Türkiye edebi metinlerin (roman, öykü, şiir) eleştirisi, analizi, çözümlemesi bağlamında çok çorak bir iklime sahip. Eleştiri, çözümleme genelde eleştiri kuramları, teorileri ışığında gerçekleştirilmez. Değerlendirmeler iyi/kötü, güzel/çirkin, doğru/yanlış gibi yargıları barındırır. Nesnel ölçütlerden ziyade beğendim/beğenmedim yargısı daha etkindir. Eleştiri yapılırken disiplinlerarası, metinlerarası ilişkilerden habersiz, teorilerin varlığına kaygısız bir durum söz konusu. Metinler değerlendirilirken, eleştirilirken metni yazanla değerlendiren arasındaki tanışıklık, yakınlık ya da aynı ideolojik sınırların içinde olmak da son derce belirleyicidir. Ahbap çavuş ilişkisi ya da benim dostum, arkadaşım, tanıdığım hep iyi yazar, hep en iyisini yapar anlayışı…
Bu satırları 1984 doğumlu genç edebiyatçılarımızdan Engin Fırat’ın “Metin Cengiz Şiirini Derin Okumak” adlı tahlil, çözümleme, eleştiri kitabını elime aldığımda yazdım. Engin Fırat Erciyes Üniversitesi Yozgat Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. 2016’da Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Tezli Yüksek Lisansını tamamlamış. Tezi “Erdem Bayazıt’ın Şiirlerinde İman Epistemolojisi ve İslamcılık Mefkûresi”. Şimdi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapıyor. Aynı zamanda edebiyatla ilgili çalışmalarına devam ediyor. “Şiirden” dergisinde ve “Şairime Mektuplar 1” adlı kitapta şiir ve şiir incelemeleri yazılarıyla yer aldı.
Evet, yazımızın başında Türkiye’de edebi alanda ciddi, emek harcanmış analiz, eleştiri, tahlil, çözümleme olmadığından dem vurmuştuk. Engin Fırat’ın hacim olarak küçük ama içerik olarak çok yoğun, emek harcanmış kitabını okuyunca umutlandım. Yetmiş sayfalık kitabın her satırı dikkat gerektiriyor. Eli yüzü düzgün bir analiz, çözümleme kitabı.
Metin Cengiz 1980 şiirinin önemli şairlerinden. Şiirleri ve şiir üzerine yazdığı kuramsal yazılarla dikkat çekti. Teorik düşünce ve tartışmaları Onu öncü bir konuma yükseltti. Şair Yücel Kayıran Cengiz için şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Kendi kuşağı içinde, şiir kültürüne, kuramsal yazılarla katkıda bulunan tek şair”.
Engin Fırat, Metin Cengiz’in özellikle son şiirlerinin “Lirik” bir şiir olduğunu ve “Lirik” şiirin farklı okumalara açık olduğunu vurguluyor. Onun şiirini çalışmasını büyük oranda buna bağlıyor. Fırat kitabında Cengiz’in şiirlerini Bergson ve Heidegger gibi iki önemli filozof üzerinden tahlil ediyor. İki farklı filozofu Metin cengiz şiirinde buluşturuyor.
Birinci bölümde Cengiz’in “Hayat Bir Düş” şiiri Bergson’un zaman kavramı bağlamında okunuyor, tahlil ediliyor. Rüyalar, Rüya Hali, Görüntü Zamanın Döngüselliği alt başlıklar. Fırat, “Metin Cengiz’in şiiri liriktir; şiir şairin kendi varlığının derinliklerinde doğmalı ve bu husus okuyucuya da bir yaşanmışlık, deneyimlenmişlik hissettirmelidir. Şiirin söyleyişi özgün, taklit edilemez olmalıdır. Şiirdeki temalar, belli konulara saplanıp kalmamalı varlık gibi sürekli değişmelidir. Metin cengiz için şiir, şairin ruhunda çalan müziğin sözcüklere akmasıdır…” diyor.

İkinci bölümde “Hayat Bir Düş” şiiri Heıdegger’in varoluş felsefesi bağlamında okunuyor, tahlil ediliyor. Bu şiir şairin varoluş durumunu gösteriyor. Lirik şiir çoklu okumaya açık bir tür demiştik.
Bu şiir bir düşüncenin etrafında dönmez. Varoluşu içeren şiirler sınırlandırılamaz. “Varoluş paranteze alınamaz”, etik ve ontolojik bir zorunluluk, yaratma özgürlüğü bu bölümdeki alt başlıklar.
Engin Fırat, “Metin Cengiz Şiirini Derin Okumak” kitabıyla Cengiz’in şiirlerini gerçekten derinden okumuş. Analitik, disiplinlerarası ilişkiyi gözeten, estetik/epistomolik, ontolojik/poetik noktaların hiçbirini atlamamış.
“Metin Cengiz Şiirini Derin Okumak” çorak eleştiri, analiz, çözümleme dünyamızda önemli bir çalışma olarak yerini aldı. Önemle üzerinde durulmalı, incelenmeli.
Muaz ERGÜ

Son Yorumlar