Behram Nesibov: Karabağ’ın Ölümsüz Sesi

Ünlü Azerbaycan sanatçısı Behram Nesibov, 1946 yılında Fuzuli ilçesinin Aşağı Refedinli köyünde dünyaya geldi. Müziği doğuştan ruhunda taşıyordu; babası ve amcası usta tarzenlerdi. Ancak kader, bu müzik dolu aileye erken yaşta bir hüzün bıraktı. Behram, hem babasını hem de amcasını küçük yaşta kaybetti. Bu acı, onun içinde sönmeyen bir kıvılcım gibi kaldı.

Liseyi bitirdikten sonra, hayallerinin peşinden Bakü’ye gitti. Azerbaycan Devlet Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde, büyük besteci Soltan Hacıbeyov’un öğrencisi oldu. Tiyatro bölümünde eğitim alsa da müzik onun gerçek diliydi. Ve orada, o öğrenci yıllarında, kalbinden süzülen ilk bestesini yazdı: “Karabağ”. Sözleri de müziği de ona aitti. Kendi sesiyle söyledi, kendi elleriyle tardan döktürdü notaları. Şarkısını ilk kez enstitü yurdunda çaldığında, yalnızca öğrenciler değil, yurtta güvenlik görevlisi olarak çalışan Ermeni de bu ezgiye kayıtsız kalamamıştı. Ancak güvenlik görevlisi, bu saf ezgiye gölge düşürmek istedi. Besteye birkaç Karabağ Ermenisi’nin adının eklenmesini talep etti. Behram’ın yanıtı net ve dik duruşluydu: “Karabağ’a adanmış bir şarkıya neden Ermeni adı ekleyeyim ki?”

Bu sözler, onu yurt kapısının dışına attı; o günden sonra, ileride Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Halk sanatçısı unvanını alacak olan ünlü hanende Arif Babayev ile birlikte kiralık bir evde yaşamaya başladı. Bu yalnızlık, onun yaratma gücünü bastırmak yerine büyüttü. Acısını, özlemini ve inancını notalara dökmeye devam etti.

Ne yazık ki, öğrenciliğinin son yılında yaşadığı bir tartışma nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Fakat bu durum onu yıldırmadı. 1970 yılında Şahnaz adlı müzik grubunu kurarak sanata yön vermeye devam etti. Gitar, tar ve piyanoda usta bir şekilde çalabiliyordu.

Kızı Güldeste Nesibova anlatıyor babasının sıradışı ilham hikayesini. Onun eserleri çoğu zaman gerçek hayatın içinde değil, rüya ile gerçeğin arasındaki ince çizgide ortaya çıkardı. Tıpkı bir gece gördüğü o unutulmaz rüya gibi…

“Babam bir gece rüyasında ünlü sanatçı Ebülfet Aliyev’i görüyor. Elinde def, sahnede söylüyor:

Olaram derde hemdem,
Seni gemli görende.
Üreyimi üzer gem,
Seni gemli görende.

Boran olar, gar olar,
İşim ahu-zar olar,
Mene dünya dar olar,
Seni gemli görende…

Sanki gerçekmiş gibi… Sahnenin ışıkları, insanların bakışları ve Ebülfet Bey’in sesi – hepsi rüyanın içinde bir hakikat gibiydi. Şarkının hem sözleri hem melodisi orada, o an ortaya çıkıyor. Babam uyanır uyanmaz, sanki bir mucizeden çıkmış gibiydi. Hiçbir şeyi unutmamıştı. Rüyada nasıl duymuşsa, birebir aynı şekilde kaleme aldı. Sanki o ses rüyadan değil, gökten inmişti.”

Kısa sürede besteleri Azerbaycan müziğinde dilden dile dolaşmaya başladı: “Ay deli Ceyran”, “Eşgimin baharı”, “Ay geciken mehebbetim”, “Hatırla meni”, “Şahnaz”, “Seni Gemli görende”, “Gal, sene gurban” ve daha niceleri…

Behram Nesibov hayatı boyunca 300’e yakın eser besteledi, üstelik büyük kısmının sözleri de kendisine aitti.

Ancak Sovyet döneminde müzik eğitimi olmayan biri, kendi adını besteci olarak duyuramazdı. Bu yüzden onun eserleri seslendirildi ama adı uzun yıllar gizli kaldı. Ta ki son nefesini vermeye yaklaşana dek…

1993 yılında Fuzuli’nin Ermeni işgaline uğraması, onun kalbinde derin bir yaraydı. Bu sarsıntı, beyin kanaması geçirmesine neden oldu. Beş yıl yatağa bağlı yaşadı. Ama sesi, onun ardından yaşamaya devam etti.

Hastalığı ilerlediğinde, eşi ve oğlu Adil harekete geçti. Adil, babasının yazdığı tüm şarkıları çeşitli kaynaklardan topladı ve kasetlere kaydettirdi. Behram o kasetleri dinledi, her şarkı çaldığında sadece başını sallayarak “Evet, bu benim,” dedi. Dört kaset tamamlandığında ise artık konuşamayacak kadar zayıftı. Bir gün gözleriyle eşine bakarak fısıldadı: “Refige… seni çok üzdüm. Beni affet.” Sonra sessizliğe büründü. Komaya girdi… 1998 yılında, 52 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Ve bugün… “Karabağ” şarkısı sadece bir melodi değil; özgürlüğün, zaferin, hatıraların sesi oldu. 44 Günlük Vatan Savaşı sırasında cephedeki askerlerden şehir meydanlarına kadar herkesin dilinde aynı şarkı vardı: “Anadır arzulara her zaman Karabağ…”

Bu ölümsüz eser, Azerbaycan’ın yeniden doğuşunun simgesi haline geldi. Şuşa’da, Bakü’de, yurt dışında yapılan resmi törenlerde bu şarkı yankılandı. Ancak bu kez bir tehlike daha belirdi: Şarkı, Ermeni şarkıcı Gor Yepremyan tarafından “Sirun jan” adıyla sahiplenildi. Behram Nesibov’un kızı, gazeteci Güldeste Nesib, bu olaya sert tepki gösterdi. “Babam bu şarkıyı 60’lı yıllarda yazdı, 1972’de telif başvurusunda bulundu. Şarkının sözleri ve müziği ona ait. Bu artık sadece onun değil, tüm Azerbaycan halkının malıdır,” dedi.

Azerbaycan Kültür Bakanlığı ve Fikri Mülkiyet Ajansı, bu açık hak ihlaline karşı harekete geçti. Ortak bir açıklamayla, eserin telif haklarının çiğnendiğini dünyaya duyurdular. Çünkü artık bu eser sadece Behram Nesibov’un değil, özgürlüğünü yeniden kazanan Karabağ’ın sesiydi…

Ve bu hikayede unutulmaması gereken bir şey daha var: “Karabağ” ya da halkın belleğinde yer ettiği adıyla “Anadır arzulara her zaman Karabağ”, ilk kez 1968 yılında yazıldı. Şarkıyı 1972’de ilk kez seslendiren, Behram Nesibov’un dostu ve kader ortağı Arif Babayev’di.

Aradan yıllar geçti, acılar büyüdü, özlemler derinleşti. 2009 yılında, bu şarkı sınırları aşarak Türk dünyasına ses verdi. TRT’nin öncülüğünde hazırlanan “Türk Dünyasında Savaşların Müzikteki İzleri” adlı albüme dahil edildi. Bu kez, Türkiye’den Ali Haydar Gül’ün yorumuyla yankılandı.

Sevgilim seyre çıxag burda gel ilk baharı *Gül açıb ömrümüzün en şirin arzuları.

Anadır arzulara her zaman Karabağ Danışan dil dodağım tar, kaman Karabağ Karabağ can Karabağ ana yurdum… Karabağ can Karabağ ana yurdum…

Bu çemenlerde gezir Vagifin şuh gözeli Ruhunu burdan alır Natavanın gezeli.

Anadır arzulara her zaman Karabağ Danışan dil dodağım tar, kaman Karabağ Karabağ can Karabağ ana yurdum… Karabağ can Karabağ ana yurdum…

*** 

Bir öğrenci yurdunda doğan bu şarkı, şimdi bir halkın kaderini anlatıyor.

Çünkü Karabağ, sadece bir toprak değil, bir milletin özlemi, annelerin duası, şehitlerimizin sesinin ölümsüzlüğüdür.

Doç. Dr. Günay MAMMADOVA

5 Comments

  1. Kumuk Reply

    Azerbaycan şarkılarını zevkle dinlemekle beraber, şarkının bestecisi söz yazarı hakkında maalesef bilgi sahibi de değildim.. sizin sayenizde kalbimizde taht kurmuş güzel şarkıların yazarlarını besteciler ve hikayelerini de öğrenmiş olduk yüreginize sağlık günay hanımefendi👏👏

  2. Elşad Qəhrəmanov Reply

    Dəyərli və hörmətli Günay müəllimə,
    Sizin Naxçıvandan Qarabağa uzanan bilginiz, musiqi sənətinə göstərdiyiniz dəyər və bu zəngin xəzinəni oxuculara, tələbələrə sevgi ilə ötürməyiniz insanı qürurlandırır. “Bəhram Nəsibov – Qarabağın ölümsüz səsi” adlı məqalənizi böyük məmnuniyyətlə oxudum. Hər sətirdə həm araşdırma dəqiqliyi, həm də Qarabağ ruhuna duyulan ehtiram hiss olunurdu.
    Bəhram Nəsibovun bəstələri mənim uşaqlığımın unudulmaz nəğmələridir. O melodiyalar ki, illər keçsə də yaddaşdan silinmir, insanın içində doğma bir nisgil, bir sevinc kimi yaşayır. Sizin qələmə aldığınız yazı isə o nəğmələrə yenidən can verdi, onları bir daha ruhumuzda səsləndirdi.
    Sizə bu dəyərli fəaliyyətinizdə uğurlar arzulayıram. Qələminiz daim yazsın, sözünüz Qarabağ kimi uca və əbədi olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir