Zihin Putları

Çare? Zindanımızı yıkmak, mimarı ve işçisi cehaletimiz olan zindanı. Bu zincirleri ne zaman kıracağız? Kendi kendimize vurduğumuz zincirleri. Önce kendimizi tanımalıyız. (…)Kendini tanımak, önyargıların köleliğinden kurtulmaktır, önyargıların ve yalanların.”
Cemil Meriç

İnsan, toplumsal hayatın içinde kimi zaman bilinçli, çoğu zaman ise bilinçsiz olarak ideolojilerin içinde kendini bulur. Bu kavramın kökenini açıklayanlardan birisi de Francis Bacon’dur (1561-1626).

Dış dünyaya ait durumların algılar etkisinde olduğunu belirleyen Bacon,  zihinde yer alan önyargıları birer “idol” olarak tanımlar. Bacon bilimde ilerlemenin ve gerçeğin bilgisine ulaşmanın yolunu, zihindeki bu önyargılardan kurtulmada bulur.

Skolastik çağda, doğru bilgiye ulaşmanın ve bilginin doğruluğunu kanıtlama yolunun sadece tümdengelimci Aristoteles mantığı olduğu düşünülürken, Francis Bacon “tabiatın hakimi ve yorumlayıcısı olarak insan, hem nesneleri hem de zihnin işleyişini dikkate alarak tabiatın düzeni üzerine yaptığı gözlemleri kendisine izin verdiği ölçüde tümevarıma anlayabilir” demiştir. Modern felsefede Francis Bacon’u değerli kılan da bu yöntemidir. Bacon “Doğru yolda giden bir topal, yoldan çıkan süratli bir kişiyi yarışta geçer ve doğru yolda koşmayan birinin ustalığı ve hızı da onun hatasını arttırmaktan başka bir işe yaramaz” sözüyle doğru yöntemin önemini vurgular. Hakikate ulaşma yolunu matematik  üzerinden gösteren Bacon, insan zihnini kuşatan ve onda derinlemesine kök salmış olan idollerin, insanı yanlışa yönlendirdiğini söyler.

Önyargılar, peşin hükümler, kalıpyargılar insanın doğruya ulaşmasını engelleyen birer zihnin putlarıdır. İnsan, doğruya ulaşmak için öncelikle bu idollerden yani putlardan kurtulmalıdır. Bacon’ın gruplamasına göre insan zihninde dört çeşit idol yani put vardır: Birincisi Soy, ikincisi Mağara, üçüncüsü Çarşı-Pazar ve son olarak Tiyatro idolü…

Soy (Kabile) İdolleri, insanın doğayı belirli kalıp ya da peşin hükümlere göre algılamasıdır. Gelenekten gelen görüşler, araştırma yapmaksızın kabul edilir. Bacon’a göre insanlar, gerçek olmasını istedikleri şeylere inanma, bunları doğru kabul etme, hatta bunların var olduğunu kanıtlama meyli taşırlar. İnsan adım adım düşünerek ve zahmetli bir şekilde delil bulmak yerine, acele yargılarda bulunmaya eğilimlidir. İnsanoğlunun doğal yapısından gelen bu zayıflıklar ve eğilimler zor da olsa yeniden düzenlenebilir.

Mağara İdolleri, kişiden kişiye göre değişen, bireylerin aile geçmişleri, hayat deneyimleri, eğitimleri, yetiştiriliş tarzları, cinsiyetleri, dinleri, sosyal sınıfları ve benzeri özelliklerine bağlı ön yargıları ve inançlarıdır. Her bir birey, eğitimden, diğer kişilerle olan ilişkilerden, otoriteden ve benzeri etki ve koşullardan mağara idolleri elde eder. Böylece insan kendi mağarasını oluşturur. Bu mağara putları kişinin gelişmesini, daha geniş bir pencereden olgulara bakmasını engeller ve onu dar görüşlü yapar. Bacon’a göre bazı insanlar farklılıkları ayrıştırmada, bazıları ise benzerlikleri bulmada aşırılığa gider. Şu halde insanın kendi kendine oluşturduğu cehalet mağarasından çıkması ile gerçekler bilinebilir. 

Çarşı-Pazar İdolleri, insanların birbirleriyle olan ilişkilerinden ve bu ilişkinin temelinde yer alan dilin kullanımından ortaya çıkan idollerdir. İnsanlar, var olmayan şeylere verilen yanıltıcı isimlerle mantıklı düşünmenin önüne engel koyarlar. Bu türden terimler, zihnimizde şeylerin olduğu gibi doğru anlaşılmasını engeller ve insanı yanlışa sürükler. Bacon bilim insanının terimleri gerçek anlamları içinde ve abartmadan kullanmasını bu yüzden çok önemli bulur.

Tiyatro İdolleri ise insan zihnini saran, sorgulanmadıkça dogmalara dönüşen, çeşitli felsefi düşünceler ile ideolojilerdir. Otorite kurmuş sistemlere körü körüne inanmak bu önyargı tipindendir. İnsanlar yanlış ideolojileri benimsemeye yatkındırlar. Tiyatro idolleri bu yüzden doğuştan değil, kültürel olarak kazanılır ve aktarılır.

Bu idollerin/putların farkına varamayan insan zihni, ortada ikna edici ve bol miktarda delil olmasına rağmen, önyargılarla doğru düşünceleri reddeder. Peki bu idollerden/putlardan kurtulma imkanı var mıdır? Bacon’a göre insan, beklentilerini, korkularını ya da ümit ettiği şeyleri doğaya yüklemeyerek önyargılardan kurtulur.

Sonuçta insan, zihnini idollerden/putlardan temizlemesi gerekir. Bacon bu amaçla önyargılara karşı savaş açar, deneyle insan aklının bilime ulaşabileceğini söyler; insanın bilgi sayesinde, doğanın başardığını başarmasını akıl sayesinde mümkün görür. İnsan, yanlış düşüncelere kapılmadan, olgular arasında ilişkileri yavaş ve doğru adımlarla, aklın doğasına uygun olarak belirlerse, tümevarım yoluyla bilimsel düşünceye ulaşabilir.

Metin KAZAN

Hamiş: Amacı yüksek makam sahibi olmak olan Bacon, hukukçu Coke’dan makamı devralmak ister… Bacon ‘kraliyet ailesinin imtiyaz sahibi olması gerektiğini’ söylerken, Coke “kimse hukuk karşısında imtiyaz sahibi olamaz” diyerek hukukun üstünlüğünü savunur. Bu yaranmacı tutumu ile Bacon, hukukçu Coke’u koltuğundan edip, önce başsavcı, daha sonra İngiltere başyargıcı olur. Ancak kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz. Bacon’a makamlar verenler bir bir ölünce, yerine gelenler onu rüşvetçilikle suçlayıp onu hapsederler. Daha sonra serbest kalır. Francis Bacon,  acılarla olgunlaşır ve kendini felsefi düşüncelere vererek eserlerini yazar.

Kaynaklar

– Bacon Francis, Novum Organum, çev. Sema Önal, Say Yayınları, İstanbul., https://bilimveutopya.com.tr/ yontemini-arayan-dusunce-francis-bacon,

– Ömer Yıldırım Sosyoloji, “Felsefeye Giriş”, https:// dusundurensozler. blogspot.com/ 2008/01/ francis-baconun-idol-retisi-ebru-erol.html

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir