öven bir konuşma yaptıktan sonra kendisine üçüncü dereceden kılıçlı Osmanlı nişanı ile altın liyakat madalyası takmıştır.

15. Piyade Tümeninin Petrovsk’a girdiği gün Osmanlı Devleti’nin savaştan çekilmesinin üzerinden dokuz gün geçmiş, İngiliz filosu da Türk Boğazları’ndan geçerek Karadeniz’e girmişti. Mütâreke şartları gereği Osmanlı birlikleri Kafkas Cephesi’nde Brest-Litovsk Barış Antlaşması dışında işgâl ettiği yerlerden geri çekilecekti.

14 Ekim 1918 tarihinde işbaşına gelen Ahmet İzzet Paşa Hükûmeti, Brest-Litovsk Antlaşması ile Osmanlı topraklarına katılan üç sancağın (Kars, Ardahan, Batum) kaybedilme tehlikesini ortadan kaldırmak için, antlaşmalar dışı işgâl edilmiş bulunan Azerbaycan, Dağıstan ve hatta Batum Antlaşması ile topraklarımıza katılan Ahıska, Ahılkelek ve Gümrü’nün boşaltılması kararındaydı.[9]Nitekim Başkomutanlık Kurmay Başkanlığı 21 Ekim 1918 tarihli emriyle; 9. Ordunun, Kuzeybatı İran’ı ve Brest-Litovsk Antlaşması ile Osmanlı Hükûmetine verilmemiş bulunan (bu antlaşmaya aykırı olarak işgâl edilmiş olan) araziyi boşaltacağını, boşaltmanın da ayrıca emredileceğini belirtmişti.[10]Harbiye Nezâreti’nin 26 Ekim 1918 tarihli emri ile Kafkas İslam Ordusu ve Kuzey Kafkas Komutanlıkları lağv edildiğinden, Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) dışındaki Kuzeybatı İran ile bütün Kafkasya’nın boşaltılması görevi 9. Ordu K.lığına verilmişti.

Sadrazam Ahmet İzzet Paşa

Mondros Mütârekesi müzâkereleri devam ederken Osmanlı heyetinden her gün aldığı haberler ile İtilaf Devletleri’nin tutumunu kısmen öğrenen Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, mütârekeden mümkün olan en az zararla kurtulmak için olsa gerek, 29 Ekim 1918 tarihli emrinde; Kuzeybatı İran ile Kafkasya’da Brest-Litovsk Antlaşması dışında işgâl edilen arazinin, 24 Ekim’den itibaren altı hafta sonunda boşaltılmış olmasının zorunlu olduğunu, buna göre boşaltma hususunun ve geriye erzak sevkıyatının çabuklaştırılmasını emretmiştir.

30 Ekim’de imzalanan Mondros Mütârekesi’ne göre Osmanlı kuvvetlerinin Kuzeybatı İran’ı derhâl boşaltarak savaştan önceki sınır gerisine alınması, Maverâ-yı Kafkasya’nın, Osmanlı kuvvetleri tarafından kısmen boşaltılması, diğer kısımlarının da Müttefilerin yerinde tetkik etmesini takiben istediklerinde boşaltılması gerekmektedir.

İstanbul Hükûmeti tarafından yayımlanan 20 Kasım 1918 tarihli yeni bir kararla da Kafkasya’daki Osmanlı kuvvetlerinin tamamen 1914 sınırı gerisine çekileceği emredildi. Bu karara uyan 15. Piyade Tümeni Derbent ve Petrovsk’tan ayrıldı. Takiben 5. Piyade Tümeni de Bakü’yü terk etti. Böylece Osmanlı Devleti’nin zor bir dönemde Azerbaycan ve Dağıstan’a gerçekleştirdiği askerî harekât da sona erdi.

Türk askerinin sağladığı güvenlik ortamının kısa süreli olması nedeniyle Kuzey Kafkas Cumhuriyeti, kökleşme ve kurumlarını oluşturma fırsatı bulamamıştır. Türk birliklerinin Mondros Mütârekesi’nin gereği olarak bölgeden çekilmesiyle Dağıstan toprakları Çarlık yanlısı General Denikin kuvvetleri ile Kızıl Ordunun mücadele alanı hâline gelmişti. Pşimaho Kosok ve Mihail Halilov’un kurduğu hükûmetler de bu karmaşa ortamında esaslı bir icraat yapamamış, ordu kurma çalışmalarında başarılı olamamıştır. Başbakan Mihail Halilov‘un, Ruslarla antlaşma girişimlerinden de bir sonuç alınamadı ve Dağıstan Millî Meclisi dağıldı. 5 Mayıs 1919 tarihinde Kuzey Kafkas Cumhuriyeti, General Denikin tarafından yıkıldı. General Denikin 30 Mart 1920 tarihinde Kızıl Ordu karşısında mağlup olunca Dağıstan, Sovyet Rusya’nın egemenliğine girmiş ve 20 Ocak 1921 tarihinde Dağıstan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur.

Osmanlı-Azerbaycan kuvvetlerinin gerek Bakü, gerekse de Dağıstan’a kadar gitmeleri gerçekten büyük bir başarıydı. Böylece hem Azerbaycan’da, hem de Dağıstan’da (Osmanlı Devleti’ne dost ve müzâhir) bağımsız birer devlet kurulmuş, hem de Enver Paşa’nın önceden beri tasarladığı ve Osmanlı Devleti’nin bekâsı bakımından gerekli gördüğü büyük bir Türk-İslam devletinin temelleri atılmış bulunuyordu. Buna belki de İran Azerbaycanı da katılacak ve böylece nüfusu on milyonu aşan büyük bir Türk-İslam devleti meydana gelecekti. Nitekim İngiliz Dışişleri’nin raporuna göre de Osmanlı Devleti’nin, Kafkasya’da tercih ettiği temel politika Kafkaslarda büyük bir Türk-İslam devleti kurulması olup, kurulacak olan bu yeni devlet kuzey ve güney Azerbaycan’ı, Dağıstan’ı ve Müslümanlarla meskûn Kuzey Kafkas topraklarını kapsaması, Gürcüler ve Ermenilerin bu devlete dâhil olup bir federal yapı kurulması, bu federal devlette üstünlüğün çoğunluğu oluşturan Müslümanlarda olması eğer bu devlete Ermenilerin ve Gürcülerin dâhil olmamaları hâlinde kendi sınırlarında bağımsız olmaları, Osmanlı Devleti’nin bu devletleri desteklemesi ama bu devletlerden de Osmanlı Devleti’ne tâbî olmaları beklenecekti.

İrfan PAKSOY

Kaynaklar

—-; Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi Kafkas Cephesi 3. Ordu Harekâtı, C. II, Gnkur.Bsmv., Ankara 1993.
Arı, Kemâl; I. Dünya Savaş Kronolojisi, Gnkur.Bsmv., Ankara 1997.
Belen, Fahri; Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi 1918 Yılı Hareketleri, C. 5, Gnkur.Bsmv., Ankara 1967.
Çağlayan, K. Tuncer; İngiliz Belgelerine Göre Transkafkasya’da Osmanlı-Alman Rekabeti, XIII. Türk Tarih Kongresi, 4-8 Ekim 1999, Kongreye Sunulan Bildiriler, C. 3, Kısım 1, TTK Bsmv, Ankara 2002.
Çakmak, Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi Harekâtı (1935 Yılında Harp Akademisinde Verilen Konferanslar), (Yayına haz.: Ahmet Tetik, Sema Kiper, Ayşe Seven, Y. Serdar Demirtaş, Gnkur.Bsmv., Ankara 2005.
Çakmak, Fevzi; Büyük Harp’te Şark Cephesi Hareketleri (Şark Vilayetlerimizde Kafkasya’da ve İran’da), Gnkur.Matbaası, Ankara 1936.
Erşan, Mesut; “Kafkasya’da Son Türk Zaferleri”, Türkler, C. 13, Ed. Hasan Celal Güzel, Kemal Çiçek ve Salim Koca, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002.
Kurat, Akdes Nimet; Türkiye ve Rusya, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 1970.
Özgür, Yüksel; Muhtemel Gelişmeler Işığında Türk-Ermeni İlşkileri, HAK Bsmv., İstanbul 1997.
Paksoy, İrfan; Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 2018.
Şahin, Enis; Diplomasi ve Sınır, 1. Baskı, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2005.
Şahin, Enis; Türkiye ve Maverâ-yı Kafkasya İlişkileri İçerisinde Trabzon ve Batum Konferansları ve Antlaşmaları (1917-1918), TTK Bsmv., Ankara 2002.
Yüceer, Nâsır; ”I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Azerbaycan ve Dağıstan’a Askerî ve Siyasî Yardımı”,(Ed. Hasan Celal Güzel, Kemâl Çiçek, Sâlim Koca), C. 13, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir