Okul Güvenliği ve Akran Zorbalığı: Önlemek, Müdahale Etmek ve Geleceği Korumak…

Kaçırdığınız uçağa yahut otobüse bir sonraki seferde binebilirsiniz. Üniversite sınavında istediği yeri kazanamayan bir genci bir sonraki yıl çok da iyi bir gelecek bekleyebilir. Yazılı sınavında başarısız olan öğrencinin bunu telafi etme şansı hep olacaktır. Gezip göremediğiniz bir yeri tekrar görmenize hiçbir engel yoktur. Hac kurasında ismi çıkmayan bir Müslüman umudunu hep devam ettirir. Hayatımızda birçok şeyin telafisi mümkünken güvenliğin telafisi yoktur. Güvenlik zafiyetinden dolayı hayatını kaybeden bir insanın yerini dolduramazsınız.  Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de yer alan güvenlik meselesi göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Umumiyetle deprem olunca binalarımızı, yangın olunca ormanlarımızı, sel olunca sokaklarımızı konuşuyor, her felaketle yüzleştikten sonra yapabileceklerimizi hatırlıyoruz. Maalesef bu hatırlayışta çoğu zaman saman alevi gibi kısa süre içerisinde sönebiliyor. Okul güvenliği ve akran zorbalığında polisiye tedbirler almaktan ziyade yapılabilecek ilk iş insanın kafasında bir güvenlik şeridi oluşturabilmektir. Türkiye yüzyılı maarif modeliyle bir kez daha önem arzeden “erdemlilik” çatısı altındaki değerleri öğrencilerimize/evlatlarımıza kazandırmamız bu işin ilk ayağı olmalıdır. Şanlı Urfa ve Kahramanmaraş’ta menfur olayı çıkaran şahıslara “Hoşgörülü olmayı, vefayı, iyi niyetli olmayı, sevgi ve merhamet duyguları gibi bir takım değerlerimizi kazandırabilseydik kuvvetle muhtemel böyle bir olay meydana gelmeyecekti. Bu nedenle ne yapıp edip çocuklarımızdaki ontolojik bütünlüğün bir parçası olan duyuşsal ve ruhsal yönlerini koruyacak tedbirleri mutlak surette almalıyız. Güvenli bir okul iklimin güçlendirilmesi için neler yapılabiliriz? Hadi bir bakalım:

  • Rehberlik dersinin her kademe ve sınıf düzeyinde ders saati olarak alınması,
  • Okullarımızda önemli ölçüde rehber öğretmen açığı bulunmaktadır. Rehber öğretmen normunun güncellenerek müstakil müdürlüğü bulunan tüm okullara rehber öğretmen atamasının gerçekleştirilmesi,
  • Rehberlik ve araştırma merkezi sorumluluk sahasında çok fazla rehber öğretmen bulunmayan okul olması ve bu okulların tüm çalışmalarının rehberlik araştırma merkezlerince yürütülmesinin mümkün olmayışı, (Personel azlığı, iş yükü, hizmet aracı olmaması vb.) Yukarıda saydığımız ikinci maddeyle bu sorunda çözülmüş olacaktır.
  • Zaman zaman idareci ve öğretmenler velilerle karşı karşıya gelebilmektedir. Bu durumun yaşanmaması için velilerin rehberlik araştırma merkezlerine yönlendirilmesi,
  • Rehberlik ve araştırma merkezlerinin işleyişinin düzenlendiği “Rehberlik ve Araştırma Merkezi Yönergesi”nin yürütülmesinin durdurulması nedeniyle planlanan faaliyetlere dayanak oluşturulamaması, o yüzden rehberlik ve araştırma merkezlerinin çalışma usul ve esaslarını düzenleyen mevzuat düzenlemelerinin bir an evvel tamamlanması,
  • Psikososyal Önleyici Destek Programı etkinliklerinin her yıl aynı öğrencilere aynı etkinliklerin uygulanması öğrenciler açısından bıkkınlık oluşturması,
  • Rehberlik ve araştırma merkezlerinin veliler tarafından sadece özel gereksinimli öğrencilere hizmet veren kurumlar olarak algılanması, bu algının yıkılması için ulusal düzeyde yayın yapan kanallarda bilgilendirici çalışmaların yapılması,
  • Millî Eğitim Akademisi Başkanlığı koordinesinde rehber öğretmen/psikolojik danışmanların bilgi ve becerilerinin arttırılması yönünde hizmet içi eğitim faaliyetlerinin organize edilmesi,
  • Tüm öğretmenlere koruyucu-önleyici rehberlik, kriz yönetimi, ilk yardım ve öğrenci davranışlarına yönelik hizmet içi eğitim sayılarının arttırılması,
  • Akran zorbalığı ve dijital bağımlıkla mücadeleye yönelik okul temelli projelerin yaygınlaştırılması,
  • Risk altındaki öğrencilerin geç fark edilmesi, risk altındaki öğrencilerin tespitinin zamanında yapılması, sonrasında okul- rehberlik servisi- rehberlik araştırma merkezi-il/ilçe ve bakanlık nezdinde koordinasyon sağlanarak sorunların çözüme kavuşturulmaya çalışılması,
  • Okullarda öğrencilerin sosyal-duygusal ve psikomotor becerilerini geliştirmek amacıyla sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlere katılımın arttırılması gerekir. Bunun içinde okullarda ders sayısının azaltılması önemlidir. Bu tür etkinlikler okula karşı aidiyet duygusunu geliştirir.
  • Toplumundaki boşanma sayısını azaltacak tedbirler alınması,
  • Sosyoekonomik  tedbirler alınması,
  • Çocukların oyun oynayabileceği alanların oluşturulması,
  • Siber zorbalık ve dijital riskler ve sosyal medya kaynaklı olumsuzluklara karşı yasal tedbirler alınması, bu tür faaliyet yapan yayın organlarına müeyyideler uygulanması,
  • Ailelerin sürece etkin katılması,  ebeveyn bilinci oluşturabilecek yazılı ve görsel basında eğitimler verilmesi,
  • Okul personelinin etik ilkeler ve gizlilik konusunda bilinçlendirilmesi,
  • Öğrencilere empati ve iletişim becerileri eğitimi verilmesi,
  • İhata duvarı yapılması ya da uygun olmayanların duvarların yeniden yapılması,
  • Okul giriş-çıkışlarının daha güvenli ve kontrollü şekilde sağlanabilmesi için turnike ve kartlı geçiş sistemlerinin kurulması,
  • Kamera sistemleri tüm müştemilatıyla oluşturulması, kontrollü giriş-çıkış noktalarına yeterli sayıda kamera kurulması ve kameraların kayıt sürelerinin uzatılması,
  • Erken uyarı ve öğrenci takip sistemlerinin geliştirilmesi,
  • Okula sözleşmeli ya da kadrolu alınan öğretmen ve memurlar gibi güvenlik personelinin de alınması ve personellerin pedagojik eğitimden geçirilerek okullara gönderilmesi,

Kuşkusuz bunların dışında da pek çok alınması gereken tedbirleri sayabiliriz. Mesele fiil meydana gelmeden önleyebilmektir. Okul güvenliğinden yüzeysel de olsa bahsettikten sonra akran zorbalığına geçebiliriz. Birçok insanın hayatında özellikle de çocukluk döneminde az ya da çok maruz kaldığı bir davranıştır akran zorbalığı. Zorbalık sadece fiziksel bir güçten ibaret değildir. Sözel ve şimdilerde iletişimin gelişmesiyle birlikte siber yollarla yapılan uygulamalarda akran zorbalığının bir tezahürüdür. Fiziksel zorbalıkta gücünü güçsüzlerde deneme olayı vardır. Tekme atmak, tokat atmak, yumruklamak, boğazını sıkmak, vurmak, itmek, saçını çekmek, kişinin ya da okulun/çevrenin eşyalarına zarar vermek gibi birçok olumsuz davranış fiziksel zorbalığın şekilleridir. Ötesini düşünmeden uygulanan şiddet telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verebilir. Akranına kötü söz söyleme, isim takma, alay etme, dışlama, tehdit etme, mobbing uygulama gibi içerikler sözlü olarak yapılan zorbalığı kapsar. Öğrenciye veya ailesine yönelik yapılan olumsuz yargılar, atıflar veya sözel davranışlar olarak tanımlanmaktadır. Her sınıf düzeyinde sıklıkla görülmektedir. Sözel zorbalığın öğretmenler ve diğer öğrenciler tarafından fark edilmesi daha zordur. En sık karşılaşılan sözel zorbalık davranışının isim/lakap takma olduğu belirlenmiştir.”(1) Siber zorbalıkta bilişim cihazlarını kullanarak akranını, gönderilen mesajlarla rahatsız etme, bazı resimleri kullanarak şantaj yapma gibi eylemler vardır. Sözlü zorbalığa nispeten siber zorbalık daha sinsi ve hissedilmeden gelen bir zorbalık türüdür. Özellikle telefonun neredeyse bedenimizin bir uzvu sayıldığı günümüzde zorbanın, mağdura her zaman ve mekânda ulaşması mümkündür. Tam da burada akran zorbalığı ile akran çatışmasının apayrı şeyler olduğunu söylememiz gerekecek. Akran zorbalığında arkadaşlık ilişkisi yoktur. Eylem kasıtlı yapılır. Şiddete sıkça başvurulur. Fiziki ve psikolojik sonuçlar doğurur. Oysa akran çatışmasında arkadaşlık ilişkileri vardır. Yaşanan şiddet daha az ve yönetilebilirdir. Akran zorbalığında pişman olma duygusu yok iken akran çatışmasında pişmanlık duyma ve sorumluluğu kabullenme vardır.

Akran zorbalığı hususunda ilk ciddi çalışmalar 1970’li yıllarda Norveçli Dan Olweus tarafından yapılmış, Norveç ve diğer İskandinav ülkelerinde zorbalığı önleme programları geliştirilmiştir. “Dan Olweus (1931-2020), akran zorbalığı ile ilgili ilk sistematik ve bilimsel çalışmaları gerçekleştiren araştırmacıdır. Olweus, 1970’lerde akran zorbalığının görülme sıklığını, türlerini ve nedenlerini inceleyen çalışmalara başlamış ve 1973’te bu alandaki ilk bilimsel yayın olarak kabul edilen ‘Aggression in the Schools: Bullies and Whipping Boys’ isimli kitabını yayınlamıştır.(2) Anaokulundan başlayarak hayatın her alanında karşılaşılabilen akran zorbalığı insan sağlığını ciddi bir şekilde etkileyen önemli bir olaydır. O yüzden akran zorbalığını zaman zaman yaşanabilir geçici bir mesele olarak değerlendirmemek gerekir. Özellikle okul çağı döneminde zorbalığa maruz kalanın bunu gurur meselesi yapıp ailesinden gizlemesiyle çalışması iş daha da sapa sarar. Çocuklarda zorbalığın etkileri öncelikle içe kapanıp, okula gitmemeyle kendini gösterir. Sonrasında akademik başarıda düşüş, depresyon, travma ve stres gibi bozukluklar başlar.  Çocuklar bu durumdan bedensel ve duygusal olarak acı çeker. Belki de bu acı yediği dayak acısından çok daha fazla hissedilir. Aslında dayak atanın da dayak yiyen kadar ruhu hırpalanır.

İstatistiki verilere kuş bakışı bir bakalım. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) 2018 istatistiklerine göre tüm dünyadaki gençlerin üçte biri akran zorbalığına maruz kalır. Yine bu rapora göre akran zorbalığına uğrayan erkeklerin sayısı kızlardan daha fazladır. Akran zorbalığının en fazla olduğu ülkeler sıralamasında Ürdün, Fas, Filistin, Filipinler, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri başta gelir. Avrupa ülkelerinde bu oran gittikçe düşmektedir. Türkiye’de ise akran zorbalığının oranı %11 olarak ifade edilmiştir. TÜİK 2022 verilerine göre 6-17 yaş grubundaki çocukların %13,8’i diğer çocuklar tarafından ayda en az birkaç kez zorbalığa uğradıklarını ifade etmişlerdir.(3) İstatistikleri sadece bir veri olarak kullandığınızda pek de bir şey ifade etmez. Önemli olan bu verileri analiz yaparak çözüm üretebilmektir. Zorbalığa maruz kalanlarla ilgili yapılması gerekenlere geçmeden önce sanırım zorbalığı yapanları konuşmamız gerekecek. Çünkü araştırmalar zorbalık yapanların zorbalığa uğrayanlardan daha fazla psikolojik problemler yaşadığını ortaya koyuyor. “Bazı araştırmalarda bu grubun, zorbalık yapan, zorbalığa maruz kalan ve zorbalığa katılmayan öğrencilere kıyasla daha yüksek düzeyde depresyon, kaygı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) belirtileri gösterdikleri bildirilmiştir. Bir başka çalışmada ise bu grubun, diğer gruplara kıyasla daha yüksek düzeyde davranış problemi, kural ihlali, sapkın akran etkisi ve aykırı davranış kabulü gösterirken; daha düşük düzeyde öz kontrol, sosyal beceri, okul uyumu, okula bağlılık, ebeveyn desteği ve ebeveyne bağlılık gösterdikleri bildirilmiştir (Haynie ve ark.,2001). Ayrıca bu grubun duygusal stres, duygu düzenleme güçlüğü ve arkadaşları tarafından reddedilme gibi olumsuz etkilerle daha sık karşılaştığı görülmektedir (Schwartz, 2000).”(4) Akran zorbalığında zorbalığın sebeplerini ortadan kaldırmakla başlamamız gerekir. İnsan niçin bir başkasına zarar vermek ister? Birinci saik olarak zorbalık her ne kadar zorbanın güçlü olmasından kaynaklanıyor gözükse de aslında güçsüzlüğünün ya da eksikliğinin bir yansıması olduğunu söyleyebiliriz. Ontolojik bütünlüğünü koruyan bir bireyin başkasına zarar vermesi düşünülemez. Bu bağlamda ailelerin eğitimli olması ve eğitilmesi son derece önemlidir. Yuvasında şiddet ortamında büyüyen bir çocuğun sağlıklı bir beden ve ruh yapısına sahip olması çok zordur. O yüzden çocuğunuzun yanında eşinizle tartışmayı bırakın, ona fiziki ya da psikolojik şiddet asla uygulamayın. Zira korku ve sevgi aynı hanede barınamaz. Evde korku varsa sevgi orayı usulca terk eder. Ve sakın çocuğunuza çocukken kendi yaptığınız kahramanlıkları! anlatıp durmayın. “Yavrum sen bizim için ne kadar değerliysen, başka birinin çocuğu da ailesi için o kadar değerlidir.” Gibi sözlerle çocuğunuza empati becerisi kazandırmaya çalışın. Başkalarına saygılı, anlayışlı ve nazik davranmasını öğütleyin. Sınıfındaki güçsüz ve gariban çocuklara baskı uygulamak yerine onları korumanın erdemliliğini hatırlatın. Her açıdan iyi bir rol model olmaya çalıştığınızda sözlerinizin çocuğunuza tesir ettiğini göreceksiniz. Çocuğunuzun saldırganlık dürtülerini azaltmanın yollarından biri de onları sportif, sanatsal ya da kültürel bir faaliyetin içerisine dâhil etmektir. Enerjisi boşalan çocuk daha pozitif olacaktır. Her türlü tedbiri almanıza rağmen çocuğunuz hâlâ şiddet uygulamakta devam ediyorsa bir takım yaptırımlar uygulamaktan çekinmeyin. Vereceğiniz ödülleri kısıtlayın. Karşısındakinden özür dilemesi için ısrarlı olun. Sizi aşan durumlar olursa da sosyal hizmet uzmanına ya da psikoloğa danışmayı ihmal etmeyin.

Akran zorbalığı ile ilgili okullarda öncelikle yapılması gereken ilk fiil gerçekleşmeden tedbirler almaktır. Okulda öğretmenlerin, idarecilerin, velilerin ve öğrencilerin katılımıyla seminerler, yüz yüze ya da çevirim için toplantılar düzenlemek, evlere, iş yerlerine gönderilmek üzere broşürler hazırlamak, afişler asmak gerekir. Okul/sınıf rehber öğretmenlerince risk haritaları hazırlamalı ve en fazla risk olarak ortaya çıkan sorunlarla ilgili ihtiyaç analizleri yapılarak eğitim programları hazırlamalıdır. Okulda görülen akran zorbalığı genelde denetim ve gözetimin yetersiz olduğu yerlerde daha çok olur. Bu nedenle okul binaları butik tarzda ve nöbetçi öğretmenin tüm öğrencileri görebileceği şekilde planlanmalıdır.  Okul içinde ve bahçesinde kameraların olması, nöbetçi öğretmenlerin okulun bütün birimlerinde(koridor, bahçe, sınıf, yemekhane, tuvalet, yangın merdiveni vb.) yerlerde devamlı surette bulunmaları, okul bahçesinde güvenlik personelinin olması son derece önem arz eder. Okula gelen velilerin girişlerinin randevu sistemi ile kontrollü ve planlı şekilde yürütülmesi, çocuklarla yakın temas halinde çalışan personelden adli sicil belgesinin talep edilmesi, okuldaki personelin tamamına psikososyal koruma, önleme ve krize müdahale hizmetleri konusunda eğitim verilmesi, rehber öğretmeni olmayan okullara rehber öğretmen ataması yapılması, okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu ile onur kurulu ve öğrenci davranışları değerlendirme kurullarının aktif olarak çalışması, bu kurulların ceza ve ödülde adil davranması, sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetlere ağırlık verilmesi, millî, manevi ve kültürel değerlerin yaşatılması, yaygınlaştırılması, sosyal ilişkilerde anlayışlı ve saygılı olma bilincinin geliştirilmesi, öğrencilerin toplumsal kurallara uyumlarının ve bir arada yaşama kültürü edinmelerinin sağlaması, sosyal iletişim becerilerinin geliştirilmesi, gezi, yarışma ve toplum hizmeti gibi çalışmaların yapılması gerekir. Okul idaresi ve öğretmenlerin zorbalığı görmemezlikten gelmemeleri, ilgisiz davranmamaları, zorbalığın çirkin bir davranış olduğunu izhar etmeleri zorbalığın dışlanmasında önemli bir etkendir. Diğer taraftan akran zorbalığı sadece okulda çözülebilecek bir mesele de değildir. Gelenekler, görenekler,  çocuğun yetiştiği çevre/kültür şiddetin ya da sevgi ortamının oluşmasında son derece önemli bir yer tutar. Televizyonda şiddeti özendiren filmler, diziler, sosyal medya paylaşımları, şiddet içerikli oyunlar yasaklanmalıdır.

Ebeveynlerin aşırı koruyucu ve kollayıcı olmaları, çocuklarına bebek muamelesi yapmaları, evladın anneye bağımlı yaşaması, baba ile mesafeli olunması şiddete maruz kalmanın birkaç nedeni olarak sayabiliriz. Zorbalığa uğrayanlar genelde okula yaşıtlarından daha erken başlayan, fiziki yapısı küçük olan, yoksul aile çocukları, engelli çocuklar, göçmen ve ötekileştirilen çocuklardır. Çocuklarımız zorbalığa uğradıklarında bunu öğretmenleriyle ya da ebeveynleriyle paylaşmalıdırlar. Ancak zorbalığa uğramak onur kırıcı bir davranış olduğu için çoğu zaman çocuklar bu durumu aileleriyle ya da öğretmenleriyle paylaşmak istemezler. Çocuklarınız size yaşadıkları böyle bir durumdan bahsettiklerinde onları dinlemek ve onlarla konuşmak son derece önemlidir. Ancak konuşurken kaş yapalım derken göz çıkarılmamalıdır. “Ben o çocuğa gösteririm. Sen nasıl bir çocuksun, neden karşılık vermedin, senin elin armut mu topluyor? Beceriksiz, korkak… vb.” gibi bir takım suçlayıcı sözler çocuğa uygulan fiziki, ya da psikolojik zorbalığa sayenizde bir yenisi de katmış olur. Yapılması gereken çocuğunuzun öğretmeniyle, okul idarecileriyle, rehber öğretmeniyle görüşmek ve gerekirse zorbalığı yapan çocuğun ebeveyniyle de medeni bir şekilde sorunu çözmektir. Zorbalık meselesi ciddi bir iştir. Evvela zorbalığı yapan öğrenciyle ve ailesiyle görüşmek, çocuğu rehberlik servisine ya da bir psikoloğa yönlendirmek gerekir. Sorun çözülmediğinde ise idare, disiplin cezasını uygulamaktan çekinmemelidir. Zira zorbalık yapana müdahale edilmediğinde çocuğa uygulanan fiziki ve psikolojik şiddetle birlikte tehdit, şantaj ve daha başka istenmeyen şeylerde ileride baş gösterebilir.  Ebeveynler ise çocuğu akran zorbalığına uğramadan önce onunla sakin bir şekilde konuşmalı, zorbalık konusunda bilinçlendirmeli ve böyle bir durumla karşılaştığında da bu durumun onun hatası olmadığını, ona ne yapması gerektiğini elinden geldiğince anlatmaya çalışmalıdır. Bahsettiğimiz mevzu çocuklarımızın derslerinden ve katıldığı etkinliklerden çok daha önemlidir. Yapılan bir çalışmada depresyon problemi nedeniyle psikiyatri kliniğine başvuran ergenlerin neredeyse dörtte üçünün çocukluk döneminde akran zorbalığına maruz kaldığından bahsedilmiştir (Salmon ve ark., 2000).(5) Çocuğunuzla daha önceden farklı konularda sohbet etmemişseniz, çocuğunuzun güvenini sağlayamamışsanız akran zorbalığına maruz kaldığında bunu size söylemesini beklemezsiniz. Zorbalık anlatılmasa da elbette ki bazı belirtileri vardır. Çocuğunuz olduğundan farklı tavırlar sergiliyorsa, kimseyle konuşmuyorsa, fiziksel yaralar almışsa, okula gitmekten ve okuldaki etkinliklere katılmaktan korkuyorsa, az sayıda arkadaşı varsa, kişisel eşyaları kayboluyorsa, sizden sık sık para falan istiyorsa, rahat uyku uyuyamıyor ve geceleri kâbus görüyorsa ve buna benzer umulmadık hadiseler yaşıyorsa akran zorbalığı olma ihtimali üzerinde durulabilirsiniz. Bu belirtilerin olması elbette ki akran zorbalığına maruz kaldığının tek başına kanıtı değildir ancak sizin için birer ipucu niteliğindedir. Değerli okur netice-i kelam güvenlik çocuklarımızın beden ve ruh sağlığının önemli bir parçasıdır.  Ekmek kadar, su kadar hayati bir meseledir ve kesinlikle ihmale gelmez.

Necati İLMEN

Kaynaklar

1. Atik ve Güneri, 2013; Pişkin 2010; Wang ve ark., 2009
2.  Akran Zorbalığı Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışman Kitapçığı, Prof. Dr. Aysun DOĞAN Dr. Öğr. Üyesi Demet Vural Yüzbaşı, 1. Baskı, Ankara, 2021
3. Araştırma görevlisi Dr. Nur Seda Palabıyık(BUÜTF Aile Hekimliği ABD Online İntern Semineri, 19 Aralık 2023)
4. A.g.e. s. 19
5.  a.g.e, s.18

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir