Salat ve namaz birbirinden tamamen farklıdır. Salat ve namaz tamamen aynıdır. Bu iki cümle de birbirini tamamlamıyor. İkisinin manası da net, anlaşılır ve doğru değil.
Salat ve namaz birbirinin aynısı kavramlar değil, evet. Allah’ın emri olan “salat-ı ikâme” bizim namaz kılma ifadesinden anladığımızın yarısını bile karşılamıyor. Namaz kılmak deyince biz Allahuekber deyip, Esselamu … rahmetullah diye bitirmeyi anlıyoruz. Arada şunu okuyacaksın, eğilip kalkacaksın. İyi hoş da bu ne, niye bir insan böyle bir şey yapar?
Burasının kapalı oluşu bugün gerçekleşen bir şey değil. Peygamberimiz kendi mescidinde namaz kılanların bazılarına “git tekrar kıl, bu namaz olmadı” dediği kayıtlı hadis kitaplarında. (A ben ilahiyatçıydım hadis kabul etmiyordum tüh) salat (ne ise) onu ikâme edin ifadesini şöyle anlıyorum. Kaim, ayakta olmak, ikâme ayakta tutmak, ayakta tutulmak demek. Salat, dua, zafer, başarıya götüren yardım gibi anlamlara geliyor. Bu durumda salatı ikâme, kişinin kendini Rabbine bağlayarak dünyada Allah’ın istediği gibi bir insan olma mücadelesini vermesi, bunun için de Allah’ın yardımını istemesi anlamına geliyor. Bu yardımlaşma 1 saat değil, 1 günün tamamını kapsayan bir durum. Günün tamamında kişi Rabbiyle bağ halindedir. Bağsızlık da bir bağ halini ifade eder.
Dolayısıyla namaz kılma ifadesi, salat ikamesinin belirli ritüel halini ifade ediyor bizde. Diğer tarafını ise “takva” ile ifade ediyoruz. Bu şu demek.
Kişi beş vakit Rabbini andığı, ona bağlandığı (Peygamberin gösterdiği gibi) zaman salat ikamesinin bir bölümünü yerine getirir. Günün geri kalanında takva halini bulamazsa salat ile ikame olmaz. Rabbi ile bağını koparır. Bu yüzden orjinal ifadesi ile “eqîmû es-sâlât” emri Türkçe’ye namaz kıl olarak çevrildiği için değil, biz namazı mescidin ve beş vaktin dışına çıkarmadığımız için bugün eksik tercüme edilmektedir.
Bu eksiklik dilin değil, bizdeki dinin eksikliğidir. Bunun tamamlanması için biz beş vakit dışındaki zamanlarda takva halini yeniden inşa etmemiz gerekmektedir. Namaz kılıp rüşvet istemek, namaz kılıp hak yemek Kuranın “ikâme” emrini çiğnemektir.
Hangisi daha kötü? Beş vakti ifa edip 23 saati boşlamak mı yoksa 23 saati doldurup beş vakti boşlamak mı? Birini yapan Müslüman değilse öbürünü yapan da öyle. Hesabı doğru yapalım. Tutarlı olalım.
Ahmet BAYRAKTAR

Son Yorumlar