Sokak Sanatçıları

Geçenlerde Ukrayna’da ünlü sokak sanatçısı Bensky’nin eseri duvardan sökülerek çalınınca dünyanın graffiti, yani sokak sanatçıları gündeme geldi. İngiliz vatandaşı olduğu söylenen ve gerçek kimliği bilinmeyen sokak sanatçısı Bensky’nin duvarları süsleyen eserleri içinde çiçek fırlatan eylemci resmi İngiltere’de posta kartı olarak da hazırlanmıştı.

Almanya’nın Köln şehrindeki duvar resimleri şehre gelen ziyaretçilerin de dikkatini çekmektedir. Özellikle Ehrenfeld semtinin hemen hemen bütün binalarını süsleyen resimlerde her türlü felsefeyi ve düşünce akımını görmek mümkün. Rengarenk ve birbirinden güzel resimler duvarlara sığmayınca cadde ve sokaklarda konulmuş elektrik trafolarının kapaklarına yapılmış. Sanatçılar her buldukları boşluğa ilk önce hayallerinde şekillenen çizgileri özenle yerleştirmişler. Bu tür sokak sanatçılarından para kazanmak isteyenler ise ünlü Köln Dom Kilisesi’nin meydanlığına giderler. Orada yere ya Hz. İsa’nın bir Avrupa’lıya benzeyen uzun saçlı sarışın portresini ya da dünyadaki bağımsız ülkelerin bayraklarını yaparlar. Türkler orada yoğun olarak bulunduklarından Türk bayrağını daha büyük ve üst tarafa çizerler. Her ülkenin vatandaşı kendi ülkesinin bayrağının üzerine para atar. İki yıl önce bir sokak sanatçısı tarafından yere çizilen Türk ve Azerbaycan bayrakları konusu da Alman gazetelerinde haber olmuştu. Alman gazetesine göre, güya kirli bir yere çizilen Azerbaycan ve Türk bayrakları “Erdoğan yanlısı bir milliyetçi Türk”, sokak satıcısından silmesini istemiş, tartışma yaşanınca da olay yerine polis gelmişti. İlk defa bir sokak sanatı polislik oluyordu. Allah’tan sokak sanatçısı ile olaya müdahale eden Türk aralarında anlaşmış ve polis de olay yerinden gitmişti.

Sabahları boydan boya yürüdüğüm Kalk semtinde metroya yakın bir binanın ön yüzüne Alman yeni romantik sanatının en büyük temsilcilerinden biri olan Caspar David Friedrich’in “Bulut Denizine Düşen Seyyah” eseri yapılmış. Ressam 174 yılında Greisfald’da doğmuş ve 1840 yılında Dresden’de ölmüş. Almanya’da bir fikir ressamı olarak görülen Caspar David “Bulut Denizine Düşen Seyyah” eserini 1818 yılında yapmış. Onun eserlerinde doğaya gerçek bir ruhani ve felsefi yaklaşım vardır. Yaptığı uzun yürüyüşler sırasında gördüğü manzaraları tuvale yansıtmıştır. İyi bir romantik sanatçı olarak resimlerinde kendine insanlık durumu hakkında sorular da sormaktadır. “Bir Bulut Denizini Düşünen Seyyah” adlı eserinde karakterin doğaya hükmettiği düşünülebilir ama gerçekte kendisini çevreleyen uçsuz bucaksızlığın karşısındaki acizliği resmetmiştir.

O duvarın önüne her gidişimde bu devasa resmin önünde durur, özellikle kıyıda yan yatmış kırmızı beyaz sandala bakarım. Caspar David’in orijinal resminde kahverengi bir kayanın üzerine çıkmış eli bastonlu seyyah bütün vadiyi sarmış bulutları hayranlıkla izlemektedir. Bu duvar resminde ise aynı seyyah elinde cep telefonu ile Dom Kilise’sinin karşısında durmuş ve aradaki fırtınaya boğulmuş Ren Nehri’ne bakmaktadır. Hangisi daha gerçekçidir ve daha iyi bir resimdir bilemem. Ama iki resimdeki insanın doğaya bakışı ve sükûneti beni çok düşündürmektedir. Gelecek sanal alemde şekillenirken sokaklar da bir fikir yarışına girmiş görünmektedir. Belki de bu nedenle Bensky’nin ünlü eseri duvarla birlikte çalınmıştır. İnsan hem kendisini duvarlar arasında hapsedecek hem de doğa ile buluşacaktır. Hayat böyle renkli, böyle karmaşık ve böyle çelişkilidir. Bu çelişki ve karmaşayı elbette ki yaptıkları eserlerle sanatçılar izah etmeyeceklerdir. Ama onlar renklerle bizi yeniden tabiata yönlendireceklerdir. Gittikçe teknik içinde boğulan insanlık için bu kurtuluş olabilir.

Orhan ARAS

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir