Üniversite Üzerine-III: Sanayi Devrimi Sonrası Üniversite

İngiliz, James Watt’ın 1765’de buhar makinesini icadı, Endüstri devriminin başlangıcı olarak kabul edilir. Dört endüstri döneminden bahsedilir, bu dönemler:

  1. Endüstri Devrimi :(1765-1840)
  2. Endüstri Devrimi : (1840-1945)
  3. Endüstri Devrimi : (1945-1980)
  4. Endüstri Devrimi : (1980- …….)

Endüstri Devrimi öncesinde hükümran olan anlayış, bios theoretikos (teorik hayat), temaşa hayatı, yarar gözetmeyen, varlığı hikmet nazarıyla temaşa eden hayat tarzı. Endüstri devrimi sonrasında bios praktikos (pratik hayat) yarar gözeten hayat tarzı hükümran oldu ve üniversite de bu anlayış yönünde evrilmektedir. Ancak bilim tarihinden biliyoruz ki, yarar gözetmeyen hayat tarzının hükümran olduğu dönemdeki bilimsel çalışmaların insanlığa katkısı daha büyük olduğu söylenebilir.

İslam Dünyasının üniversitesi, medreselerden oluşan bir birlik/külliye idi. ‘Medrese’nin kelime kökü derstir. Medrese anlamını ders kökünden alır. Ders, bir şeyi kavramak üzere, üzerine kapanmak anlamına gelmektedir. “Metre” nasıl uzunluğun birimi ise, “ders” de eğitim-öğretimin ölçü birimidir. Medrese, dershane, dersiam, müderris sözcüklerinin kökü “ders”tir. Kredi kavramı, ders ölçü alınarak tanımlanır. Eğitim-öğretimin ölçüsü olan “ders” kavramı, İslam Medeniyetinin insanlığa bir katkısıdır.

K. Jaspers’e (1883-1969) göre üniversite, bilim adamları ve öğrencileri ile birlikte hakikati (aletheia) aramakla yükümlü bir topluluktur. Hakikate ulaşma çabası sistematik olarak sürdürülür. Ancak hiçbir zaman mutlak anlamda, hakikate ulaşılamaz. Thomas Kuhn’un (1922-1996) bilim felsefesinden bilinmektedir ki, bilim tarihi, devrimsel olarak, paradigma değişimlerinin tarihidir. Örneğin Newton’un (1642-1727) Principia (1687) adlı eseri Batı kültüründe İncil (Bible), Newton ise Bilim Peygamberi (Prophet of Science) olarak nitelendirilmiştir. Ancak Einstein (1879-1955) Paradigması Newton mekaniğini yıkmıştır, ve tam zıttı kavramlar üzerine oturmaktadır. Şöyle ki, Newton mekaniğinde, kütle, uzunluk ve zaman değişmeyen/mutlak büyüklükler olarak bilinir. Ancak Einstein fiziğinde bu büyüklükler değişkendir, mutlak büyüklükler değildir.

Araştırma, bitimsiz bir hakikat yolculuğudur. Araştırma sonucunda varılan yer, hakikat olarak kabul edilir. Varılan yer nihai nokta değildir. Hakikat hep daha ötede bir yerdedir. Hakikat arayışı, iç içe geçmiş katmanları açma yolculuğudur. Her bir paradigma bir katı açmaktadır sanki. Biz burada hakikat kavramını bu anlamda kullanıyoruz. Hakikat kendini gizler. Araştırma bu gizi açma çabasıdır. Aletheia (hakikat), zaten varolan ve orada, ötede duranın üzerini açma çabasını dile getirir. Araştırma sistematik bir çalışmadır ve üniversitenin en önde gelen ilgi alanıdır. Hakikatin kapsamı biliminkinden daha geniş olduğundan, bilim adamı, insan olarak, kendisini sadece uzmanlığa değil, hakikate adamak zorundadır. Üniversitenin hakikat arayıcılığı, bütün insani varlığı ile mensuplarından sahici bir adanmışlık ister. Üniversitenin ikinci ilgisi öğretimdir. Çünkü hakikat yolculuğunda varılan bilgiler aynı zamanda nakledilmelidir.

Durmuş Günay
Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir