Salı Günleri Kör Kızı Görmeye Gitmek

– Kim o?

– Öhö

– Kapıyı sormadan neden açtın. Baksaydın ya dürbünden kimdir diye. Beklediğin ben miyim, bunu nereden çıkardın?

– Sesinin bir benzeri yok iken görüntüne ne gerek var. Görmeyen birinin kapıdan bakması neyi değiştirecek.

– Âmâ kelimesini sevmiyorum, körüm evet gördüğüm zamanlarda görüntünün yanıltığına şahittim. Gözler çoğu yerde beni yarı yolda bıraktı.

– Önce ışık vardır sonrasında ses gelir. Şu kara bulutlara bak zaman zaman ışık patlamaları oluyor devamında gök gürlüyor. Önce görüntü sonra ses gelir bu sıralama da bize bu durumu göstermiyor mu?

– Mevlana ses çavuş gibidir hep önden gider der.

– Bu sözün neyi kastettiğini bilmeden bağlamını okumadan bir yere varamayız.

– O halde sen bir örnek ver ben edebiyatçıyım örneğim benzer kaynaklar olacaktır.

– Aynı örnek üzerinden gideyim hanımefendi. Bulutlarda gördüğümüzün ne olduğunu tanımlamak için ışığın yönü veya yönelimi önemlidir. Zemine ulaşmışsa yıldırım bulutta kalmışsa şimşektir. Ses tek başına bu olayı anlamamız için yeterli değildir.

– Öyle ama o gök gürlemese kapalı bir mekânda ne işlevi vardır gözlerin, bir başka şeye ihtiyaç duyacaksın yani sese.

– Sesi kutsayıp durma üşüttün diyelim ya da ses tellerinde bir problem oluştu sonuçta görebilsen o beğenmediğin dürbün gerçeği sana sunacaktır.

– Bir şair “gök onları yanıltmaz” diyor yani ilahi bir bilgi iş görebilir.

– Başka şair “göğe bakalım” diyor, İmam Gazali göğe bakmanın faydalarını sıralar. Bunlar görmenin üstünlüğüne mi kapı aralıyor?

– Ses önemsiz değil ama görmek çok önemli.

– Ses yetersiz kalırsa sıralamada hislerim yine görüntüden önce gelir. Kapıdasın ses vermedin içimde ki ses aç der açarım.

– Seninle bir konuşmanın nihayete ermesi imkânsız. Her şeye bir cevabın var laf ebesi seni. Ses kutsaldır ama ben atalarımın sözlerine yaslanacağım şimdi. Annem haklısın dersen tartışma biter derdi. Babam kadınların haksız olduğu bir konuşmaya şahit olmadım cümlesiyle hatırıma geldi.

– Haklısın deyip kavga bitireceksin seni uyanık.

– Bu kez amacımın önünde ki engeli aşmak için kullanıyorum haklısın kelimesini.

– Engel nedir demeden amacın nedir diyeyim o zaman.

– Yemek yemek.

– Şu erkekler ve büyük mideleri. Kalbe giden yolu açmak neden kadınlara görev biçilmiş.

– Aslında doğru söylüyorsun.

– Bu cümle de amaç için mi?

– Tarih boyu erkeğin çabaları kadın kalbini kazanmak içindir şiir kadına yazılır, elde edilecek kadındır. Bildiğin örnekler olduğu için Mona ve Süreya yahut Tomris der susarım.

– Bazen kadın elde eden olur bu durumda formül iki kelimeden oluşur: Mide ve göz.

– Bak geldin mi dediğime sen şimdi gözün önemini savunuyorsun.

– Tam tersi göz kutsaması değil göz yanıltır ve kadın bu illüzyonu kullanır.

– Ses takliti de aynı işlevde o da yanıltıcı değil mi?

Yaklaşık aradan bir saat geçti, yemeğin üzerine kahve içmek için deniz kenarında bir pastaneye geldik.

 Güzelyalı adının hakkını verircesine manzara sunuyor, zaman zaman hanımeli kokularına iyot dolu rüzgâr sesi eşlik ediyordu. O güzelim deniz ses, görüntü, koku ve hatıralar kahve fincanımıza sindi.

– Yemek çok güzeldi.

– Kadın kulaktır Macit duymak ister, görmek ister mi bilmiyorum ama duymak ister.

– Erkek oyundur Halime, öğrenmeye gelmiş bir çocuk gibi haylaz ve meraklı. Diğer taraftan doymak ister yani tattır biraz da. Kulağı yani sesi öğrendim ayrıca hatırı da.

– Evlilik yıldönümümüz kutlu olsun o halde.

– Yetmiş yaşında ki bir insana bu kadar cümle kurdurtma Macit, uzun cümleler insanın ömrünü kısaltır.

Bahtiyar Burak ARSLAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir